Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Kanser taramaları genellikle büyük, ağır laboratuvar aletlerine ihtiyaç duyuyor ve yalnızca hastanelerde yapılabiliyor. Geleneksel sistemler, numunelerdeki moleküllerin ışığın dalga boyu gibi özelliklerinde oluşturduğu ufak değişimleri tespit ederek çalışıyor. Bu değişimler hastalık hakkında hekime bilgi verse de süreci yürütmek için hassas ve taşıması zor parçalara ihtiyaç duyuluyor.
Geliştirilen taşınabilir cihaz ise moleküllerin ışığın özelliklerini nasıl değiştirdiğine değil, ışığı nasıl büktüğüne odaklanarak çalışıyor. Sistemde, ışığı doğal materyallerin yapamayacağı şekillerde yönlendirebilen özel üretim 3 boyutlu bir çip yer alıyor. Cihazın içindeki ışık yayıcı, detektör ve özel tasarlanmış parçalar, 8 inçlik yarı iletken plakalar üzerinde üretilip seri üretime uygun hale getiriliyor.

Araştırmacılar, söz konusu teknolojinin kanser tarama sürecini laboratuvarlardan çıkarıp uygun maliyetli ev tipi tespit sistemlerine dönüştürebileceğini belirtiyor. Science X Dialog platformunda süreci değerlendiren uzmanlar şu ifadeleri kullanıyor:
"Alet tasarımını büyük ölçüde basitleştiriyor ve algılama sürecini taşınabilir tanı sistemleriyle çok daha uyumlu hale getiriyor."

Bilim insanları prototipi test etmek için kan ve diğer vücut sıvılarında son derece düşük yoğunluklarda yer alan küçük kabarcık benzeri hücre bileşenlerini (vezikülleri) inceledi. Vezikül konsantrasyonunun analizi, erken evre hastalıkların teşhisine doğrudan yardımcı olabiliyor.
Yeni sensör, son derece düşük yoğunluklardaki vezikülleri sadece 15 dakika içinde başarıyla tespit etmeyi başardı. Geliştirici ekibe göre ortaya çıkan sonuç, standart laboratuvar testlerine kıyasla hassasiyette 10 bin katlık iyileşme anlamına geliyor.
Nature Photonics dergisinde yayımlanan çalışmaya göre araştırmacılar, 170 insan serum örneğini analiz ederek cihazı bir adım ileri taşıdı. Yapılan testlerde makine, erken evre akciğer kanseri örneklerini sağlıklı dokulardan başarıyla ayırt etti. Geleneksel Elisa laboratuvar yöntemlerinde doğruluk oranı yüzde 75 seviyesinde kalırken, yeni teknolojiyle yüzde 95’e varan doğruluk elde edildi.

Tüm olumlu sonuçlara rağmen araştırmacılar, prototipin yaygın olarak kullanılan bir tıbbi cihaza dönüşmesi için hâlâ uzun bir yol olduğunu söylüyor. Teknolojinin daha geniş hasta gruplarında doğrulanması için kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.
Uzmanlar, sistemin rutin klinik ya da evde kullanım için piyasaya sürülmeden önce daha fazla mühendislik geliştirmesinden geçmesi gerektiğini vurguluyor.