Kadınların doğurganlığını artıran karışımı yüzyıllar önce İbn-i Sina önermiş. Ancak bu durum için tek bir karışımdan veya beslenme tipinden bahsetmek yanlış olur. Kadınların doğurganlığını artırdığı iddia edilen bitkisel karışımlar, genellikle vücudun genel sağlığını ve hormon dengesini desteklemeyi amaçlar. İşte kadınların doğurganlığını artıran o yöntemler.

Kadınların doğurganlığını artıran tek bir beslenme tipi veya yiyecekten bahsetmek yanlış olur. Bu tip karışımlar sadece yumurtlama sürecini desteklemek, adet döngüsünün daha dengeli olmasına yardımcı olmak ve vücudu genel olarak güçlendirmek amacıyla kullanılabilir.
Ancak bu karışımların doğurganlığı kesin olarak artırdığına dair bilimsel kanıtlar oldukça sınırlıdır. Bu tip destekleyici şeyler tıbbi tedavilerin yerini tutmaz. Her bireyin hormon yapısı ve sağlık durumu farklı olduğu için bitkisel destekler herkeste aynı etkiyi göstermeyebilir.
Özellikle adet düzensizliği yaşayan kadınlar hormonal hastalıklar veya hamilelik şüphesi olan kadınların bu tür karışımları kullanmadan önce mutlaka bir sağlık uzmanına danışması tavsiye edilir.

En sağlıklı yaklaşım, dengeli beslenme, düzenli yaşam ve gerektiğinde tıbbi destekle birlikte bu tür doğal yöntemleri bilinçli şekilde değerlendirmektir.
Kadınların doğurganlığını etkileyen tek bir karışım yoktur. Bazı besinler ve bitkisel destekler hormon dengesi ve yumurtlama sağlığını destekler.
Bunlar tedavi yerine geçmez ve düzenli kullanımdan önce doktora danışmak önemli bir durumdur.

Vücudu desteklemek, antioksidan almak, genel üreme sağlığını korumak için bu karışım kullanılabilir.
1 çay kaşığı çörek otu
1 çay kaşığı keten tohumu (öğütülmüş)
1 çay kaşığı bal
Birkaç damla limon suyu
Kullanım:
Sabah kahvaltıdan sonra, haftada 3–4 gün
1–2 ay denenebilir, sonra ara verilmelidir.
Bitki çayı seçeneği (hafif)
Isırgan otu (haftada 2–3 kez)
Papatya veya rezene (rahatlatıcı, hormon dengesine dolaylı destek)

Yumurta
Yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, roka)
Ceviz, badem
Yoğurt, kefir
Balık (omega-3 kaynağı)
İbn-i Sina (980–1037), Batı’da Avicenna adıyla bilinen, İslam dünyasının en ünlü hekim, filozof ve bilim insanlarından biridir. Bugünkü Özbekistan sınırları içindeki Buhara yakınlarında doğan İbn-i Sina, çok genç yaşta tıp, matematik, astronomi, fizik ve felsefe alanlarında derin bilgi edinmiştir. Özellikle tıp alanındaki çalışmalarıyla öne çıkan bilgin, henüz 18 yaşında başarılı bir hekim olarak tanınmıştır.

En bilinen eseri “El-Kanun fi’t-Tıb” (Tıbbın Kanunu), yüzyıllar boyunca hem İslam dünyasında hem de Avrupa’da tıp eğitiminde temel kaynak olarak kullanılmıştır. Bu eser, hastalıkların tanımı, teşhisi ve tedavisi konusunda sistemli bilgiler sunmakta, hijyen, beslenme ve ruh sağlığının önemine dikkat çekmektedir. Bilimsel düşünceyi temel alan yaklaşımıyla İbn-i Sina, tıp ve felsefe tarihine kalıcı bir iz bırakmış, günümüzde de saygıyla anılan büyük bir bilgin olarak kabul edilmektedir.