Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
İstanbul'da Büyükada açıklarında dün akşam saat 17.43'te 3,2 büyüklüğünde deprem oldu. Sabaha kadar süren mikro deprem fırtınasında en büyüğü 2,9 olan 40'ın üzerinde sarsıntı oluştu.
Tedirginliğe neden olan depremlerin ardından Prof. Dr. Şener Üşümezsoy'dan İstanbulluları rahatlatan açıklamalar geldi.
Youtube kanalında konuşan Üşümezsoy, Büyükada çevresinde kaydedilen mikro depremlerin tek başına büyük bir deprem beklentisinin işareti olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Uzman isim, ana fay hattında olağan dışı bir hareketlilik bulunmadığını savundu.

Büyükada çevresindeki fay yapısına ilişkin değerlendirmede bulunan Üşümezsoy, Adalar fayının uzun süredir aktif olmayan, yaşlı bir yapı olduğunu ifade etti.
Üşümezsoy, bölgedeki bu faydan yıkıcı büyüklükte bir deprem beklemediğini belirterek, son sarsıntıların da bu açıdan değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yerbilimci Üşümezsoy’a göre son sarsıntıların kaynağı doğrudan Adalar fayı değil. Büyükada’nın güneyinde meydana gelen hareketlerin, ana fay sistemini farklı yönlerde kesen daha küçük fay segmentleri üzerinde gerçekleştiği değerlendiriliyor.
Bu ikincil ve üçüncül fayların, büyük ölçekli ve yıkıcı bir deprem oluşturabilecek seviyede gerilim biriktirmediğini belirten Üşümezsoy, yaşanan hareketliliğin bölgede daha önce biriken stresin küçük çaplı boşalması şeklinde yorumlanabileceğini ifade etti.

Son sarsıntıların bölgenin daha önce ortaya konulan fay haritalarıyla örtüştüğünü belirten Üşümezsoy, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin ardından da bölgede benzer nitelikte küçük depremlerin kaydedildiğine dikkat çekti.
Bu nedenle Büyükada açıklarındaki hareketliliğin olağan fay hareketleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Üşümezsoy, mikro depremlerin tek başına farklı bir deprem senaryosunun habercisi olarak görülmemesi gerektiğini savundu.

Sarsıntıların, 1999 Marmara Depremi'nin yıl dönümünden iki gün sonra meydana gelmesi kamuoyunda endişeye neden olurken Üşümezsoy, depremlerin zamanlamasının tek başına büyük bir tehlikeye işaret olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
"Yeni bir İstanbul depremi" geliyor" yorumlarının bilimsel açıdan doğru olmadığını ifade eden Üşümezsoy’a göre bölgedeki küçük sarsıntılar, tek başına orta veya büyük büyüklükte bir depremin yakın olduğuna dair güvenilir bir gösterge niteliği taşımıyor.