Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Orta Doğu'da yeniden yükselen tansiyon, küresel piyasalarda dengeleri değiştirdi. ABD ile İran arasında artan gerilim ve Hürmüz Boğazı'nda enerji sevkiyatının aksayabileceği yönündeki endişeler, petrol fiyatlarını yukarı taşırken güvenli liman varlıklarına olan talebi de artırdı.
ABD'de Haziran ayı enflasyonunun beklentilerin altında gelmesiyle FED'in faiz indirimlerine yönelik beklentiler de piyasalardaki fiyatlamaları etkiledi. Brent petrol 85 doların üzerine çıkarken, altın yeniden yükseliş sinyalleri vermeye başladı.
Doların küresel çapta güç kazanmasıyla birlikte yatırımcılar, petrol, altın ve döviz piyasalarında bundan sonraki seyrin nasıl şekilleneceğini merak ediyor.
Ekonomist Necmettin Batırel, Brent petrol, döviz kurları ve altındaki öngörülerini Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er'e anlattı.
Brent petrolün kısa sürede üç haneli seviyelere ulaşabileceğini belirten Batırel, Hürmüz Boğazı'ndaki krizin Türkiye açısından enerji koridoru olma avantajını daha da ön plana çıkarabileceğini söyledi.

ABD ile İran arasında yeniden tırmanan gerilimin enerji piyasalarında tarihi zirvelere sebep olacağını açıklayan Batırel, Brent petrolün varil fiyatı ile ilgili dikkat çeken bir tahminde bulundu:
''İran ve ABD, Hürmüz Boğazı'nın kontrolü için büyük mücadele içine girdi. İki ülke 3 günden beri birbirlerine saldırıyor. ABD (CENTCOM) kuvvetleri, İran içerisinde öncelikli olarak Devrim Muhafızları Ordusu'na (IRGC) ait askeri alt yapıyı, Hürmüz Boğazı'ndaki gözetleme noktalarını ve stratejik liman tesislerini vuruyor. İran ise misilleme olarak Orta Doğu'daki Bahreyn, Kuveyt, Ürdün, Umman ve Katar’daki Amerikan üslerini balistik füzelerle tahrip ediyor. ABD, 14 Temmuz saat 23.00 itibariyle Hürmüz Boğazı'nı abluka altına aldı. Amaç, İran’ın petrol sevkiyatını engellemek. Bunu yaparken, askeri operasyon masrafı olarak gemilerden yüzde 20 bedel istiyor. Büyük bir petrol tankerinin tek bir geçiş için 16-17 milyon dolar gibi devasa boyutlarda ödemelerle karşı karşıya kalacak olması geçiş trafiğini durma noktasına getirdi. ABD’nin asıl amacı Avrupa’yı enerji krizine sokarak kendine muhtaç halde tutmak. Şu anda kıtanın LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) ihtiyacının yaklaşık %60'ı ABD'den karşılanıyor. Avrupa’da doğal gaz fiyatlarının son 3 ayın zirvesine çıkması ABD’nin ekmeğine yağ sürüyor. Çatışmalar devam ederse -ki büyük ihtimalle öyle görünüyor- Bugün 87 doları aşan bizim kullandığımız Brent petrolün varil kısa dönemde 100 doları aşacak. Uluslararası bankalar, fiyatın yeniden 120 dolarla tarihi zirveye ulaşacağını söylüyor. İşte burada Türkiye’deki boru hatları ön plana çıkıyor. Türkiye, Hazar ve Orta Doğu kaynaklarını Avrupa'ya bağlayan kritik bir enerji koridorudur. Başlıca projeler TANAP (Trans-Anadolu), Türkiye-Yunanistan (ITG) ve Trans Adriyatik (TAP) ile Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) ham petrol boru hattı. Bu hatlarla Avrupa’ya günde 2.5 milyon varil petrol ihraç edebiliriz. Özetle: ABD ile İran arasında Hürmüz krizi, bize büyük bir fırsat kapısı açabilir.''

Altın piyasasını değerlendiren Necmettin Batırel, petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyon ve faiz beklentileri üzerinden değerli metalleri baskıladığını belirtti. ABD enflasyon verilerinin kısa vadede ons altına destek verdiğini ifade eden Batırel, gram altın yatırımcılarına yönelik dikkat çeken öngörüsünü de paylaştı:
''Altın ABD – İran arasındaki saldırılardan olumsuz etkilendi. Zira petrol fiyatlarındaki yükseliş enflasyon oranlarını yükseltiyor. Yüksek enflasyona karşı faiz artışı gündemde kalıyor. Faiz getirilerinin artması yatırımcıların altından çıkmalarına yol açıyor. Zira altının faiz getirişi yok. Aşırı yükselen enerji fiyatları dolayısıyla büyük maliyet baskısı altına giren küresel merkez bankaları bu ödemeleri gerçekleştirmek için altını ödeme aracı olarak kullanıyor. Bu yüzden 26 Ocak’ta 5602 dolarla yılın zirvesine ulaşan ons (31.10 gram saf külçe altın) bugün 4027 dolara düşmüştü. Ama ABD’de 0.1 eksi beklenen Haziran TÜFE’sinin eksi 0.4 olarak açıklanması onsu 4085 dolara yükseltti. Altın hareketinde güvenli liman olarak kabul edilen 10 yıllık ABD tahvillerindeki hareketler büyük rol oynuyor. ABD TÜFE’si açıklanmadan önce 4.63’e çıkan getiriler, TÜFE’den sonra 4.55’e düştü. 10 yıllık ABD Hazine tahvillerine satış gelmesinin temel nedeni, yatırımcıların yüksek enflasyona karşı ABD Merkez Bankası (FED) faiz oranlarının yükseleceğini beklentisine girmesidir. Tahvil piyasasında fiyatlar ile faizler (getiriler) ters yönlü hareket eder; yatırımcılar ellerindeki mevcut tahvilleri sattıkça tahvilin piyasa fiyatı düşer ve tahvil faizi yukarı tırmanır. Haziran TÜFE’si bu algıyı değiştirdi. Ama petrol fiyatlarındaki yükselişin asıl etkisi Temmuz ayında görülecek. Altında ana yön aşağıyı gösteriyor. 6250 liralık gram altında satış emri verenler kazançlı çıkacak diye düşünüyorum.''

Döviz piyasalarına ilişkin beklentilerini açıklayan Batırel, ABD enflasyon verileri ve FED'in para politikası beklentilerinin euro/dolar paritesinde yeni bir denge oluşturduğunu söyledi. Küresel belirsizliklerin dolar üzerindeki etkisini değerlendiren Batırel, şu ifadeleri kullandı:
''Dolar dünyanın en güçlü para birimidir. Bütün ülkeler planlarını, stratejilerini dolara göre ayarlar. ABD, dolar sayesinde dünyanın en güçlü ülkesidir. Petrol fiyatlarındaki yükseliş ABD’de enflasyonu tetikleyeceği gerekçesiyle euro/dolar paritesi 1.1382 sente gerilemişti. Ancak bugün açıklanan Haziran TÜFE’sinin tahminlerin çok gerisinde kalmasının etkisiyle parite 1.1440 sente çıktı. Sadece ABD’de değil Avrupa’da da enflasyondaki artış dolayısıyla faizlerin artırılması gündemdeki sıcaklığını koruyor. Bu yüzden euro ile dolar arasında 1.1380 – 1.1450 sent aralığında denge oluştu. Bugün ABD kongresinde bankacılık komitesine sunum yapan yeni FED Başkanı Kevin Warsh, Orta Doğu'daki çatışmaların getirdiği yüksek jeopolitik risklere ve belirsizliklere rağmen, ABD ekonomisinin sağlam ve güçlü bir hızda büyümeye devam ettiğini vurguladı. Ancak enflasyonun enerji fiyatlarındaki artış ile ve gümrük tarifeleri gibi arz yönlü şokların etkisiyle uzun vadeli yüzde 2 hedefinin üzerinde kalmayı sürdürdüğünü açıkladı. ABD ekonomisi yüksek petrol baskısı altında kalmayı sürdüreceği için sıkı para politikasını sürdürecek, istihdamda büyük kayıp yaşanacak.''