Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Ekonomist Hakan Çınar, TGRT Haber canlı yayınında Mart ayı enflasyon rakamlarını, küresel piyasalardaki belirsizlikleri ve Türkiye ekonomisinin mevcut durumunu değerlendirdi. Mart ayında gıda fiyatlarındaki nispi sakinliğin enflasyona olumlu yansıdığını belirten Çınar, asıl zorlu sürecin Nisan ayında başlayacağı uyarısında bulundu.

Mart ayında gıda enflasyonundaki gerilemenin toplam enflasyon verilerini olumlu etkilediğini ifade eden Hakan Çınar, ancak enerji ve taşımacılık maliyetlerindeki artışların henüz piyasaya tam olarak yansımadığını vurguladı. Çınar, "Nisan ayı zor geçecek. Enerji maliyetlerindeki artışlar ve savaşın küresel ekonomideki yansımaları fiyatlara kademeli olarak dahil olacak. Nisan ayından iyimser bir tablo beklemek maalesef güç" değerlendirmesinde bulundu.

Merkez Bankası’nın yaklaşan faiz toplantısına ilişkin de görüşlerini paylaşan Çınar, mevcut ekonomik konjonktürde faiz indirimi beklemediğini belirtti. Savaş ortamının yarattığı belirsizlik ve enflasyonun geldiği noktanın faiz indirimi için uygun olmadığını savunan Çınar, "Savaş ortamında faiz indiriyor olmak fazla cesaretli bir duruş olur. Halkın geleceğe dair endişeleri sürerken ve tüketim eğilimleri daralırken, Merkez Bankası’nın temkinli duruşunu koruması beklenebilir" dedi.

Küresel piyasalarda "güvenli liman" algısının zayıfladığını dile getiren Hakan Çınar, yatırımcıların belirsizlik nedeniyle temkinli hareket ettiğini belirtti. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin küresel enerji arzını tehdit ettiğini hatırlatan Çınar, Türkiye’nin bu süreçte stratejik bir enerji koridoru olarak öne çıkabileceğine dikkat çekti: "Türkiye bir alternatif haline gelebilir. Özellikle Kerkük-Ceyhan hattındaki sevkiyat, Türkiye'nin stratejik önemini artırıyor. Bu durumu iyi okumalıyız. Ancak diğer taraftan, küresel krizin Türkiye ekonomisi üzerindeki maliyetlerini ve rezervler üzerindeki baskıyı da göz ardı etmemek gerekir."

Türkiye’nin altın rezervlerindeki düşüşe de değinen Çınar, mevcut risklerin farkında olunması gerektiğini belirterek, "Altın rezervlerinde bir gerileme olduğu bir gerçek. Paniğe gerek olmasa da, kaynakların sonsuz olmadığını ve risklerin yönetilmesi gerektiğini kabul ederek hareket etmeliyiz" ifadelerini kullandı.