Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 9 Temmuz Perşembe günü İstanbul'un özellikle Avrupa Yakası için kuvvetli sağanak, gök gürültülü yağış, sel ve su baskını uyarısı yaptı. Son günlerde Türkiye genelinde peş peşe yaşanan bunaltıcı sıcak hava dalgalarının ardından kuvvetli yağışların etkili olması, hava sıcaklıklarındaki ani değişimleri yeniden gündeme taşıdı.
Birkaç gün arayla görülen aşırı sıcaklar, ani serinlemeler ve şiddetli yağışlar, iklimdeki sert hava geçişlerini bir kez daha gözler önüne sererken, bu geçişlerin yaz aylarında daha sık yaşanabileceği belirtiliyor.
Uzmanlar, Temmuz ve Ağustos aylarında sıcak hava dalgalarının etkisini artıracağını, buna karşılık atmosferde oluşan koşullar nedeniyle şiddetli sağanakların da görülebileceğini ifade ediyor. Bu durum yalnızca sel ve su baskını riskini değil, aşırı sıcaklarla birlikte orman yangını tehlikesini de büyütüyor.
Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er'in sorularını cevaplayan İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, aşırı sıcakken bir anda şiddetli yağışa dönüşen hava olaylarının perde arkasını açıkladı.
Kadıoğlu, ani hava değişimlerinin nedenlerini, İstanbul'da sel açısından en riskli bölgeleri, önümüzdeki haftalara ilişkin beklentileri ve vatandaşların dikkat etmesi gereken noktaları değerlendirdi.

Aşırı sıcaklar sonrası aniden oluşan sağanak yağışların ardındaki temel sebebi açıklayan Kadıoğlu, şu sözleri kullandı:
''Havanın birkaç gün arayla "bunaltıcı sıcak" ile "sağanak-sel" arasında gidip gelmesi bir tutarsızlık değil; atmosferin ısınmış, nemli ve dengesiz (kararsız) havasının üzerinden geçen soğuk cephelerin doğal sonucudur. Sıcak günlerde yerden yükselen nemli hava, Balkanlar üzerinden gelen serin ve daha kuru havayla karşılaşınca hızla yükselip yoğuşuyor; bu da kısa sürede, dar alanda çok yağış bırakan gök gürültülü sağanaklara dönüşüyor. Yani sıcak hava, kendisinden sonra gelecek sağanağın adeta "yakıtını" biriktiriyor. Bu yaz kararsızlığı, üst atmosferdeki jet akımının dalgalanması (bloklaşma) nedeniyle sıcak ve serin hava kütlelerinin sırayla ülkemiz üzerine gelmesiyle daha da belirginleşiyor. İklim değişikliği ise atmosferi ısıttığı ve daha çok nem tutmasına yol açtığı için bu "sıcak sonra sel" salınımlarını hem sıklaştırıyor hem de şiddetlendiriyor.''

İstanbul'da 9 Temmuz Perşembe günü için hava tahmin tablosu oluşturan Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, en yüksek riskin Silivri'de olduğunu belirtti. 9 Temmuz'da en yüksek yağış olasılığını ve rüzgarı Avrupa Yakası'nın batı ve kuzey kesimlerinde gösteriyor. O gün en yüksek sıcaklıklar bir önceki güne göre yaklaşık 7-8 °C düşüyor; ardından 12 Temmuz'a kadar hava yeniden 32-33 °C'ye ısınıyor.
Silivri'de yağış olasılığı %65, beklenen yağış miktarı 7,3 mm ile tabloda ilk sırada. Bu da sistemin ilk olarak batıdan giriş yapacağını gösteriyor. Çatalca %63 ve Arnavutköy %5 oranları ile kuvvetli yağışın etkili olabileceği bölgeler arasında. Özellikle kuzeybatı hattı, yağış hücrelerinin oluşması açısından daha avantajlı görünüyor. Küçükçekmece %53 ve Kadıköy %55 için beklenen ortalama yağış miktarı daha düşük olsa da, bu durum ''risk az'' anlamına gelmiyor.

Gök gürültülü sağanakların noktasal olduğunu vurgulayan Kadıoğlu, bir mahalleye 1 saatte 30-50 mm düşerken komşu ilçenin kuru kalabileceğini ve bu yüzden "az yağış" görünen yerlerde bile ani su baskını olabileceğine ilişkin kritik uyarıda bulundu.

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, İstanbul'da su baskınları yaşanabilecek ilçeleri tek tek sıraladı:
• Avrupa Yakası'nın kuzey ve batısı — Arnavutköy, Çatalca, Silivri, Başakşehir, Sarıyer, Eyüpsultan: Cephenin ilk vurduğu, rüzgar hamlelerinin (40-50 km/s) en kuvvetli olduğu kesim.
• Dere havzaları ve alçak/beton yoğun alanlar — Ayamama Deresi havzası (Küçükçekmece, Bahçelievler, Başakşehir), Ikitelli, Esenyurt, Bağcılar: Yağmur suyunun toplanıp taştığı, geçmişte de su baskını yaşanan noktalar.
• Bodrum katlar, alt geçitler ve viyadük altları: Kısa sürede biriken su için en tehlikeli yerler.

Vatandaşlara önemli uyarılarda bulunan Kadıoğlu, 9 Temmuz'da bu kesimlerde dere yataklarından, alt geçitlerden ve bodrum katlardan uzak durulması gerektiğini ve araçların su birikme noktalarına park edilmemesini önerdi.

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, yaz boyunca kısa serinleme molaları olsa da normalden daha sıcak bir dönem geçirileceğini şu sözlerle açıkladı:
''Türkiye'deki sıcak hava dalgalarını doğrudan El Niño'ya bağlamak doğru değildir. El Niño, Pasifik kaynaklı bir olaydır; esas etkisini ekvator ve tropikal kuşakta gösterir ve dünyanın ortalama sıcaklığını yükseltir. Bizim enlemlerimizdeki günlük hava düzenini doğrudan belirlemez. Türkiye ve Avrupa'yı doğrudan etkileyen asıl salınım Kuzey Atlantik Salınımı'dır (NAO). Yaz aylarında NAO ile ilişkili Azor yüksek basıncının (antisiklonun) doğuya, Balkanlar ve Akdeniz üzerine doğru genişlemesi ve üst atmosferde yerleşen sıcak hava kubbesi (bloklaşma), üzerimizde uzun süreli sıcak hava dalgalarını tetikler. Bu kubbe oturduğunda gökyüzü açık, hava durgun ve çok sıcak olur; kubbe çözüldüğünde ise soğuk cepheler ve sağanaklar devreye girer. Arka planda küresel ısınma tüm bu tabloyu giderek daha sıcak bir zemine oturtuyor.''

Kadıoğlu, sıcaklığın mevsim normallerinin üzerinde seyredeceği riskli bölgeleri ise şöyle sıraladı:
''MGM'nin ECMWF verilerine dayanan mevsimlik tahmini normalden sıcak bir yaza işaret ediyor: Temmuz ayında sıcaklıkların Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu'nun güneydoğusu, İç Ege ve İç Anadolu'nun güney-batısında mevsim normallerinin 1-2 °C üzerinde, diğer bölgelerde 0,5-1 °C üzerinde olması bekleniyor. Yani yazın kalanı, kısa serinleme molalarıyla bölünse de, genel olarak normalden sıcak geçecek.''

Temmuz ayının ikinci yarısını değerlendiren Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Türkiye'nin özellikle Güneydoğu Anadolu, Ege ve Akdeniz'de etkisini giderek artıracak yeni bir sıcak hava dalgasına hazırlandığını belirtirken, Cizre-Silopi hattının sıcaklık rekoruna en yakın bölge olduğunun altını çizdi:
''Türkiye'nin tüm zamanların sıcaklık rekoru 25 Temmuz 2025'te Şırnak-Silopi'de ölçülen 50,5 °C'dir. Önümüzdeki iki haftanın tahminleri Güneydoğu'da 45-46 °C'ye kadar çıkışa işaret ediyor; bu değerler rekorun altında olsa da olağanüstü sıcaktır. Asıl rekor riski, genellikle Temmuz sonu ve Ağustos'ta, Basra Oluğu'nun güçlendiği ve sıcak hava dalgasının en uzun sürdüğü dönemde ortaya çıkar. NAO ve genel atmosfer dolaşımının belirlediği normal-üstü tablo göz önüne alındığında, özellikle Güneydoğu Anadolu'da (Şırnak, Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Batman) yerel rekorların kırılması güçlü bir olasılıktır; ancak uzak vadeli tahminlerin belirsizliği yüksektir, kesin bir rekor günü şimdiden verilemez.''
Kadıoğlu, bu süreçte özellikle yaşlılar, kronik hastalar, çocuklar ve açık alanda çalışanların sıcak çarpmasına karşı tedbirli olması gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, kısa süreli yağışların orman yangını riskini ortadan kaldırmadığını, aksine yeni afetlerin kapısını aralayabileceğini ifade etti. Yangın tehlikesinin yağmurla tamamen sona erdiği algısının yanlış olduğunun altını çizen meteoroloji uzmanı, ani sel, taşkın, çamur akıntısı ve heyelan riskine karşı vatandaşların dikkatli olması gerektiğini söyledi:
''Kısa süreli sağanaklar yangın riskini kalıcı olarak azaltmaz. Birkaç saatlik yağmur, yüzeyi geçici olarak ıslatır; ama toprağın derinindeki kuruluk, yüksek sıcaklık ve düşük nem birkaç gün içinde geri döner, hatta bu sağanaklara eşlik eden yıldırımlar yeni yangınları başlatabilir. Yani "yağmur yağdı, yangın tehlikesi bitti" demek yanlıştır. Dahası, aşırı sıcakta pişip sertleşmiş, kurumuş toprak suyu emmez; üzerine düşen kuvvetli yağış hızla yüzeyden akar. Bu da ani sel, taşkın, çamur akıntısı ve özellikle eğimli-yanmış arazilerde heyelan (toprak kayması) riskini artırır. Kısacası aşırı sıcak ve kuvvetli yağış, birbirini götüren değil, farklı afetleri arka arkaya getiren iki uçtur.''

Kadıoğlu, yangın açısından en riskli illeri ise şöyle açıkladı:
''Önümüzdeki 2 haftada Ege ve Akdeniz kıyı kuşağında hiç yağış görünmüyor; sıcaklık ve rüzgarla birlikte yangın riski yükseliyor. Geçmiş 10 yılın verilerine göre de en riskli iller: Muğla ve Antalya (yangın sayısında ilk iki sıra), İzmir, Aydın, Mersin, Adana ve Çanakkale. Rüzgarın kuvvetlendiği öğleden sonra saatleri ve anız/tarla temizliği yapılan kırsal kesimler ayrıca dikkat ister.''

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, sel, taşkın ve heyelan açısından dikkatli olunması gereken yerleri ise şu şekilde sıraladı:
''Karadeniz kıyı ve dağlık kuşağı — Rize, Artvin, Giresun, Ordu, Trabzon, Kastamonu, Sinop, Bartın: bu mevsimin kalıcı taşkın-heyelan bölgesi. Konvektif sağanak alan Marmara ve İç Anadolu kentleri — 9 Temmuz'daki İstanbul örneğinde olduğu gibi ani su baskınları; dere yatakları ve beton yoğun kent havzaları. Yakın zamanda yangın geçirmiş veya kurak-eğimli araziler: yağış sonrası çamur ve moloz akıntısına açık.''

Kadıoğlu, yangın ve taşkın tehlikesinin aynı dönemde yaşanabileceğine dikkat çekerek, her iki afete karşı da eş zamanlı hazırlık yapılması gerektiğini vurguladı:
''Yangın riski güneybatı-güney kıyılarında, sel-heyelan riski ise Karadeniz'de ve kuvvetli sağanak alan iç/Marmara kentlerinde en yüksektir. İkisi de aynı yaz içinde, çoğu zaman birbirine yakın günlerde yaşanabilir; bu yüzden hem kuraklık-yangın hem de taşkın hazırlığı eş zamanlı yürütülmelidir.''