Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP Grup Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulunuyor. MHP lideri Bahçeli, ''Askeri darbeler Türk demokrasisinde yaralar oluşturmuştur'' dedi. Bahçeli, Terörsüz Türkiye ve kamu kaynaklarının usulsüz kullanımına ilişkin net mesajlar verdi.
Devlet Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar:
Yasama organının kurumsal adresi, gazi meclisimiz, şüphesiz milletimizin talep ve menfaatlerinin, inanç ve değerlerinin, tarihi hafızasının ve gelecek beklentilerinin temsil mekanizması ile vücut bulduğu, Ülkemizdeki farklı seslerin uyumu ile devlet ile orkestraya dönüştüğü ortak aklın ve milli iradenin tecelli gahı Türk devletinin kalp gahıdır. Asırlar geçse de kurumlar dönüşse, yöntemler değişse de pergelin sabit ucunda Türk devlet geleneğinin danışma ve meşveret kültürü vardır. Ve bu kültür, Türk töresinin ana omurgasını teşkil etmektedir.
15 Temmuz hain kalkışmasında yazılan Demokrasi Destanı'nın merkezi de Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. Türk Milleti milli mücadelesini meclis çatısı da vererek dünya siyasi tarihinde nadir ve müstesna bir yere sahip olmuştur. Bu sebeptendir ki Türk milleti için meclis olağan dönemler kadar olağanüstü dönemleri sevk ve idare etme kabiliyeti, barışta olduğu kadar savaşa da hazır olabilme kapasitesi, vatanına, toprağına, istiklal ve egemenliğine göz dikenlere karşı mücadele iradesidir. Değerli milletvekilleri, şüphesiz Türkiye'nin demokrasi yolculuğu güneşli ve pürüzsüz yollarda gerçekleşmemiştir. Cumhuriyet dönemiyle birlikte Türk demokrasisi askeri darbelerle sınanmış ve her bir askeri darbe Türk demokrasisinde yaralı hafıza durakları oluşturmuştur.
Siyasi partilere ve Türk milletini temsil eden muhterem milletvekillerine yeni yasama yılı münasebetiyle şu hususları hatırlatmak isterim. İdeolojik koordinatlarımız farklı olsa da politik merkezimiz Türkiye'dir. Siyasi rekabet alanımız ne kadar geniş olsa da pergelimizin ucu, sabit ucu Ankara'dır.
Bu hatırlatmalarla birlikte yeni yasama yılında siyasi partilerimizin hizmette rekabet işlemleri istikbalde, istiklalde vahdet, istikbalde gayret içerisinde olmalarını temenni ediyorum. Ülkücü irade tecelli ederek lider ülke Türkiye hedefimizi gerçekleştirecek kadrolarımız seçilmiştir. Kurultay sürecimiz olağan büyük kongremizle tamamlanacak. Partimiz aynı ülkü değişmez irade ve sarsılmaz inançla kutlu ülkülerine yürümeye devam edecektir.
Kıymetli milletvekilleri, önümüzdeki dönem kalkınmanın ve yükselmenin önünde engel olan sorunların miyadını, Türkiye'de siyaset ve devlet hayatında kutlu bir merhalenin, yüksek bir mertebenin miladını teşkil etmektedir. Bunların başında terörsüz Türkiye hedef ve politikalarına dair gelişmelerin yoğunlaşacağı yeni yasama yıllı faaliyetleriyle yaklaşan milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimleri ve mahalli idareler seçimleri gelmektedir. Parti olarak bu dönemde program, politika, proje ve kadrolarımızla Türkiye'nin önünde açılacak huzur ve refah sayfalarının irfan mürekkebi hakikat kalemi olacağımıza itimadım tamdır.
40 yılı aşkın süredir milletimizin başına musallat edilen terör belasından kalıcı olarak kurtulmak için tarihi bir fırsat önümüzdedir. Terör ve silah yerine adaletin, siyasetin, demokrasinin, milli birlik ve bütünleşmenin hakim olacağı, kardeşlik ve dayanışmanın kök salacağı, istikbalimizin yol haritasını birlikte çizeceğimiz bir zemindeyiz milletimizin kararı nettir.
Türkiye'nin kalkınma defterine ulaşabilmesi için biriken yapısal sorunların çözülmesi, güncel meselelerle birlikte köklü reform adımlarının atılmasını da gerektirmektedir. Bu nedenle önümüzdeki meclis dönemini kısır siyasi tartışmaların ötesinde Türkiye'nin orta ve uzun vadeli geleceğini şekillendirecek bir yapısal reform dönemi olacaktır. Diğer yandan 3 Ekim 2026 tarihinde yaptığım detaylı açıklamada vurguladığım üzere Türkiye yaşanan yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi gelişmeler karşısında toplumsal bir güven erozyonu ve çürüme tartışmaları ile karşı karşıya bırakılmamalıdır. Bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmemelidir.
Hangi siyasi görüşten, hangi makamdan veya hangi yapıdan gelirse gelsin, kamu kaynaklarının usulsüz kullanımına ilişkin her iddia bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalı, işlemler hukuk devleti ilkesine uygun biçimde yürütülmelidir. Demokratik siyasetin meşruiyeti hesap verebilirlikten ve kamu kurumlarına duyulan güvenden beslenmektedir. Sürdürülebilir kalkınmanın ön koşulu da güçlü kurumlar ve öngörülebilir bir hukuk düzenidir. Bu nedenle yeni yasama yılında atılacak demokratik adımlarla kalkınma hedeflerini gerçekleştirmeye dönük gayret ile yolsuzluk ve yollaşmayı önleyecek girişimlerin birbirinden ayrı düşünülmemesi ve eş güdümle hayata geçirilmesi gerekmektedir.
İsrail'in eli kanlı Başbakanı Netanyahu'nun, genel kurula hitabı insanlık tarihinin utanç vesikası olmuştur. Maalesef, elinde binlerce masumun kanı olan, Soykırımcının insanlık ve ahlak dersi vermek üstahlığında bulunduğu bir tiyatroyu bütün dünya izlemiştir. Diyorum ki Hitler'in kendisini insan hakları savunuşu, Mussolini'nin kendisini özgürlük havarisi, Stalin'in ise demokrat olarak nitelendirilmesi ne kadar gerçekçi ise Netanyahu'nun dünyanın en ahlaklı ordusuna sahibiz demesi de Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ı tiran olarak listelendirmesi de o kadar gerçekçidir.
Çok defa işaret ettiğimiz ve uyardığımız gibi İslam ülkelerinin İsrail'e karşısındaki tavır ve duruşlarını belirlemeleri ve açıkça ortaya koymaları şarttır.
Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge yolunda tarihi adımların atıldığı bir dönemde, Türkiye'nin istikamet değiştirmeye ve hedeflerinden vazgeçmeye değil, sistemsel ve kurumsal olarak bütünüyle mevcut imkanlarını ve kaynaklarını sürdürmeye ihtiyaç vardır. Sayın Cumhurbaşkanımızın bugüne kadar üstlendiği sorumluluk, ortaya koyduğu liderlik ve Türkiye'ye kazandırdığı stratejik kapasite dikkate alındığında kendisinin bir dönem daha Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesi Türkiye'nin ve bölgemizin hayrına olacaktır.
Seçimler 2028 yılında olmalı. Cumhurbaşkanı Erdoğan bir kez daha aday olmalı. Yürütmede Erdoğan, yasamada MHP, Türkiye'de cumhur ittifakı!
Anayasanın 116. maddesinde yer alan Cumhurbaşkanlığı'nın ikinci döneminde meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir hükmü, meclisin nitelikli çoğunlukla alacağı seçimlerin yenilenmesi kararıyla üçüncü dönem Cumhurbaşkanlığı adaylığını mümkün kılmaktadır. Türkiye'nin ihtiyacı kudrettir, milli birliktir. Bu nedenle, 2028'e girerken meseleyi yalnızca kim cumhurbaşkanı olacak ya da iktidara hangi parti gelecek sorusuna indirgemeyi doğru bulmuyoruz.