Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku'nun ablası Aygül Doku TGRT Haber canlı yayınında önemli açıklamalarda bulundu. Gülistan ile ilgili hem valiyle hem oğluyla 'gönüllü ilişkisi' olduğu yönünde çıkan haberlere isyan eden acılı abla gizli tanığın verdiği iki isme dikkat çekti.

Olayın çözüleceğine şüphesi olmadığını söyleyen acılı abla "Sayın Adalet Bakanımız Akın Gürlek, 'Ucu nereye giderse gitsin' dedi. Aslında bugün operasyonlarda korucuların, valinin, valinin eşinin, o doktorların, hemşirelerin alınması 'Ucu nereye giderse gitsin' sözünün bir karşılığıydı. Biz bu cümleye güveniyoruz, biz bu cümleye inandık. Biz bu cümleyle duruyoruz zaten.
Gelinen aşamada... Zaten dün başsavcılığımız da bir açıklama yapmıştı. Kurucuların Gülistan'ı gömdüğünün tespit edildiği söylenmişti. Ki o operasyonda şu anda yoğun bir şekilde çalışan Erzurum Başsavcımız, Adem Savcımız, Harun Savcımız onların sorgularına girecek. Çok titiz bir çalışma var.

Bakın, bizim şundan hiç kuşkumuz yok: Bu olay çözülecek, kızımız bulunacak ve bunlar adalete hesap verecek. Çünkü devlet basit bir mekanizma değildir. Evet, kızımızı 6 yıldır bizden saklamayı başardılar ama saklayanlar zaten bu işin bizzat göbeğinde olanlar." dedi.
Vahşi yapıyla, kocaman bir vahşetle karşı karşıyayız diyen Aygül Doku, "Dışarıdan okuyan insan için bu sadece bir haber gibi geliyor. Biz altı yıldır koca bir acıyla, bir adalet mücadelesiyle kızımızın bir saç teline ulaşmaya çalışırken karşılaştığımız tablo çok daha vahim. Kızımız hastaneye gidiyor, doktor muayene etmiyor. Derdini anlatıyor, diğeri üstünü kapatıyor. Kızımızın verilerini siliyorlar. Bunu yapanlar ise kızımızı emanet ettiğimiz kişiler.

Biz kızımızı üniversiteye, yani devlet kurumuna emanet ettik. O ilin mülki amiri kızımızın can güvenliğinden sorumluydu. Gelinen aşamada, altı yıldır kızımızın kemiklerini istiyoruz. Tecavüzcü ve katili korumak için bu kadar insanı bu karanlığa ortak etmişler. Ancak savcılarımız, bu ülkede vicdanlı, namuslu ve ekmeğine kan bulaştırmayan insanların da olduğunu söylüyor. Doğru, bugün bu konuyu bu noktaya getirenler de zaten onlar." ifadelerini kullandı.
Gizli tanık ifadesinde iki isim vermişti: Biri Mustafa Türkay Soner, diğeri de şaşıracağımız bir isim değil aslında."
"Yanlış bilgi vermek istemiyorum ancak dün kızımızla ilgili haber yapan bazı yayın organları, kızımızın hem valiyle hem oğluyla 'gönüllü ilişkisi' olduğu yönünde başlıklar attı. Bu çok yara verici bir şey. Bu insanlar zaten her şeyi yapabilecek kadar cani, ben onları savunacak değilim. Ama ben kızımı tanıyorum; kiminle gönüllü ilişki yaşayıp yaşamayacağını, hangi yolda yürüyeceğini biliyorum."

Dikkati şuraya çekmek lazım: Koca bir vahşet var! İçinde doktoru, valisi, valinin oğlu, polisi, koruması, veri işlemcisi var... Bu kadar büyük bir vahşette sorgulanması gereken şeyler varken, kızımızın bedeni üzerinden bir magazinleştirme peşine düşülmesi kızımızın hatırasını ve bizi incitiyor. Gizli tanık ifadesi de söylüyor; kızımız kendisine cinsel saldırıda bulunulmak istenirken karşı çıkıyor. Başaramayınca da kızımızı dövüyorlar."
"Faili Meçhul Araştırma Daire Başkanlığı kurulmuş ve şu anda bir sürü ruh rahata kavuşuyor ya, kızımızın ruhunun huzura kavuşmasının yolu da buradan geçiyor; sorgulamamızdan.

Ya bir korucu kızımın can güvenliğinden sorumlu, gömüp gömüp çıkartmış! Bir de hocam, MASAK raporu çıktı. Olaydan sonra Şükrü Eroğlu Valinin koruması, kızımızı gömerken hazine bulmuş ki 16 tane taşınmazı var! Bakın, 80 bin lira maaş alan bir polis memurunun 16 taşınmazı nasıl oluyor? Soruyorum ben.
Bakın, sadece Vali Tuncay Sonel’in Adana’da 52 tane iş yeri var. Bir valinin 52 tane iş yeri olur mu? Sadece bu benim bildiğim"