Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Wall Street’te yatırımcıların gözü giderek daha fazla 2026’ya çevrilmiş durumda. Büyük teknoloji hisselerinde sert bir düzeltme yaşanabileceği ihtimali, piyasaların kulislerinde sıkça konuşuluyor. MarketWatch yazarı Brett Arends’e göre, bu endişeyi ciddiye alan yatırımcılar için küçük ölçekli ve görece ucuz hisseler, yani small-cap value tarafı dikkat çekici bir fırsat sunuyor.

Arends, piyasa değeri düşük olmasına rağmen kâr, satış ve temettü verimi açısından makul seviyelerde işlem gören bu şirketlerin tarihsel olarak en ucuz dönemlerinden birini yaşadığını vurguluyor. Yani mesele bir tahmin ya da sezgi değil; ortada somut veriler var. Bu tabloyu anlatmak için iki önemli endeksi karşılaştırıyor: Düşük sermayeli şirketleri kapsayan S&P SmallCap 600 ile ABD’nin en büyük şirketlerini barındıran S&P 500. Aradaki değerleme farkı, 1990’ların sonundaki dot-com çılgınlığı döneminde görülen seviyelere kadar açılmış durumda. FactSet’in analizleri de bu ayrışmayı net biçimde ortaya koyuyor. Rakamlar çarpıcı: Büyük ölçekli büyüme hisselerinde fiyat/kazanç (F/K) oranı 26 seviyesindeyken, küçük ölçekli değer hisselerinde bu oran 12,5 civarında. Yani değer hisseleri, büyüme hisselerinin neredeyse yarı fiyatına işlem görüyor.

Arends’e göre piyasalarda tehlikeli bir iyimserlik havası hâkim. Bu görüş yalnızca ona ait değil. Silver Beech yatırım firmasından James Hollier ve James Kovacs, mevcut hisse senedi değerlemelerinin şirketlerin temel göstergelerinden tamamen koptuğu uyarısında bulunuyor. Cove Street Capital’den Jeffrey Bronchick ise, bu aşırılığa örnek olarak Bitcoin yatırımlarıyla öne çıkan Strategy şirketini gösteriyor. Bronchick, şirketin geldiği noktayı “dünyada yanlış giden pek çok şeyin mükemmel bir özeti” sözleriyle tanımlıyor. Şirketin, asıl faaliyet alanı olan yazılımı geri plana itip bilançosunu büyük ölçüde borçlanarak Bitcoin’e endekslemesi, hisse fiyatını da doğrudan bu spekülatif varlığın performansına bağlamış durumda. Nitekim Bitcoin’deki düşüşle birlikte Strategy hisseleri geçen yıl yüzde 49’un üzerinde değer kaybetti. Pek çok analist bu durumu, piyasalardaki aşırı finansal mühendisliğin bir sonucu olarak yorumluyor.

Arends’in dikkat çektiği bir diğer nokta da piyasalardaki yoğunlaşma riski. Bugün en çok konuşulan sekiz büyük şirket — Nvidia, Apple, Microsoft, Alphabet, Broadcom, Meta, Tesla ve Amazon — S&P 500 Endeksi’nin yaklaşık yüzde 35’ini oluşturuyor. Bu da endekse yatırılan her 1.000 doların 347 dolarının yalnızca bu sekiz şirkete gittiği anlamına geliyor. Özellikle Tesla’nın yaklaşık 210 gibi son derece yüksek bir F/K oranıyla işlem görmesi, piyasalardaki dengenin ne kadar hassas hale geldiğini açıkça gösteriyor.

Arends, dot-com balonuna dair anıların bugün biraz çarpıtıldığını söylüyor. O dönemde de en yüksek değerlemeye sahip şirketlerin büyük kısmı, bugünkü devler gibi gerçek iş modellerine ve kayda değer kârlara sahipti. Asıl ders ise piyasadan tamamen kaçmak değil. Tarihsel veriler de bunu destekliyor. 2000 yılında teknoloji balonu patladığında büyük ölçekli büyüme hisseleri yüzde 22 değer kaybederken, küçük ölçekli değer hisseleri yatırımcısına yüzde 22 getiri sağlamıştı. 2001’de de tablo benzerdi: Büyük hisseler yüzde 13 düşerkn, küçük şirketler yüzde 14 yükseldi.