Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Türk siyasi tarihinde adeta dönüm noktası olabilecek bir gelişmeyle CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılan 38'inci Olağan Kurultayı hakkında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin mutlak butlan kararı vermesinin gündemdeki sarsıcı etkisi sürüyor.
Konuyla ilgili MHP lideri Devlet Bahçeli de önemli bir açıklamada bulundu. Bahçeli CNN Türk'e yaptığı açıklamada "Bize göre meseleyi soğukkanlılıkla, hukuka uygun hareket etmekle, sorumluluk bilinciyle değerlendirmek, CHP’nin tarihi ve kurumsal kimliğini geleceğe taşıma iradesiyle hareket etmek en sağlıklı yol olacaktır." dedi.
Bahçeli ayrıca CHP yönetimin "Yargı kararını tanımıyoruz." çıkışına da tepki gösterdi. Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"5 Mayıs 2026 tarihinde TBMM Grup Toplantımız sonrasında CHP’nin mutlak butlan davası hakkında görüşümüz gazeteciler tarafından sorulduğunda kendilerine, 'CHP, Cumhuriyet'in kurulduğu günden bu yana var olan en önemli siyasi kurumlardan biridir. Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi veya farklı amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz.' demiştim. Geldiğimiz noktada haklılığımız ortaya çıkmıştır. Bize göre meseleyi soğukkanlılıkla, hukuka uygun hareket etmekle, sorumluluk bilinciyle değerlendirmek, CHP’nin tarihi ve kurumsal kimliğini geleceğe taşıma iradesiyle hareket etmek en sağlıklı yol olacaktır.

Bilindiği gibi 5 Kasım 2024 CHP Büyük Kurultayı’nda Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile Sayın Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisi’nde genel başkanlık için demokratik bir yarışa girdiler. O günkü şartlarda kongrede CHP delegelerinin iradesinin Sayın Özgür Özel’den yana olduğu seçim kurulu tarafından ilan edilmiş ve Sayın Özel CHP Genel Başkanı seçilmiştir.
Kongrenin ardından ise delegeler üzerinde yapılan usulsüzlükler nedeniyle kongrenin iptal edilmesi yönünde dava açılmıştır. Kongrenin yok sayılması talebiyle açılan dava 21 Mayıs günü neticelenmiş ve söz konusu büyük kongre, iddia olunan usulsüzlüklerin sübut bulduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir. Mahkeme kararıyla, iddia olunduğu gibi Sayın Kılıçdaroğlu'nun haksızlığa uğradığı kabul edilmiş ve mahkeme kararıyla tescil edilmiştir. Bu noktada 'Yargı kararını tanımıyoruz.' gibi çıkışlar boşunadır ve gereksizdir.
Direnmek yerine, Türk siyasi hayatının asırlık çınarı olan CHP’nin kurumsal kimliğini korumak herkes için esas olmalıdır. Bunun için öncelikle tarafların sağduyu ile CHP ortak paydasında buluşması, parçalanmamak, ufalanmamak ve savrulmamak iradesiyle hareket etmesi gerekmektedir. Etrafımızın ateş çemberi olduğu bir ahvalde, aynı zamanda da terörsüz Türkiye iradesinin vücut bulduğu bir iklimde toplumsal hareketliliğe CHP üzerinden yönelme girişimlerine fırsat vermemek elzemdir. CHP farklı amaçlarla kullanılmaya müsait hâle getirilmemeli, o hâlde bırakılmamalıdır.

Bu çerçevede CHP’de ortak akıl egemen hâle gelmelidir. Sayın Kılıçdaroğlu, kendisine yapılan haksızlığın kabul edildiğini, bununla birlikte 13 yıl genel başkan olarak görev yaptığı bu köklü kurumu incitmemek, yaralamamak ve bir kaosa sebebiyet vermemek üzere tarihî bir sorumluluk üstlenmelidir. Hukukun da cevaz verdiği çerçevede Sayın Özgür Özel ile görüşerek CHP’nin geleceğine ilişkin bir ortak formül oluşturmak amacıyla feragat ettiğini belirtmelidir. Bu sonuç hem CHP’nin hem de ülkemizin yararına olacaktır. Aynı zamanda da bu tarihî sorumlulukla Sayın Kılıçdaroğlu hem CHP’nin kurumsal kimliğinin hem de CHP’ye gönül vermiş vatandaşlarımızın gönlünde müstesna bir yer edinecektir.
Türk siyasetinde kurumsallaşma, toplumsal istikrarın, siyasî uzlaşmanın ve millî dayanışmanın en önemli parçasıdır. Etrafımızın ateş çemberiyle sarıldığı bu atmosferde siyasî kaosa sebebiyet verecek güç kavgaları, hizip çatışmaları, parçalanmalar ve ufalanmalar hem siyasete hem de demokrasinin güçlenmesine sekte vuracaktır. CHP üzerinden bu yollara girişilmesi ise telafisi imkânsız yaralar açabilecektir. Geçmişte yaşanan bu tür olayların yarattığı travmalar Türk siyasî hafızasında saklıdır. Bu bağlamda, Sayın Kılıçdaroğlu'nun alacağı bu karar, istikrar ve CHP’nin birlikteliği açısından daha hayırlı olacaktır.

Karar sonrası Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun ve Sayın Özgür Özel'in yaptığı açıklamalar birlik çerçevesindedir. Ancak bunun CHP ortak iradesine dönüştürülmesi bu çabaları yapıcı kılacaktır. Temennimiz, kalabalıklar oluşturarak karşılıklı meydan okumalar yerine her iki genel başkanın bir araya gelerek kanunların, parti tüzüğünün ve mahkeme kararının verdiği imkân çerçevesinde gerekli fedakârlıkları göstermek suretiyle CHP menfaatlerini esas alan ortak bir yol bulmalarıdır. Bunu da geciktirmeden, toplumsal veya parti içi bir karışıklığa yol açmadan yapmalarıdır. Unutulmamalıdır ki, CHP’nin kurumsal kimliğine, mirasına ve tabanına karşı ihanet noktasına evrilebilecek bir tavır, CHP’ye hizmet etmiş insanlar için ağır bir yük olacaktır. Bu aşamada tek yol uzlaşmak; uzlaşmanın temel unsuru da tahriklerden kaçınmak, feragat ve sorumluluk duygusuyla hareket etmektir.
Türkiye demokratik bir hukuk devletidir. Güçlü bir siyasî kültüre sahiptir. Anayasamıza göre yargı tarafsız ve bağımsızdır. Türkiye hepimizindir. Bu anlayışla; kurallar ve kurumlar çerçevesinde, sağduyuyla, birlik ve dayanışmayla hareket edilmesi ve CHP’nin geleceğinde uzlaşılması en hayırlı yol olacaktır."