Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Türkiye, iki gündür üst üste gelen okul saldırılarıyla sarsıldı. Dün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede, eski bir öğrencinin gerçekleştirdiği silahlı saldırıda 16 kişi yaralandı. Saldırgan olayın ardından yaşamına son verdi. Bugün ise Kahramanmaraş’ta bir ortaokul hedef alındı. Saldırıda 4 kişi hayatını kaybetti, 20 kişi yaralandı.
Art arda yaşanan bu iki saldırı, sadece bireysel şiddet vakaları olarak değil; toplumda derinleşen bir kırılmanın işareti olarak değerlendiriliyor.
Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er’e yaptığı değerlendirmede, gençlerde artan şiddet eğiliminin arkasındaki sosyolojik dinamiklere ve sosyal medyanın etkisine dikkat çekti.
Gençlerde artan şiddet eğiliminin tek bir nedene indirgenemeyeceğini vurgulayan Kırık, bireysel öfkenin arkasında biriken sosyal, ekonomik ve psikolojik baskıların belirleyici olduğuna işaret etti. Özellikle gelecek kaygısı, aidiyet duygusunun zayıflaması ve iletişim kopukluğunun gençleri daha kırılgan hale getirdiğini belirten Kırık, bu kırılganlığın kontrol edilemeyen öfke patlamalarına zemin hazırladığını ifade etti.
Dijital dünyanın ise bu süreci hızlandıran ve görünür kılan bir alan haline geldiğine dikkat çekti.

Toplumdaki kırılma noktalarına işaret eden Prof. Dr. Ali Murat Kırık, şunları söyledi:
''Peş peşe gelen bu saldırılar, insanların artık daha çabuk gerildiğini ve öfkesini kontrol etmekte zorlandığını gösteriyor. Küçük meseleler bile büyüyebiliyor, çünkü sabır ve empati giderek azalıyor. Bu durum sadece bireysel değil; geçim sıkıntısı, stres ve güvensizlik hissiyle de yakından ilgili. Buna doğrudan toplumsal çözülme demek ağır olabilir ama ciddi bir zayıflama olduğu aşikar. Kuralların ve ortak değerlerin etkisi azaldıkça insanlar kendi tepkilerini daha sert biçimde ortaya koyuyor. Okullarda yaşananlar ise bu durumun en hassas noktaya ulaştığını gösteriyor.''

Okulların hedef haline gelmesinin toplumda güven krizine yol açtığını belirten Kırık, şu ifadeleri kullandı:
''Okul dediğimiz yer, çocukların kendini güvende hissetmesi gereken bir alan. Bu alanların hedef haline gelmesi, “Artık hiçbir yer tam güvenli değil” duygusunu oluşturuyor. Bu da hem aileleri hem de öğrencileri sürekli bir tedirginliğe sürüklüyor. Ayrıca bu durum, sadece bir güvenlik sorunu değil. İnsanların zihninde güvenli alan fikri zedeleniyor. Bu kırılma bir kez oluştuğunda, toplumsal kaygı daha hızlı yayılıyor ve günlük hayatı da etkiliyor.''

Gençlerde artan gelecek kaygısının şiddeti tetiklediğine dikkat çeken Kırık, bu sözlerle dikkat çekti:
''Birçok genç kendini maalesef anlaşılmamış hissediyor. Ne istediğini anlatamıyor, gelecek konusunda da net bir umut göremiyor. Bu birikim, zamanla öfkeye dönüşebiliyor. Öfkesini yönetemeyen genç için şiddet, adeta bir çıkış yolu gibi görünebiliyor.''

Şiddetin dijital dünyada normalleştiğine dikkat çeken Kırık, özellikle kontrolsüz kullanımın riskine vurgu yaptı:
''Dijital oyunlar burada doğrudan sebep olmamakla birlikte etkileyici bir unsur. Özellikle şiddet içeren oyunlar uzun süre oynandığında, “vurmak, yok etmek, kazanmak” gibi davranışlar sıradanlaşabiliyor. Gerçek hayatla oyun arasındaki sınır zayıfsa, bu etki daha da artıyor. Sorun oyunun kendisinden çok, kontrolsüz ve bilinçsiz kullanımda…''

Sosyal medyanın dili sertleştirdiğini ve şiddeti görünür kıldığını belirten Kırık, şöyle devam etti:
''Sosyal medyada en çok dikkat çeken şeyler bildiğiniz gibi genelde en uç olanlar... Bu yüzden şiddet içeren görsel, video ve fotoğraflar daha fazla öne çıkıyor. İnsanlar bunları sık sık gördükçe, bir süre sonra alışmaya başlıyor. Özellikle çocuklar ve gençler için tehlike çok büyük… Bir de anonimlik var tabii. İnsanlar yüz yüze söylemeyecekleri sözleri orada rahatça söyleyebiliyor. Bu da dili sertleştiriyor. Zamanla bu sertlik, sadece ekranda kalmıyor, gerçek hayata da taşabiliyor. Netice de günümüzdeki manzaralar ortaya çıkıyor…''

Saldırı görüntülerinin yayılmasının yeni olayları tetikleyebileceği uyarısında bulunan Kırık, şu değerlendirmede bulundu:
''Bu tür görüntüler bazı kişiler için örnek haline gelebilir. Özellikle dikkat çekmek isteyen biri, bu yolu bir “fark edilme” yöntemi olarak görebilir. Bu da yeni olayların önünü açabilir. Özellikle şiddet ve gösterişe ayrı parantez açmak lazım… Bugün birçok kişi görünür olmak istiyor. Sosyal medya ve oyunlardaki sürekli öne çıkma isteği, bazı kişilerde gerçek hayata da yansıyor. Şiddet bile bir anda dikkat çekmenin yolu gibi algılanabiliyor. Bu yüzden bu içeriklerin yayılma biçimi oldukça kritik. Cezai yaptırımlar artmadığı müddetçe bu tip sorunlar artarak devam edebilir.''