Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

İstanbul Zeytinburnu'nda kentsel dönüşüm kapsamında yıkımı gerçekleştirilen bir binadan kopan dev beton parçası, o sırada annesiyle kaldırımda yürüyen 6 yaşındaki kız çocuğunun başına düştü. Ağır yaralanan küçük çocuk kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.
Deprem gerçeği için hazırlık sürecinde olan Türkiye'nin birçok bölgesinde özellikle İstanbul'da kentsel dönüşüm faaliyetleri yoğun şekilde devam ediyor. Peki kentsel dönüşüm sürecinde bu gibi kazaların yaşanmaması için ne yapmak gerekiyor? Sorumluluk kimde? Bu olayda ihmal sahiplerinin cezası ne? İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı İlker Taş ve Avukat Mert Yalçın, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a olayın iş güvenliği ve hukuksal boyutunu anlattı.


Güvenlik kamerası görüntülerine yansıyan yıkım faciasını bir uzman gözüyle nasıl değerlendiriyorsunuz?
İlker Taş: Güvenlik kamerası görüntülerine baktığımızda bir vatandaşımızın vefat ettiğini fakat en az 10 kişi daha bu yıkımdan kopan parçalardan etkilenebileceğini görüyoruz. Aslında olayda bir vatandaşımız vefat etmiş fakat ondan daha fazla vatandaşımız tesadüfen hayatta kalmıştır. Görüldüğü üzere herhangi bir şekilde doğru bir güvenlik tedbirleri almadan çok basit, yeterli olmayan yükseklikte koruma duvarı diye tabir edebileceğimiz eski inşaat ekipmanlarından malzemelerinden bozma bir duvar görüyorsun. Tabii binaların yıkılması hakkında yönetmeliğe baktığımızda aslında bu tür bir yıkım esnasında yıkımın nereden başlayacağı nasıl devam edeceği ne türlü tedbirlerin alınacağı kimlerin onayından geçtikten sonra kimlerin refakatinde bu işlerin yapılacağı belirtilmiştir. Belediyelerin kontrolsüz yıkıma müsaade etmeleri (halen devam etmekte olan kentsel dönüşüm projelerinin birçoğu bu şekilde devam etmektedir), sokak arası müteahhitlerinin bilinçsiz çalışanlara teslim ettiği yıkım ve yapım işleri de bu gibi facialara davetiye çıkarmaya devam etmektedir.

2021’de yürürlüğe giren "Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmelik" hakkında kısaca bilgi verir misiniz?
İlker Taş: Bu yönetmelik; yıkım faaliyetinde insan sağlığını, can ve mal güvenliğini ve çevreyi korumayı esas almaktadır. Bu çerçevede de alınması gereken yıkım ruhsatının düzenlenmesine rehberlik etmektedir.
İnşaat başlamadan önce hazırlanması gereken "Yıkım Planı"nda yaya güvenliği için hangi somut önlemler taahhüt edilmiş olmalıydı?
İlker Taş: Bina yıkım ruhsatı, binanın yıkım planının ilgili yönetmeliklere uygunluğu sonrasında müteahhide verilmektedir. Sonrasında müteahhit yıkım şantiyesini kurarak yıkıma başlar. Yıkım şantiyesinin nasıl kurulması gerektiği binaların yıkılması hakkındaki yönetmelikte asgari düzeylerde belirlenmiştir. Gördüğümüz güvenlik kamerası kayıtlarında bu tedbirlerden birçoğunun alınmadığını görebiliyoruz:
En az 2,5 metre olması gereken güvenlik duvarının çok daha kısa olduğu, (Kontrolsüz çökme sonucunda etrafta yeteri uzunlukta ve yükseklikte koruma bariyeri olmamasından dolayı moloz parçaları vatandaşlara isabet etmiştir.)
Yaya trafiğinin kesilmediği,
Yıkımın taşıyıcı unsurları göz önünde tutarak yapılmadığı ve buna sebep olarak da kontrolsüz çökmenin meydana geldiği,
Yıkım esnasında çevreye dağılması muhtemel molozlar için koruyucu iskele, yırtılmaz ve tutucu özelliğe sahip file ve benzeri malzemelerden yapılmış bir sistemin olmadığı,
Oluşacak olan tozu önlemek için gerekli tedbirlerin alınmadığı,
Gözaltına alınan kişilerin 2 operatör ve 1 işçi olduğu gerçeğinden yola çıkarak, sorumlu teknik personelin sahada olmadığı,
İş güvenliği tedbirlerinin alınmadan işe başlandığı; kişisel koruyucu ekipmanların çalışanda bulunmamasından, çalışanların eğitimsiz olması ve tehlikelerin farkında olmadan çalışmaya başlamasından anlaşılmaktadır.
| Konu | Açıklama | Tespit Edilen Eksiklikler |
|---|---|---|
| Yıkım Ruhsatı | Bina yıkım ruhsatı, binanın yıkım planının ilgili yönetmeliklere uygunluğu sonrasında müteahhide verilmektedir. | |
| Yıkım Şantiyesi Kurulumu | Müteahhit yıkım şantiyesini kurarak yıkıma başlar. Şantiyenin kurulumu binaların yıkılması hakkındaki yönetmelikte asgari düzeylerde belirlenmiştir. | Görülen güvenlik kamerası kayıtlarında bu tedbirlerden birçoğunun alınmadığı tespit edilmiştir. |
| Güvenlik Duvarı | En az 2,5 metre olması gereken güvenlik duvarı. | Çok daha kısa olduğu. (Kontrolsüz çökme sonucunda etrafta yeterli uzunlukta ve yükseklikte koruma bariyeri olmamasından dolayı moloz parçaları vatandaşlara isabet etmiştir.) |
| Yaya Trafiği | Yaya trafiğinin kesilmediği. | Kesilmediği (Bu durum bir eksiklik olarak belirtilmiş, muhtemelen kesilmesi gerektiği ima ediliyor). |
| Taşıyıcı Unsurlar ve Kontrolsüz Çökme | Yıkımın taşıyıcı unsurları göz önünde tutarak yapılmadığı. | Buna sebep olarak da kontrolsüz çökmenin meydana geldiği. |
| Moloz Koruma Sistemi | Yıkım esnasında çevreye dağılması muhtemel molozlar için koruyucu iskele, yırtılmaz ve tutucu özelliğe sahip file ve benzeri malzemelerden yapılmış bir sistem. | Böyle bir sistemin olmadığı. |
| Toz Önleme Tedbirleri | Oluşacak olan tozu önlemek için gerekli tedbirler. | Gerekli tedbirlerin alınmadığı. |
| Sorumlu Teknik Personel | Sorumlu teknik personelin sahada bulunması. | Gözaltına alınan kişilerin 2 operatör ve 1 işçi olduğu gerçeğinden yola çıkarak, sorumlu teknik personelin sahada olmadığı anlaşılmaktadır. |
| İş Güvenliği Tedbirleri | İş güvenliği tedbirlerinin alınarak işe başlanması. | İş güvenliği tedbirlerinin alınmadan işe başlandığı; kişisel koruyucu ekipmanların çalışanda bulunmamasından, çalışanların eğitimsiz olması ve tehlikelerin farkında olmadan çalışmaya başlamasından anlaşılmaktadır. |
Yıkım anında parçanın düştüğü bölgede yaya trafiğini kesecek bir "işaretçi" veya "gözcü" bulunması zorunlu mudur?
İlker Taş: Sadece yaya trafiğini ve kontrolsüz girişleri engellemekle görevli en az 2 kişi daha olması gerekliydi. Maalesef bunların da olmadığını görmekteyiz.
Yapı denetim firmaları ve belediye ekipleri, yıkım sürerken saha güvenliğini günde/haftada kaç kez bizzat yerinde kontrol etmekle yükümlüdür?
İlker Taş: Yönetmeliğe baktığımızda belediye ekiplerinin ne sıklıkla kontrol etmesi gerektiğiyle ilgili bilgi bulunmamaktadır. Fakat yıkım bir operatörün insafına bırakılmaması gereken bir durumdur. Sahada makine çalıştığı sürece teknik personelin işin başında durması gerekmekteydi. Kazanın tanımına baktığımızda olay iş kazası olarak tanımlanabilir. Oluşturduğu etkiye bakıldığında kamu güvenliğini dolaylı yoldan tehlikeye soktuğunu görmekteyiz ki kaza neticesinde 10’dan fazla vatandaşımız hayata kıl payı tutunmuştur.

Bu olay "Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme" midir, yoksa güvenlik önlemlerinin bariz eksikliği nedeniyle "Olası Kast" veya "Bilinçli Taksir" kapsamında mı değerlendirilmelidir?
Av. Mert Yalçın: Burada suçun niteliğini manevi unsurlar belirler:
Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme (TCK 85) (Basit Taksir): Yıkım sırasında gerekli dikkat ve özeni göstermemiş, ama sonucu öngörmemişse bu kapsamda değerlendirilir.
Bilinçli Taksir: “Bu yıkım böyle yapılırsa birine zarar gelebilir” diye öngörmelerine rağmen, “Bir şey olmaz” diyerek devam etmişlerse bu durumda ceza artırılır (TCK 22/3).
Olası Kast (TCK 21/2): “Bu şekilde devam edersem biri ölebilir” ihtimalini ciddi şekilde öngörür ve buna rağmen kabullenerek devam ederse oluşur.

Türkiye'deki emsal kararlara baktığımızda, bu tür "ihmal cinayetleri" sonucunda hangi cezalar veriliyor?
Av. Mert Yalçın: Taksirle Öldürme (TCK 85/1): 2 – 6 yıl hapis.
Birden Fazla Kişinin Ölümü / Ölüm + Yaralanma (TCK 85/2): 2 – 15 yıl hapis.
Bilinçli Taksir / Olası Kast Halinde: Ceza 1/3 – 1/2 oranında artırılır.
| Suç Türü | TCK Maddesi | Ceza Aralığı |
|---|---|---|
| Taksirle Öldürme | 85/1 | 2 – 6 yıl hapis |
| Birden Fazla Kişinin Ölümü / Ölüm + Yaralanma | 85/2 | 2 – 15 yıl hapis |
| Bilinçli Taksir / Olası Kast Halinde | - | Ceza 1/3 – 1/2 oranında artırılır. |

İş güvenliğinden esas sorumlu kimdir ve Türk Ceza Kanunu bu durumu nasıl düzenler?
Av. Mert Yalçın: Türk Ceza Kanunu’nun 176. maddesinde düzenlenen bu suç; bir inşaat veya yıkım faaliyeti sırasında, insanların hayatı veya sağlığı açısından ortaya çıkabilecek tehlikeleri engellemek adına alınması gereken teknik emniyet tedbirlerinin alınmamasını cezalandırır. Bu suç, somut bir zarar doğmasa dahi, sadece tehlikenin oluşmasıyla vücut bulan bir "somut tehlike suçu"dur.
Diğer Suçlarla İlişkisi (İçtima): Bu madde, bir nevi "önleyici" niteliktedir. Eğer emniyet kurallarına uyulmaması neticesinde bir kişi yaralanır veya ölürse, fail artık TCK 176'dan değil, neticesi daha ağır olan Taksirle Yaralama (TCK 89) veya Taksirle Öldürme (TCK 85) suçlarından yargılanır.

Bu olayda kimler ceza alacak ya da almalı? Yargısal süreç nasıl işlemelidir?
Av. Mert Yalçın: İhmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin davalar açısından farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Yaşam hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise, “etkili bir yargısal sistem kurma” yönündeki pozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez, bu noktada kast veya “bilinçli taksir” söz konusu olamaz. Mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 59).
Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için birtakım önlemler alma ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunduğu açıktır. Taksirli suç, bu kuralların ihlâl edilmesi sonucu belirmekte; fail, dikkatli, tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılmaktadır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme imkân ve ödevinin varlığına rağmen, sonuca iradi bir hareketle neden olmaktan kaynaklanmaktadır.
| Ceza Genel Kurulu Kararlarında Taksirli Suçlarda Aranması Gereken Unsurlar |
|---|
| Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması |
| Hareketin iradi olması |
| Sonucun istenmemesi |
| Hareket ile sonuç arasında nedensellik bağının bulunması |
| Sonucun öngörülebilir olmasına rağmen öngörülmemiş olması |
Taksirli suçlarda da, gerek icrai hareketin gerekse ihmali hareketin iradi olması ve meydana gelen neticenin öngörülebilir olması gerekmektedir.