Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
MHP lideri Devlet Bahçeli, Türk Devletleri Teşkilatı'nın Ankara'daki kritik zirvesi öncesinde Türkiye ve Azerbaycan'ın görüşmelerine ilişkin kritik açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Aliyev buluşmasının kardeşliğin sarsılmaz iradesini ortaya koyacağını aktaran Bahçeli, iki ülke arasındaki tarihi, kültürel ve kardeşlik bağları, siyasi gelişmelere dikkat çekti. Bahçeli, iki ülkenin ilişkilerinin 'ortak hafıza ve gönül bağına dayanmakta' olduğunun altını çizdi.
Bahçeli açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Dünyada siyasi, ekonomik ve jeopolitik gelişmelerin hız kazandığı bir dönemde, Türk Devletleri Teşkilatı’nın ulaştığı seviye, Türk dünyasının geleceği bakımından büyük önem taşımaktadır. Türk Devletleri Teşkilatı; ortak tarihimizin, kültürümüzün ve müşterek gelecek tasavvurumuzun kurumsal zemini hâline gelmiştir. Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan geniş Türk dünyasında siyasi iradenin güçlendiği, ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştiği, ulaştırma ve enerji bağlantılarının genişlediği yeni bir dönem şekillenmektedir.
Savunma sanayii, teknoloji, eğitim, bilim ve kültür başta olmak üzere birçok alanda iş birliği imkânlarının artması, Türk devletleri arasındaki ilişkilerin çok boyutlu bir yapıya kavuştuğunu göstermektedir. Bununla birlikte Türk Devletleri Teşkilatı bünyesindeki ilişkilerin temelinde, her bir üye devletin egemenliğine, bağımsızlığına, toprak bütünlüğüne ve kendi iç hukukuna saygı ilkesi bulunmaktadır. Her bir Türk Cumhuriyeti kendi içinde müstakil ve egemen bir devlettir. Türk devletleri arasındaki iş birliği, bu egemenlik anlayışını esas almakta; karşılıklı saygı, eşitlik ve ortak menfaatler temelinde gelişmektedir.

Ege’den Hazar’a, geçmişten geleceğe Türkiye ve Azerbaycan aynı gönül coğrafyasının iki güçlü devletidir. İki ülke arasındaki kardeşlik hukukunu zedelemeye yönelik her türlü yaklaşım karşısında sağduyu, karşılıklı anlayış ve ortak akıl temelinde hareket edilmesi büyük önem taşımaktadır. Türkiye’nin Türk Devletleri Teşkilatı dönem başkanlığını üstlenecek olması da bu gelişmelerin ortaya çıkardığı önemli bir sorumluluk ve fırsattır. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler ise bu sürecin en güçlü dayanaklarından biridir. İki ülke arasındaki tarihi, kültürel ve kardeşlik bağları, siyasi gelişmelerin ötesinde milletlerimizin ortak hafızasına ve gönül bağına dayanmaktadır.
Bu bakımdan Karabağ Zaferinin Başkomutanı Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev ile Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın zirvede gerçekleştireceği buluşmanın, Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin sarsılmaz iradesini bir kez daha ortaya koyacağına inanıyoruz. Ekim ayının son haftasında Ankara’da gerçekleştirilecek Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi, bu bakımdan tarihi bir önem taşımaktadır. Zirvede dönem başkanlığının Azerbaycan’dan Türkiye’ye geçmesiyle birlikte Türkiye, Türk dünyasının ortak hedeflerinin hayata geçirilmesine yönelik önemli bir sorumluluk üstlenecektir.

Türkiye; tarihî birikimi, devlet tecrübesi, ekonomik kapasitesi, diplomatik gücü ve Türk dünyasıyla kurduğu güçlü ilişkiler sayesinde Teşkilatın gelişiminde önemli bir konuma sahiptir. Dönem başkanlığı sürecinde Türkiye’nin önünde kapsamlı bir çalışma gündemi bulunmaktadır. Bakanlıklar, kamu kurumları, üniversiteler, yerel yönetimler, meslek kuruluşları ve sivil toplum yapıları; kendi görev alanlarında Türk Devletleri Teşkilatı’nın 2040 Vizyon Belgesi doğrultusunda somut, kalıcı ve sonuç odaklı projeler geliştirmelidir.
İsmail Gaspıralı’nın ortaya koyduğu “Dilde, fikirde, işte birlik” anlayışı, bugün Türk devletleri arasındaki ilişkilerin çağın şartlarına uygun biçimde geliştirilmesi bakımından yol gösterici niteliğini korumaktadır. Bu çerçevede eğitim, kültür, ekonomi, bilim ve teknoloji alanlarında iş birliği mekanizmaları güçlendirilmeli; Türkiye’nin bilgi birikimi ve kurumsal kapasitesi, Türk dünyasının ortak kalkınma hedefleri doğrultusunda değerlendirilmelidir. Türk dünyasının sahip olduğu potansiyel, devletlerimizin mevcut imkânlarının toplamından daha büyük bir anlam taşımaktadır. Bu potansiyelin gerçek bir güce dönüşmesi; ortak akıl, güçlü koordinasyon, karşılıklı saygı, egemenliklere riayet ve uzun vadeli bir bakışla mümkündür.

Türkiye’nin dönem başkanlığı da bu anlayışın somut sonuçlara dönüştürüldüğü bir dönem olmalıdır. İstikametimiz açıktır: Başta Azerbaycan olmak üzere Türk dünyası arasındaki kardeşlik hukukunu ve gönül bağını zedeleyecek hiçbir nifak tohumunun aramıza ekilmesine müsaade etmeden, Türk cumhuriyetlerinin egemenlik ve bağımsızlıklarına karşılıklı saygı temelinde iş birliğimizi derinleştirmek, tarihimizin bizlere yüklediği sorumluluk bilinciyle ortak geleceğimizi inşa etmek, Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefini Türk dünyasının yükselişiyle buluşturmaktır. Türkiye, Türk Devletleri Teşkilatı dönem başkanlığı sürecinde tarihinden aldığı güç, devlet tecrübesi ve gelecek vizyonuyla Türk dünyasının birlik, dayanışma ve yükseliş hedeflerine katkı sunmaya devam edecektir."