Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Alman otomotiv sanayisinin simge markalarından Volkswagen, tarihinin en zorlu dönemlerinden birinden geçiyor. Şirket içinde artık mevcut iş modelinin sürdürülebilir olmadığı açıkça konuşulurken, krizin boyutu da giderek daha görünür hale geliyor.
Tam da bu ortamda, ekonomi dünyasından dikkat çeken bir çıkış geldi. Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü (IfW) Başkanı Moritz Schularick, Volkswagen’in geleceğine ilişkin oldukça çarpıcı bir ihtimali gündeme taşıdı. Schularick’e göre Alman devinin bir Çinli üretici tarafından, muhtemelen de BYD tarafından satın alınması güçlü bir olasılık haline gelebilir.
Volkswagen CEO’su Oliver Blume’un şirketi ayakta tutmak için radikal bir yeniden yapılandırma planı üzerinde çalıştığı biliniyor. Bu planın merkezinde ise oldukça sert adımlar var.
Dünya genelinde iş gücünün yaklaşık yüzde 15’ine denk gelen 100.000 çalışanın işten çıkarılması gündemde. Bununla da kalmıyor. Almanya’daki Hannover, Zwickau, Emden ve Audi’nin Neckarsulm’daki fabrikalarının kapatılması da masadaki seçenekler arasında yer alıyor.
Şirket ayrıca model yelpazesini de daraltmayı planlıyor. Bugün 150 civarında olan model sayısının 100’ün altına indirilmesi ve Volkswagen markasının ayrı bir yapıya dönüştürülmesi değerlendiriliyor.
Volkswagen’i bu kadar sert kararların eşiğine getiren temel neden, şirketin finansal göstergelerinde yaşanan bozulma. 2025 yılında faaliyet kâr marjının yarı yarıya azalarak yüzde 3 seviyesine gerilemesi ve satışların neredeyse durma noktasına gelmesi, yönetimi yeni arayışlara itti.
Şirket yönetimi, uzun yıllardır başarıyla uygulanan “Almanya’da geliştir, Avrupa’da üret ve dünyaya ihraç et” modelinin artık eskisi gibi işlemediğini açıkça kabul ediyor. Yani sorun sadece geçici bir satış düşüşü değil; biraz daha derinde, iş modelinin kendisinde.
Moritz Schularick’in çıkışı da tam bu noktada önem kazanıyor. Alman ekonomi dünyasının en prestijli isimlerinden biri olarak görülen Schularick, Volkswagen’in geleceği konusunda karamsar bir tablo çiziyor.
Deneyimli ekonomiste göre ilerleyen dönemde Volkswagen’in Çinli bir üretici tarafından satın alınması ihtimali güçlü. Bu şirketin BYD olması ise en dikkat çeken senaryo olarak öne çıkıyor.
Schularick, Avrupa’nın bu süreçte elindeki pazar gücünü daha sert bir koz olarak kullanması gerektiğini savunuyor. Ona göre Çinli markaların Avrupa’da araç satmasına izin verilecekse bunun bir şartı olmalı: Fabrikalarını Avrupa’da kurmaları ve istihdamı korumaları.
Stanford Üniversitesi’nden ekonomi tarihçisi Niall Ferguson da Schularick’in değerlendirmelerine destek veriyor. Ferguson’a göre geleneksel otomobil ihracat modeli artık ciddi biçimde kan kaybediyor.
Ferguson, radikal bir dönüşüm yaşanmazsa Avrupalı tüketicilerin yakında çok daha büyük ölçekte Çin yapımı otomobiller kullanmaya başlayacağı uyarısında bulunuyor. Açıkçası bu uyarı, Avrupa otomotiv sanayisi için pek de hafife alınacak türden değil.
Uzmanlara göre Avrupa, teknolojik bağımsızlığını güçlendiremezse Çin ve ABD gibi iki büyük güç arasında sıkışma riskiyle karşı karşıya kalacak. Bu da kıtanın sanayi gücünü ve küresel etkisini zamanla zayıflatabilir.