Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
ABD ile İran arasında tırmanan gerilim, küresel piyasalarda yön arayışını sürdürürken Washington’dan gelen açıklamalar bu dalgalanmayı daha da derinleştiriyor.
Financial Times yazarı Robert Armstrong’a göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a ilişkin peş peşe gelen ve birbirini bozan açıklamaları yatırımcıların kafasını karıştırıyor. Ama ilginç olan şu: Bu çelişkili mesajlar yine de piyasalarda güçlü hareketler yaratabiliyor.

Haftanın başında piyasalar, Trump’ın sert tehdidiyle karşılaştı. ABD Başkanı, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açmaması durumunda ülkenin sivil altyapısının hedef alınabileceğini söyledi. Bu sözler doğal olarak küresel risk algısını yükseltti.
Ancak kısa süre sonra tablo değişti.
Trump, saldırı planından vazgeçildiğini açıkladı. Gerekçe olarak ise İran ile “derinlemesine, detaylı ve yapıcı” görüşmeler yürütüldüğünü öne sürdü.
İran devlet medyası bu görüşmelerin gerçekleştiğini hemen yalanladı. Ama buna rağmen piyasaların tepkisi oldukça netti.

Trump’ın saldırı planının rafa kaldırıldığını duyurmasının ardından küresel piyasalarda risk iştahı hızla arttı. ABD hisse senetleri yükseldi, tahvil getirileri geriledi ve Brent petrolün spot fiyatı yaklaşık yüzde 10 düştü.
Piyasalardaki korku seviyesini ölçen VIX endeksinde ise sert bir geri çekilme yaşandı.
Yani doğrusu şu: Açıklamanın gerçekliği tartışılsa bile yatırımcılar haberin yarattığı ihtimali satın aldı.
Armstrong, benzer bir durumun iki hafta önce de yaşandığını hatırlatıyor. Trump o dönemde savaşın “neredeyse tamamen bittiğini” söylemiş, bunun üzerine riskli varlıklar değer kazanmıştı. Ancak yalnızca bir gün sonra açıklamalar tersine dönmüş ve piyasa dengesi yeniden değişmişti.

Peki yatırımcılar, doğruluğu belirsiz açıklamalara rağmen neden bu kadar hızlı pozisyon alıyor?
Armstrong’un dikkat çektiği bir analiz bu soruya kısmen yanıt veriyor. Deutsche Bank’tan Maximilian Uleer ve ekibinin hazırladığı bir endeks; S&P 500, 10 yıllık ABD Hazine tahvili, kısa vadeli enflasyon beklentileri ve başkanlık onay oranını birlikte ele alıyor. Bu göstergeler Trump üzerindeki siyasi ve ekonomik baskının giderek arttığını ortaya koyuyor.
Yani başka bir ifadeyle, Trump’ın “barış yakın” mesajları biraz da bu baskının sonucu olabilir.
Financial Times yazarına göre piyasaların tepkisini açıklayan üç temel neden var:
Birincisi: Açıklamalar doğru olmasa bile, ABD yönetiminin gerilimi büyütmek yerine bir çıkış yolu aradığına dair sinyal veriyor.
İkincisi: Yatırımcılar haberin yanlış olma ihtimalini yüksek görse bile, kalan küçük olasılık bile fiyatlamayı değiştirmeye yetiyor.
Üçüncüsü: Piyasa aktörleri işlem yapmak zorunda. Haber spekülatif olsa bile kısa vadeli fırsatlar doğurabiliyor.