Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Hukuki Süreçlerde Danışmanlık Hizmetlerinin Etkinliğinin Artırılması Çalıştayı’nda konuştu.
Boşanma süreçlerinde çocukların üstün yararının korunması gerektiğini belirten Bakan Gürlek “Bir çocuk asla yetişkinlerin çözemediği anlaşmazlıkların yükünü taşımamalıdır” dedi.
Boşanmanın yalnızca iki yetişkin arasındaki hukuki ilişkinin sona ermesi olmadığını vurgulayan Bakan Gürlek, sürecin ekonomik, sosyal ve psikolojik boyutlarıyla ebeveynlik ilişkilerini, çocukların günlük yaşamını ve aile bireylerinin geleceğe yönelik beklentilerini etkilediğini belirtti.
Bakan Gürlek'in konuşmasından satır başları:
"Aile ilişkilerinin niteliği yalnızca aile bireylerinin hayatını değil, toplumun dayanışma kapasitesini ve gelecek kuşakların iyilik halini de doğrudan etkilemektedir. Anayasamızın 41. maddesi tam olarak bunu ifade etmektedir. Anayasamız bu maddeyle ailenin korunması ve özellikle anne ve çocukların korunmasına ilişkin devletimize önemli sorumluluklar yüklemektedir. Bu yaklaşım aileye ilişkin politikalarımızın hukuki temelini oluşturmakta bizlere koruyucu, destekleyici ve önleyici mekanizmaları birlikte geliştirme ödevi vermektedir.
Boşanma yalnızca iki yetişkin arasında hukuki ilişkinin sona erdirilmesi değildir. Ekonomik, sosyal ve psikolojik boyutları olan ebeveynlik ilişkilerini, çocukların günlük yaşamını ve aile bireylerinin geleceğe ilişkilerini, beklentilerini etkileyen bir süreçtir. Bizim için esas olan insan onurunun, bireylerin güvenliğinin, hakların ve çocuğun üstün yararının korunmasıdır. Bütün çabamız aile ilişkilerinin yeniden şekillendiği bu hassas dönemlerde çocuklarımızın kendilerini güvende hissedebilmelerini ve geleceğe umutla bakabilmelerini sağlamaktadır.
Boşanma süreçlerinde ebeveynler arasında yoğun çatışmalar çocukların kaygı, korku ve güvensizlik yaşamalarına, okul ve sosyal hayatlarında güçlükle karşılaşmalarına maalesef neden olabilmektedir. Özellikle çocukların anne ve babaları arasında tercih yapmaya zorlanması onları yetişkinlerin uyuşmazlığının bir parçası haline getirmektedir.
Hiçbir çocuk anne ve babası arasındaki uyuşmazlığın tarafı olmak zorunda bırakılamaz. Bir çocuk asla yetişkinlerin çözemediği anlaşmazlıkların yükünü taşımamalıdır. Büyüklerin kör düğümünü çocukların narin parmaklarına bırakmamalıyız. Çocukların üstün yararını esas alan onların görüşlerine gelişim düzeylerine uygun biçimde değer vermek, güvenliklerini önleyecek ebeveynleriyle sağlıklı ilişkiler kuranları desteklemek ve yaşadıkları sürecin etkilerini bütüncül biçimde değerlendirmek öncelikli hedeflerimiz arasındadır"