Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı YPG-SDG'nin 2012 yılından beri kontrol ettiği Ayn el-Arab (Kobani) bölgesinin Sorumlusu Mahmut Berhudan, Terörsüz Türkiye sürecinin sahadaki yansımalarıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Suriye ordusu ve hükûmeti ile entegrasyon konusunda bütün sıkıntıların yüzde 99 oranında aşıldığını kaydeden Berhudan “Önümüzdeki birkaç gün içerisinde YPG-SDG’nin feshini duyuracağız. Özerk yönetim yapısı da ortadan kalkacak. Tek ordu, tek devlet, tek bir bayrak, ortak vatan çerçevesinde el ele yeni Suriye’yi inşa edeceğiz” dedi.

Türkiye Gazetesi'nden Yılmaz Bilgen'e konuşan Berhudan, Suriye’de gelinen noktanın Türkiye’de yürütülen “Terörsüz Türkiye” sürecinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini vurgulayıp şöyle devam etti:
"Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Bahçeli çok büyük riskleri olsa da belki de bin yılın hamlesini yaptı. Akan kanı durdurmanın yanında açılan yeni sayfanın sadece Suriye, Irak, İran sathında değil yeniden şekillenen Orta Doğu jeopolitiğine çok önemli etkileri olacak. Bunu da yakın zamanda göreceğiz. Bu açıdan bakıldığında Sayın Erdoğan ve Bahçeli’nin üstlendiği misyon gerçek bir vatansever sorumluluğu ve geleceği inşa tavrıdır. Dâhiyane bir çözüm yöntemi ürettiler. Zaten bundan başka çözüm de yoktu. Kürtleri yok sayarak ya da ihmal ederek bu kaos ikliminden çıkmak zordu. Bunu Erdoğan ve Bahçeli’nin çok net gördüğünü düşünüyorum. Böyle bir adımı da zaten ancak büyük devlet adamları atabilir ve tarihe geçebilir."

YPG’nin 2012 yılındaki kuruluşunu ilan eden Mahmut Berhudan’a göre Suriye ordusuna entegrasyon teorik planda tamamlandı. YPJ meselesinin tam olarak çözüme kavuşmayan dosyalardan birisi olduğunu söyleyen Berhudan şu ifadeleri kullandı:
“Türk kimlikli YPG savaşçıları da bir diğer konuşulan başlık. Fakat her ikisi de aşılamaz sorun değil. Bizim açımızdan bu aşamadan geri dönüş yok. Bu bağlamda silahlarımızı gömdük. Artık Suriye’nin parçası ve asli unsuru olarak birlik ve beraberlik içinde varlığımızı sürdüreceğiz. Aynı bayrak altında ortak değerler, idealler çerçevesinde.
Aslında 2014 DEAŞ saldırılarına dek Suriye’nin bu bayrağını hep sahiplendik. Hatta 2012’de YPG’nin kuruluşunu ilan ederken de arkamda bu bayrak vardı. Biz bu bayrağa hep inandık. Şimdi Şam tarafına düşen askerî entegrasyona paralel hepimizin haklarını gözeten, koruyan kuşatıcı ve adil bir anayasa hazırlamaktır. Bu sadece Kürtler için değil Türkmen, Arap ve hatta Aşuri, Ezidi, Ermeni, Dürzi, Nusayri bütün farklılıkları gözeten bir çerçeve çizilmeli. Baas bitti, o zihniyet de tamamen tasfiye edilmeli. Biz samimi bir biçimde 29 Ocak anlaşmasına bağlılığımızı sürdürüyoruz."

Askerî entegrasyonla eş zamanlı olarak kamu kurumları ve petrol kuyularının devri gibi aşamaların da tamamlanma aşamasında olduğunu kaydeden PYD-SDG Kobani Sorumlusu Mahmut Berhudan “Birlikte yaşamanın kodları her anlamda şekilleniyor. Kürtler öz itibarı ile Müslüman bir topluluk ve Suriye’de ya da yaşadığımız coğrafyalarda İslam ümmeti çerçevesi hiçbir Kürdü rahatsız etmez. Bu bizim doğal sosyolojimiz. Suriye içerisinde de diğer coğrafyalarda da varlığımızı ancak bu şekilde sürdürebiliriz. Aynı bayrak, aynı devlet, ortak vatan ve ordu ile ancak ayakta kalabiliriz." tespitinde bulundu.
52 yaşındaki SDG-YPG sorumlusu Berhudan, sözlerine şöyle devam etti:
"Bizim ayrı bir devlet (Kürdistan) talebimiz yok. Aslında hiçbir zaman Suriye’de ayrı devlet kuracağız demedik. Mesela ‘Kobani müstakil devlet olacak’ demek akıl dışı bir çılgınlıktır. Suriye Kürtleri ülkenin her tarafına yayılmış, dil, din, kültür olarak bu toplumun güçlü ve derin bir parçasıdır. Doğru tabirle etle tırnak olduk. Bu durum Türkiye için de farklı değil. Türkiye’nin her tarafında binlerce akrabam var. Hepsini görmek istiyorum. Arada engeller kalksın ve onlarla kucaklaşayım istiyorum. Bizi 1926 Brüksel hattı ile bıçakla doğrar gibi ayırdılar. Şimdi bu parantezi kapatma ve barış zamanı.
DEAŞ saldırdığında Kobani boşaldı ve halkımızın tamamı Türkiye’ye geçti. Orada hürmet gördüler. Biz bunları unutamayız. Geride kalan 15 yıllık dönemde elbette hatalar oldu ancak hepsini geride bıraktık. Artık barışı, birliği ve birlikte geleceğimizi inşa etmeyi konuşmak zorundayız. Elbette zorluklar var ancak selamete çıkacağımıza yürekten inanıyorum.
Şu ana dek Suriye ordusuna 10 bin savaşçımız entegre oldu. Belki bu rakam 12 bini bulabilir. Bizimle ilgili geçmiş dönem dâhil yapılan 70-100 bin kişilik ordu yorumları gerçeği yansıtmıyor. Ayrıca şu an içimizde Arap kökenli kimse kalmadı. Sadece Kamışlı-Cezire bölgesinde belki birkaç kişi vardır."
