Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Ev temizliğinde beni en çok uğraştıran şeylerden biri beyaz tüller oldu. Ne kadar yıkarsam yıkayayım, özellikle güneş alan odalardaki perdeler zamanla eski beyazlığını kaybetmeye başladı. İlk zamanlar bunun sadece tozdan kaynaklandığını düşünüyordum. Ancak yıkadıktan sonra bile tüllerin hafif sarı ve mat görünmesi canımı sıkıyordu. Geçtiğimiz gün komşumun evine gittiğimde perdelerinin ne kadar beyaz göründüğünü fark ettim. Üstelik benim tüllerimden çok daha uzun süredir kullandığı perdelerinin hâlâ ilk günkü gibi görünmesi dikkatimi çekti. Dayanamadım ve nasıl temizlediğini sordum. Aldığım öneriyi eve gelir gelmez kendi perdelerimde uygulamaya karar verdim.
Açıkçası daha önce internette gördüğüm birçok yöntemi denemiştim. Bazıları tüllerin temizlenmesine yardımcı olsa da istediğim beyazlığı elde edememiştim. Bu nedenle komşumun yöntemini de çok büyük bir beklentiyle denemedim. Önce tülleri dikkatlice çıkardım ve üzerlerinde biriken tozları mümkün olduğunca temizledim. Ardından geniş bir leğene ılık su doldurdum. Burada özellikle çok sıcak su kullanmamaya dikkat ettim çünkü tüllerin hassas yapısının zarar görmesini istemedim.

Suyun içerisine bir miktar çamaşır deterjanı ekledim ve perdeleri bu suyun içerisinde beklettim. Tüllerin üzerinde biriken toz ve kirin suya karıştığını görünce aslında makineye atmadan önce bu işlemi yapmanın ne kadar önemli olduğunu fark ettim.
Benim yaptığım en büyük değişiklik, tülleri doğrudan çamaşır makinesine atmamak oldu. Daha önce perdeleri çıkarır çıkarmaz makineye koyuyor ve yıkama programını çalıştırıyordum. Bu kez önce ılık suda beklettim. Özellikle uzun süre kullanılan tüllerde kumaşa yerleşen toz ve kirlerin önce gevşemesinin temizlik sürecini kolaylaştırdığını düşünüyorum.

Bekletme işleminin ardından tülleri makineye yerleştirdim. Makineyi gereğinden fazla doldurmadım. Perdelerin tamburun içerisinde rahat hareket edebilmesine dikkat ettim.
Komşumun önerisinde karbonat da vardı. Ben de tülleri yıkarken deterjanla birlikte az miktarda karbonat kullandım. Burada özellikle fazla ürün kullanmamaya dikkat ettim. Daha önce temizlik ürünlerinin miktarı arttıkça sonucun daha iyi olacağını düşünüyordum. Fakat zaman içerisinde bunun her zaman doğru olmadığını öğrendim. Özellikle hassas kumaşlarda fazla miktarda ürün kullanmak yerine ölçülü davranmak daha doğru.
Eğer siz de karbonat kullanmayı düşünüyorsanız öncelikle tülünüzün bakım etiketine bakmanızda fayda var. Hassas veya özel işlemeli kumaşlarda önce görünmeyen küçük bir bölgede deneme yapmak daha güvenli olabilir.

Benim dikkat ettiğim bir diğer nokta da yıkama sıcaklığı oldu. Tüllerin daha iyi temizlenmesi için yüksek sıcaklığın gerekli olduğunu düşünüyordum. Ancak bu kez daha düşük ve kumaşa uygun bir program tercih ettim. Ayrıca yüksek devir kullanmamaya çalıştım. Tüller makineden çıktığında eskisi kadar buruşuk değildi. En önemlisi ise yıkama bittikten sonra perdeleri makinenin içerisinde uzun süre bekletmedim. Tülleri hafif nemliyken doğrudan yerine astım. Böylece hem ütüyle uğraşmak zorunda kalmadım hem de perdelerin kendi ağırlığıyla açıldığını gördüm.

Asıl şaşırdığım an tülleri yerine astığımda oldu. Perdeler kurudukça daha aydınlık ve temiz görünmeye başladı. Özellikle güneş ışığı alan bölümdeki sarı görüntünün belirgin şekilde azaldığını fark ettim. Elbette eski bir tülün tamamen ilk günkü hale gelmesini beklemiyorum. Ancak benim tüllerimdeki mat ve kirli görüntünün azalması bile yeterli oldu.
O an komşumun perdelerini neden bu kadar beğendiğimi de anladım. Bazen evin genel havasını değiştiren şey büyük bir temizlik değil, uzun zamandır ihmal edilen küçük detaylar olabiliyor.
Bu yöntemi uygularken özellikle dikkat ettiğim bir konu da temizlik ürünlerini birbirine karıştırmamak oldu. İnternette farklı ürünlerin birlikte kullanıldığı birçok yöntem görülebiliyor. Ancak her ürün birbiriyle uyumlu değil.
Özellikle sirke gibi asidik ürünlerle çamaşır suyunun kesinlikle bir arada kullanılmaması gerekiyor. Bu tür karışımlar sağlığa zararlı gazların ortaya çıkmasına yol açabilir. Ben bu nedenle tül temizliğinde kullandığım ürünleri birbirine karıştırmamaya ve mümkün olduğunca tülün bakım etiketindeki talimatlara uymaya dikkat ediyorum.

Bu deneyimden sonra perdeleri daha uzun süre temiz tutmak için birkaç noktaya da dikkat etmeye başladım. Öncelikle odaları düzenli olarak havalandırıyorum. Böylece perde kumaşının ortamda biriken kokuları ve tozu daha fazla tutmasını önlemeye çalışıyorum.
Özellikle mutfağa yakın perdelerin daha çabuk kirlendiğini fark ettim. Yemek buharı ve kokuları tüllerin üzerine kolayca siniyor. Bu nedenle mutfakta bulunan perdeleri diğer odalardakilere göre daha sık kontrol ediyorum.
Bir de perdelerin çok uzun süre yıkanmadan bekletilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kir kumaşa yerleştikçe temizlemek daha zahmetli hale geliyor.

Benim için bu yöntemin en güzel tarafı ise özel ve pahalı bir ürün aramak zorunda kalmadan, evde bulunan malzemelerle işe başlamış olmak oldu. Komşumun bembeyaz perdelerini görünce merak edip sormasaydım belki de aynı şekilde yıkamaya devam edecektim. Şimdi tüllerimi makineye atmadan önce mutlaka önce kontrol ediyor, gerekiyorsa ılık suda bekletiyorum. Ardından kumaşa uygun programda yıkayıp fazla bekletmeden yerine asıyorum. Tülleriniz sarardıysa siz de önce bakım etiketini kontrol ederek bu yöntemi kendi kumaşınıza uygun şekilde deneyebilirsiniz.