Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu bugün 19. toplantısını tamamladı. Komisyon, İmralı’ya giderek terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile görüşen heyetin dönüşte hazırladığı tutanağın özetini gündeminin ilk sırasına alarak oturumu açtı. Oturumda tutanak okundu.
Tutanağın özetinde "27 Şubat çağrısında özerklik yok. Silah bırakmanın olumlu karşılandığını söyledi." ifadesi yer aldı.
Toplantıda, ziyaretin kapsamı, görüşme koşulları ve izlenecek adımlara dair başlıkları içeren metin üyelere sunuldu; ardından değerlendirmeler, notlar ve itirazlar toplandı.
Sürecin bir sonraki aşamasında ilgili kurumlardan gelecek teknik raporlar ve olası temas takviminin de masada olması bekleniyor.

İmralı ziyaretine ilişkin olarak konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden herhangi bir stenograf oradaki görüşmede yer almadı. Arkadaşlarımızın İmralı gidişleri, ziyaretleri tamamıyla Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından organize edildi. Oradaki görüşmelerde Milli İstihbarat Teşkilatı'nın kontrolünde yapıldı. İşin doğal akışı böyle. Daha evvel de böyle yapıldı gibi.
İmralı'daki yapılan görüşmelerde bizzat bulunan üç arkadaş burada bu salonda. Bu arkadaşlarımızın da konuşuldu dediği genel konular, siyasi konuların tamamı burada komisyonla paylaşılacaktır. Yani orada, İmralı'da söylenmiş olup da ya hayır niye burada dile getirilmedi denilecek bir tane bile siyasi konu olmayacaktır" dedi.
Okunan tutanakta, 3 kişilik komisyon heyetinin 24 Kasım 2025 Pazartesi günü Adalet Bakanlığı izniyle Abdullah Öcalan’ın beyanlarını almak üzere İmralı’ya gitmesine giden süreç özetlendi.
Tutanağa göre Öcalan, sürecin başından beri verdiği tüm sözlerin arkasında olduğunu, koşullar el verirse bunları gerçekleştirmeye teorik ve pratik imkanlarının bulunduğunu belirtti Türk-Kürt kardeşliğine vurgu yaparak Ziya Gökalp’e referans verdi.
Öcalan’ın, 27 Şubat 2025 tarihli çağrısı çerçevesinde PKK’nın tüm bileşenlerinin örgütsel varlıklarını dağıtması ve silahlarını bırakması gerektiğini, bu çağrının toplumda olumlu karşılandığını ve Suriye ile Irak’ta da etkili olduğunu ifade ettiği aktarıldı.
Heyetin görüşme sırasında şehit ailelerinin hassasiyetini hatırlatması üzerine Öcalan’ın "Her asker kaybının kendisi için trajedi olduğunu, asla sevinmediğini, gençlerin böyle ölmemesi gerektiğini" söylediği; "Türkiye’de ve bölgede kesinlikle çözüme ulaşılmalı." ifadesini kullandığını ayrıca "TUSAŞ eylemine üzüldüğünü" belirttiği kaydedildi.
Tutanakta, PKK’nın Irak’tan çektiği unsurların Suriye’ye geçtiğine dair gözlemler hatırlatıldığında, Öcalan’ın "sadece eldeki silahların değil, zihinsel olarak da silahların bırakılması gerektiğini" söylediğine yer verildi..
27 Şubat çağrısında ayrı devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümlerin olmadığının hatırlatılması üzerine Öcalan’ın “Evet öyle” diyerek onay verdiği belirtildi.
Heyetin "Terörsüz Türkiye" hedefi için somut adımlar beklentisini belirtmesi üzerine Öcalan’ın "pozitif hamleler ve adımlar peşinde olduğunu" ifade ettiği; örgütün merkezinin sahalar arasında kaydırılmasının çözüm olmadığını, lider olarak “her saha için kesin talimat vermesi gerektiğini" söylediği aktarıldı.
Öcalan’ın, 27 Şubat açıklamasından bu yana geçen dönemi başarılı gördüğünü, "Hiç şehit verilmediğini, çatışma çıkmadığını" savunarak bunun kamuoyu desteğini artırdığını belirttiği kaydedildi.
Öcalan’ın, Suriye'yle ilgili konuşmasında SDG’nin 10 Mart mutabakatındaki 8 maddeyi esas aldıklarını, Suriye’de "Üniter yapı ve yerel demokrasi"yi benimsediğini söylediği; "Yerel savunma gücü yok, asayiş kapsamında güçler polis gibi." ifadesini kullandığı aktarıldı.
Tutanakta, Öcalan’ın tarihsel birliktelik vurgusu yaptığı ve Sultan Sencer’e referansla iki halkın birlikte yaşamının önemini anlattığı yer aldı.
Öcalan’ın, "Reel sosyalizmi 1995’ten beri terk ettiğini", PKK’yı 1993’te feshetmesi gerektiğini ancak "Bir elin bu girişimi sabote ettiğini" öne sürdüğü; bu "Sabotaj sürecini darbe mekaniği" olarak nitelediği belirtildi.
Devlet Bahçeli’nin konuşmasına atıfla, daha önce dile getirdiği "Devlete hizmet etmeye hazırım." sözlerinin arkasında olduğunu; “koşullar el verirse ve iletişim imkânı artırılırsa” bunu gerçekleştirme imkânına sahip olduğunu yinelediği kaydedildi.
"Ferhat Abdi Şahin’i tanıyor musunuz, talimatınızı dinler mi?” sorusuna Öcalan’ın "Kendisine yakın biri olduğunu ve kendisine bağlı olduğunu" söylediği tutanağa geçti.