Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Özellikle kurban etiyle hazırlanan kavurmalar, kebaplar, etli yemekler ve bayrama özgü tatlılar sofraların vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Ancak bayram boyunca değişen beslenme düzeni, artan kırmızı et tüketimi, tatlı ikramları ve uzun süren ziyaretler nedeniyle sağlıklı beslenme alışkanlıkları çoğu zaman ikinci planda kalabiliyor. Bu nedenle Kurban Bayramı’nı hem keyifle geçirmek hem de sağlığı koruyabilmek için dengeli ve bilinçli beslenme büyük önem taşıyor. Beslenme ve Diyet uzmanı Yasemin Öztürk, Tgrthaber.com Editörü Şenay Yurtalan’a yaptığı açıklamada hem akıllardaki soruları cevapladı hem de “Bayramda beslenme” konusu hakkında herkesin bilmesi gereken detayları paylaştı…

Kırmızı etin Kurban Bayramı’nın merkezinde yer alan en önemli besinlerden biri olduğuna dikkat çeken Beslenme ve Diyet uzmanı Yasemin Öztürk “Protein, demir, çinko ve B12 vitamini açısından oldukça zengin olan kırmızı et; bağışıklık sisteminin desteklenmesi, kas kütlesinin korunması ve enerji metabolizmasının sürdürülebilmesi açısından önemli katkılar sağlar. Ancak her besinde olduğu gibi kırmızı et tüketiminde de miktar ve pişirme yöntemi belirleyici faktörlerdir.
Bayramın ilk günlerinde en sık yapılan hatalardan biri, yeni kesilmiş etin dinlendirilmeden tüketilmesidir. Oysa dinlenmemiş et daha sert yapıda olur ve sindirimi zorlaştırabilir. Etin uygun koşullarda birkaç saat hatta mümkünse bir gün dinlendirilmesi hem lezzet hem de sindirim açısından daha uygun olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Ayrıca etlerin çok yağlı bölümlerinin tercih edilmesinin, kızartma yöntemiyle pişirilmesinin veya ekstra yağ eklenmesinin gereksiz doymuş yağ alımına neden olabileceğini belirten Öztürk “Bunun yerine ızgara, haşlama, fırında pişirme veya kendi suyunda pişirme gibi daha sağlıklı yöntemlerin tercih edilmesi hem kalp-damar sağlığının korunmasına yardımcı olur hem de sindirim sistemini daha az zorlar.” Tavsiyesinde bulundu.

Beslenme ve Diyet uzmanı Yasemin Öztürk; bayram sofralarında yalnızca et tüketimine odaklanmak yerine öğünlerin dengeli planlanması gerektiğinin altını çizdi ve “Et yemeklerinin yanında bol yeşillikli salatalar, zeytinyağlı sebzeler, yoğurt ve tam tahıllı ürünlere yer verilmesi sindirimi desteklerken aynı zamanda daha uzun süre tokluk hissi sağlar. Lif açısından zengin sebzeler ve kurubaklagiller bağırsak hareketlerini desteklediği için özellikle yoğun et tüketiminin olduğu dönemlerde oldukça önemlidir. Sebzelerle desteklenmeyen yüksek proteinli öğünler şişkinlik, hazımsızlık ve kabızlık gibi sindirim problemlerine yol açabilir. Bu nedenle öğünlerde renkli ve çeşitli besinlere yer verilmesi hem besin çeşitliliğini artırır hem de daha dengeli bir beslenme düzeni oluşturur.” şeklinde konuştu.

Bayram ziyaretlerinin vazgeçilmezlerinden biri olan tatlılar da dikkatli tüketilmesi gereken besinler arasında yer aldığını anısatan Öztürk, “Şerbetli tatlılar, hamur işleri ve şekerli içecekler kısa sürede yüksek miktarda enerji alımına neden olabilir. Özellikle birkaç gün boyunca sık aralıklarla tatlı tüketmek kan şekeri dalgalanmalarına, halsizliğe ve sindirim problemlerine yol açabilir. Tatlı tüketiminde porsiyon kontrolü sağlamak, mümkün olduğunca sütlü veya meyve bazlı alternatifleri tercih etmek daha dengeli bir yaklaşım olacaktır. Aynı zamanda tatlıların ana öğünlerden hemen sonra değil, ara öğün şeklinde ve küçük porsiyonlarla tüketilmesi sindirim açısından daha uygun olabilir.” dedi.

Beslenme ve Diyet uzmanı Öztürk Bayram süresince sıvı tüketiminin de çoğu zaman ihmal edildiğine dikkat çekti. Özellikle artan çay ve kahve tüketimi nedeniyle günlük su alımının azalabildiğini belirten Öztürk “Oysa yeterli su tüketimi sindirim sisteminin düzenli çalışması, metabolizmanın desteklenmesi ve vücudun sıvı dengesinin korunması açısından büyük önem taşır. Yüksek proteinli beslenme dönemlerinde su ihtiyacı daha da artabileceği için gün boyunca düzenli aralıklarla su tüketmeye özen gösterilmelidir. Yemeklerden sonra yapılacak kısa yürüyüşler de hem sindirimi destekler hem de bayram boyunca azalan fiziksel aktivitenin dengelenmesine yardımcı olur. Uzun süre hareketsiz kalmak yerine gün içerisinde kısa süreli hareketler planlamak enerji seviyelerinin korunmasına katkı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı.



Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenmenin, geleneksel lezzetlerden tamamen uzak durmak anlamına gelmediğini ifade eden uzman isim “Önemli olan nokta; porsiyon kontrolünü sağlayabilmek, öğünlerde dengeyi koruyabilmek ve besin seçimlerini bilinçli yapabilmektir. Bayram sofralarının tadını çıkarırken aynı zamanda vücudun ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmak mümkündür. Çünkü sağlıklı beslenme, kısıtlayıcı bir yaklaşım değil; sürdürülebilir ve dengeli seçimler yapabilme becerisidir. Bilinçli tercihlerle hem bayramın keyfi çıkarılabilir hem de sindirim sistemi, kalp sağlığı ve genel yaşam kalitesi korunabilir. Bayramın gerçek anlamı yalnızca zengin sofralarda değil, sevdiklerimizle paylaşılan güzel anlarda, samimiyette ve birlikte geçirilen değerli zamanlarda saklıdır.” değerlendirmesinde bulundu.