KAYNAK:
AA
|
GİRİŞ:
12.09.2026
saat ikonu 10:22
|
GÜNCELLEME:
12.09.2026
saat ikonu 11:25

Demokrasiye vurulan 12 Eylül darbesi: Yaşı büyütülüp idam edilenler, yarım kalan mektuplar...

Türk siyasetinin en karanlık dönemlerine tanıklık eden ve ardından müzeye dönüştürülen Ulucanlar Cezaevi, 12 Eylül darbesinin 46. yılında yaşanmışlıkları, idam mahkûmlarının son mektuplarını ve insanlık dışı uygulamaların izlerini sergilemeye devam ediyor. Yaşı büyütülüp asılan gençlerin, yarım kalan mektupların ve hücrelerdeki direnişin adresi olan Ulucanlar’ın kanlı hafızası, o günleri bizzat yaşayan mağdurların tanıklıklarıyla bir kez daha dile geldi.

KAYNAK:
AA
|
GİRİŞ:
12.09.2026
saat ikonu 10:22
|
GÜNCELLEME:
12.09.2026
saat ikonu 11:25

Türkiye demokrasi tarihinin kara lekesi olan 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 46 yıl geçti. Başkentte 1925'te Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk hapishanesi olarak inşa edilen Ulucanlar Cezaevi, 81 yıllık tarihinde çok sayıda siyasetçi, gazeteci, edebiyatçı ve mahkuma ev sahipliği yaptı. Cezaevi, 2006'da kapatıldı ve 2009'da restore edilmek üzere Altındağ Belediyesine devredildi. Altındağ Belediye Başkanı 'nin çalışmaları kapsamında 15 Haziran 2011'de müzeye dönüştürülen yapı, bugün ziyaretçilerini 81 yıllık tarihiyle karşılıyor.

HABERİN ÖZETİ

Demokrasiye vurulan 12 Eylül darbesi: Yaşı büyütülüp idam edilenler, yarım kalan mektuplar...

Türkiye'nin ilk hapishanesi olarak 1925'te inşa edilen ve 2011'de müzeye dönüştürülen Ulucanlar Cezaevi, 81 yıllık tarihinde çok sayıda siyasetçi, gazeteci ve edebiyatçıya ev sahipliği yapmış olup, 12 Eylül 1980 darbesi ve sonrasındaki olaylara da tanıklık etmiştir.
Ulucanlar Cezaevi, 2006'da kapatıldıktan sonra 2009'da restore edilmek üzere Altındağ Belediyesine devredilmiş ve 15 Haziran 2011'de müzeye dönüştürülmüştür.
Cezaevinde Bülent Ecevit, Deniz Gezmiş, Necip Fazıl Kısakürek, Nazım Hikmet Ran ve Yılmaz Güney gibi tanınmış isimler tutuklu kalmıştır.
12 Eylül 1980 darbesi sonrası kurulan mahkemelerde yüzlerce kişi idamla yargılanmış, Necdet Adalı ve Mustafa Pehlivanoğlu idam edilmiştir.
Darbe öncesinde bir askeri inzibat erini öldürdüğü gerekçesiyle hüküm giyen 17 yaşındaki Erdal Eren'in idam cezası, yaşı büyütülerek 13 Aralık 1980'de Ulucanlar Cezaevi'nde infaz edilmiştir.
Müzede, 12 Eylül dönemi ve diğer dönemlerde cezaevinde kalanlara ait kişisel eşyalar ve dönemin izleri sergilenmektedir.
Demokrasiye vurulan 12 Eylül darbesi: Yaşı büyütülüp idam edilenler, yarım kalan mektuplar...

Cezaevinde Bülent Ecevit, Muhsin Yazıcıoğlu, Talat Aydemir, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Mustafa Pehlivanoğlu, Fikri Arıkan, Ali Bülent Orkan ve Muharrem Şemsek gibi isimler tutuklu kaldı.

Necip Fazıl Kısakürek, Nazım Hikmet Ran, Sami Cebeci, Yılmaz Güney, Ahmet Arif, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Metin Peker, Oral Çalışlar, İpek Çalışlar, Beyhan Cenkçi, Adnan Cemgil, Cüneyt Arcayürek, Fakir Baykurt ve Metin Toker de cezaevinde tutuklu kalan gazeteci ve edebiyatçılar arasında yer aldı.

Demokrasiye vurulan 12 Eylül darbesi: Yaşı büyütülüp idam edilenler, yarım kalan mektuplar...

12 Eylül 1980 sabahı Genelkurmay Başkanı Orgeneral 'in radyodan okuduğu bildiriyle Türkiye'de karanlık bir dönem başladı.
Evren, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun'dan oluşan Milli Güvenlik Konseyi, tüm yetkileri eline alarak "antidemokratik" uygulamalara girişti.

Darbe sonrası kurulan mahkemelerde yüzlerce kişi idamla yargılanırken ekimde sol görüşlü Necdet Adalı ile ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu idam edildi.

Demokrasiye vurulan 12 Eylül darbesi: Yaşı büyütülüp idam edilenler, yarım kalan mektuplar...

Darbe öncesinde bir askeri inzibat erini öldürdüğü gerekçesiyle hüküm giyen 17 yaşındaki Erdal Eren de idam cezasına çarptırıldı. Eren'in idam hükmü Yargıtay tarafından iki kez iptal edilmesine rağmen Milli Güvenlik Konseyince onaylandı ve yaşı büyütülerek 13 Aralık 1980'de Ulucanlar Cezaevi'nde cezası infaz edildi.

Demokrasinin askıya alındığı süreçte 650 bin kişi gözaltına alındı, 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı, 7 binden fazla kişi hakkında idam talep edildi.

Demokrasiye vurulan 12 Eylül darbesi: Yaşı büyütülüp idam edilenler, yarım kalan mektuplar...

"BU ZULMÜ GERÇEKLEŞTİRENLERE DE HAKLARIMIZI HELAL ETMİYORUZ"

O dönemde ülkücülerin çok ağır zulümlere maruz kaldığını ifade eden, o dönemde mahkum olan Hakverdi Satılmış ise, "Bugün burada bulunuş sebebimiz, 12 Eylül 1980 günü 5 kişilik cuntanın Türk tarihine sürdüğü kara lekeyi unutturmamak adınadır. Türk milletine yapılan ihaneti, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bekasına yapılan suikastı unutturmamak adınadır. O dönemde vatanı için canını feda eden, Türk milleti için anadan, yardan, serden geçen ülkücü gençlere yapılan haksızlığı ve zulmü unutturmamak adına burada toplanmış bulunuyoruz. Yaşadığımız sürece de Mamak ve benzer cezaevlerinde ülkücü gençlere yapılan işkence ve zulmü kınayacak, Türk milletine hatırlatacak, unutturmayacağız. 1980 yılının 12 Eylül darbesi sonrası; yurt genelinde 650 bin gözaltı, 210 bin açılan dava, 230 bin yargılama, 7 bin idam talebi, 517 idam cezası, 49 idam, 300 kuşkulu ölüm, işkencede hayatını kaybeden 171 canın hesabını sormak ve unutturmamak için burada toplanmış bulunuyoruz. Bu zulmü gerçekleştirenlere de haklarımızı helal etmiyoruz. Çünkü biliyoruz ki; zulmü unutmak, hatırlatmamak yenilmek, tükenmek, geçmişte mücadele edenlerin emeğine, hatırasına saygısızlık ve ihanettir. Hatıralara ihanet, vefasızlıktır. Vefasızlığın sonucu yenilmek ve tükenmektir.

Demokrasiye vurulan 12 Eylül darbesi: Yaşı büyütülüp idam edilenler, yarım kalan mektuplar...

"ÜLKÜCÜLER ASLA MÜCADELEDEN VAZGEÇMEDİ"

Ülkücülerin o dönemde komünistlerden daha farklı işkencelere maruz kaldığını ve çifte standart uygulandığını ifade eden Satılmış, "Türk milliyetçileri, ülkücüler asla mücadeleden vazgeçmedi, vazgeçmeyecek, tükenmeyecektir. 12 Eylül 1980 darbesinin baş firavununu da unutmadık. Onun yanındaki cuntacıları ve ülkücü gençlere işkence yapmak adına yetiştirilmiş, adı devlet memuru olsa da ruhunu şeytana satmış, cehennem zebanisi kılıklı baş işkenceci, Savcı Nurettin Soyer ve C-5 ekibi Zeki Kaman, Dürüst Oktay, Sefa Nar, Seyfi Tatar, Süleyman Ulus gibi cehennem zebanisi mahlukatları da unutmadık. Aradan geçen 46 yıl sonra da unutmayacağız. Asla unutmayacağımızı kamuoyuna duyurmak adına burada toplandık. Bu işkencecilerin hepsini lanetliyor, haklarımızı da helal etmiyoruz. Sakın buraya Kenan Evren'e ve şürekasına beddua etmek için toplandığımızı düşünmeyin. Çünkü beddua bizim inancımızda günah ve bizlere yabancıdır. Biz kısa ve öz olarak diyoruz ki; herkes, er ya da geç layığını bulacaktır. Nitekim Kenan Evren de layığını buldu ve ölmeden önce aleme ibret olsun diye Allah bizlere süründüğünü gösterdi. Son zamanlardaki hali, cümle aleme ibret olarak hafızalara kazındı. Allah, suratından insanlık vasıflarının tamamını silerek maymuna dönmüş halini Türk milletine ilahi adaletin tecellisi olarak gösterdi. Nursuz yüzünün son hali, onun ve cuntacıların el birliği ile zulüm yaptıkları insanların hafızalarına kazındı" şeklinde konuştu.

"O DÖNEMDE CEZAEVLERİNDE KALAN KİŞİLERİN BİRÇOK MÜCADELESİNİ GÖRÜYORSUNUZ"

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Sorumlusu Merve Bayıksel, 12 Eylül döneminin cezaevleri üzerinden de kendisini gösterdiğini ve Ulucanlar'ın çok sayıda olaya ve kişiye tanıklık ettiğini söyledi.

Müzede 12 Eylül dönemi ve diğer dönemlerde cezaevinde kalanlara ait kişisel eşyaların sergilendiğini belirten Bayıksel, ziyaretçilere dönemin izlerini yakından görme imkanı sunduklarını ifade etti.

Demokrasiye vurulan 12 Eylül darbesi: Yaşı büyütülüp idam edilenler, yarım kalan mektuplar...

Bayıksel, müzede Mustafa Pehlivanoğlu ve Fikri Arıkan'a ait eşyaların da sergilendiğini dile getirerek, şöyle konuştu:
"Burada Mustafa Pehlivanoğlu ve Fikri Arıkan'ın eşyalarını görüyoruz. Bu isimler, 12 Eylül 1980'den sonra idam edilen kişiler. Onların son mektuplarını, kıyafetlerini görüyoruz çünkü o dönemde cezaevlerinde kalan kişilerin birçok mücadelesini, birçok hissiyatını görüyorsunuz.

"GEZERKEN YAZILARINI, EŞYALARINI, KIYAFETLERİNİ GÖREBİLİYORSUNUZ."

Müzenin Ankara'ya gelen herkes tarafından görülmesi gerektiğini belirten Bayıksel, "Erdal Eren, Mustafa Pehlivanoğlu, Fikri Arıkan ve Necdet Adalı. Özellikle Mustafa Pehlivanoğlu'yla Necdet Adalı, 8 Ekim 1980'de Kenan Evren'in 'bir sağdan, bir soldan' dediği idamlardan biri oldu." ifadelerini kullandı.

Demokrasiye vurulan 12 Eylül darbesi: Yaşı büyütülüp idam edilenler, yarım kalan mektuplar...

Bugün müze olarak hizmet veren Ulucanlar Cezaevi'nde ziyaretçiler, bir dönem siyasetçi, gazeteci, şair ve edebiyatçıların volta attığı avlularda dolaşırken cezaevinde kalanlara ait kişisel eşyaları ve dönemin izlerini inceleme fırsatı buluyor.

ETİKETLER
#Kenan Evren
#Veysel Tiryaki
#Ulucanlar Cezaevi
#Altındağ Belediyesi
#Erdal Eren
#Gündem
YorumYORUM YAZ
Uyarı
Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.