Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Kalan yemekleri ertesi gün ısıtarak tüketmek israfı önlemenin en temel yolu sayılsa da, pirinç pilavı söz konusu olduğunda bu durum ölümcül bir gıda zehirlenmesine davetiye çıkarıyor. Mutfaklardaki bu masum alışkanlık, uzmanlar tarafından şiddetli mide enfeksiyonlarının bir numaralı sorumlusu ilan ediliyor.
Milyonlarca evde her akşam özenle pişirilen tencere yemeklerinin ertesi güne kalması son derece olağan bir durum olarak kabul görüyor. Aile bütçesini korumak ve gıda israfının önüne geçmek amacıyla dünden kalan bu yemeklerin tekrar ocakta veya mikrodalgada ısıtılması nesillerdir süregelen bir mutfak ritüeli hâline gelmiş durumda. Ancak gıda mühendisleri ve enfeksiyon hastalıkları uzmanları, özellikle pirinç pilavının yeniden ısıtılması konusunda tüyler ürperten bilimsel gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Pirincin doğasında gizlenen ve yüksek ısıya inanılmaz bir direnç gösteren özel bir bakteri türünün, ısıtma işlemi sırasında uyanarak yemeği adeta zehirli bir biyolojik silaha çevirdiği kanıtlandı. Çoğu tüketici yaşadığı mide kramplarını veya ani bulantıları dışarıda yediği bir şeye bağlarken, asıl tehlikenin kendi ocağında ısıttığı o dünden kalan masum pilav tabağında olduğu anlaşılıyor.
Kuru pirinç taneleri tarlalardan hasat edildiğinde, üzerinde doğal olarak "Bacillus cereus" adında spor formunda uyuyan tehlikeli bir bakteri barındırıyor. Pirinç kaynayan suyun içine atılıp pişirildiğinde dahi, bu mikroskobik sporlar ısıya karşı o kadar dayanıklı bir zırha sahip ki ölmek yerine sadece uyku hâlinde beklemeye devam ediyor. Tehlike çanları asıl pilav pişip tencerenin altı kapatıldığında çalmaya başlıyor. Oda sıcaklığında soğumaya bırakılan tencerenin içi, bu dirençli sporların uyanıp hızla çoğalması için muazzam bir kuluçka merkezine dönüşüyor.
Ertesi gün bu pilav ocakta tekrar ısıtıldığında ise, bakterilerin ürettiği ısıya dayanıklı zehirli toksinler doğrudan aktif hâle gelerek insan vücuduna hücum ediyor. Isıtma işleminin mikropları öldüreceği yönündeki genel inanç, pirinç söz konusu olduğunda tamamen iflas ediyor. Pişmiş yemeğin masum bir şekilde mutfak tezgahında beklemesi, aslında bu görünmez düşmanın üremesi için ihtiyaç duyduğu o mükemmel ılıman iklimi sağlıyor.
Oda sıcaklığında saatlerce bekletmek: Yemeğin pişmesinin ardından tencerenin ocak üzerinde veya mutfak tezgahında iki saatten fazla bekletilmesi, bakteri sporlarının uyanması için gereken ideal ısı ortamını sağlıyor. Uzmanlar, ilk sıcaklığını atan pilavın en kısa sürede kapalı kaplarla buzdolabına kaldırılmasının bu biyolojik üremeyi durduran tek fiziksel yöntem olduğunu vurguluyor.
Tüm tencereyi tekrar tekrar ısıtmak: Sadece yenecek porsiyonu ısıtmak yerine koca bir tencere pilavın tamamını ısıtıp kalanı tekrar dolaba koymak, zehir miktarını her döngüde katlayarak artırıyor. Birbirini izleyen bu ani ısınma ve soğuma şokları, bakterilerin en ölümcül toksinleri üretmesi için adeta bir laboratuvar şartı sunuyor.
Yetersiz sıcaklıkta ılık bırakmak: Mikrodalga fırınlarda veya ocakta yapılan aceleci ısıtma işlemleri, pilavın sadece dış kısımlarını sıcak hâle getirirken iç kısımlarının tehlikeli bir ılıklıkta kalmasına neden oluyor. Bu dengesiz ve düşük ısı, mevcut bakterileri yok etmek bir yana, onların daha hızlı çoğalarak yemeğe daha fazla zehir kusmasını tetikliyor.
Ertesi günü aşan bekleme süreleri: Doğru koşullarda soğutulup dolaba kaldırılmış olsa bile, pişmiş pirincin buzdolabında yirmi dört saatten fazla bekletilmesi son derece tehlikeli bulunuyor. İkinci güne sarkan pilavların içindeki görünmez bakteri yükü, soğuk havada bile yavaş yavaş artarak tüketiciyi doğrudan acil servise yollayacak seviyelere ulaşıyor.
Tıp literatüründe "Kızarmış Pirinç Sendromu" olarak da bilinen bu spesifik gıda zehirlenmesi, kendini bir ila beş saat içinde başlayan şiddetli mide krampları, durdurulamayan kusma ve ağır ishal ile gösteriyor. Sıradan bir üşütme sanılan bu ağır klinik tablo, vücudun ciddi oranda sıvı kaybetmesine ve böbrek fonksiyonlarının yavaşlamasına sebebiyet veriyor. Çocuklarda ve yaşlılarda çok daha ölümcül seyreden bu enfeksiyonun asıl kaynağının sadece masum bir tas pilav olması, gıda güvenliği konusundaki genel bilgisizliğin ne boyutta olduğunu gözler önüne seriyor.
Gıda güvenliği standartları gereği, pirinç pilavının her zaman tüketileceği miktar kadar, taze ve tek seferlik pişirilmesi en sağlıklı yöntem olarak tavsiye ediliyor. Şayet pilav arttıysa, geniş ve yayvan bir kaba yayılarak çok hızlı bir şekilde soğutulması ve buharı biter bitmez soğutucu dolaba aktarılması hayati bir zorunluluk olarak belirleniyor. Isıtma aşamasında ise tavadaki pilavın her tanesinden dumanlar çıkana dek, yani yemeğin merkez sıcaklığı yetmiş beş dereceyi bulana kadar iyice kavrulması gerektiği açıklanıyor.