Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Eurostat’ın güncel verileri, Türkiye'deki vahim tabloyu gözler önüne serdi. DSÖ verilerine göre, Türk kadınları obezite oranlarında Avrupa'da zirveye yerleşti. tgrthaber.com editörü Özge Sönmez'e konuşan Türkiye Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sabahattin Destek çarpıcı açıklamalarda bulundu. Eskiden ileri yaşlarda görülen kilo problemlerinin artık ergenlik çağına kadar gerilediğini belirten Destek, "Obezite artık yalnızca kilo problemi değil, yaşam süresini ve yaşam kalitesini tehdit eden kronik bir hastalık haline geldi" uyarısında bulundu. Peki, klinikte durum ne? Hastalar kapıyı hangi şikayetlerle çalıyor?

Obezite yaşının her geçen gün daha da aşağıya çekildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Sabahattin Destek, durumun kliniklerde de açık şekilde görüldüğünü belirtti. Kilo problemlerinin 20'li yaşlara kadar gerilediğini belirten uzman isim, “Ne yazık ki bu tabloyu klinikte çok net görüyoruz. Eskiden daha ileri yaşlarda gördüğümüz ciddi kilo problemleri artık 20’li hatta ergenlik çağındaki bireylerde bile karşımıza çıkıyor. Özellikle kadın hastalarda; hareketsiz yaşam, düzensiz beslenme, yoğun stres, uyku bozuklukları ve hormonal problemler obeziteyi hızlandırıyor. Son yıllarda dikkat çeken en önemli değişim ise, hastaların artık sadece estetik kaygıyla değil; diyabet, tansiyon, karaciğer yağlanması, infertilite ve eklem ağrıları gibi ciddi sağlık sorunları nedeniyle başvurmasıdır. Obezite artık yalnızca kilo problemi değil, yaşam süresini ve yaşam kalitesini tehdit eden kronik bir hastalık haline geldi.” ifadelerini kullandı.

Kadınlarda yaşanan kilo problemlerinin erkeklere oranla daha fazla olmasını değerlendiren Destek, bunun yalnızca biyolojik bir durumdan kaynaklanmadığını yan etkenler de olduğunu belirtti. Kadınlarda hormon değişimleri, psikolojik durumlar, menapoz gibi etkenlerin de kilo problemlerine neden olabileceğini belirtti. Uzman isim, “Kadınlarda obezitenin daha yüksek görülmesinin tek bir nedeni yok; biyolojik, sosyal ve psikolojik birçok faktör birlikte etkili oluyor. Gebelik süreçleri, hormonal değişiklikler, menopoz dönemi ve metabolizmanın erkeklere göre daha yavaş çalışması önemli nedenlerden biri. Bunun yanında kadınlar çoğu zaman ev, çocuk, iş ve aile yükünü aynı anda taşıyor. Kendilerine ayırdıkları zaman azalıyor. Düzenli spor, sağlıklı beslenme ve kaliteli uyku ikinci plana itiliyor. Ayrıca toplumda kadınların duygusal baskıyı daha yoğun yaşaması, stres kaynaklı yeme davranışını da artırıyor.” dedi.

Kadınlar üzerindeki görünmeyen yüklere dikkat çeken Destek, “Günümüzde obeziteyi sadece ‘fazla yemek yemek’ olarak değerlendirmek büyük bir hata olur. Özellikle kadınlarda stres ve duygusal yük, yeme davranışını doğrudan etkiliyor. Birçok kişi aç olduğu için değil; mutsuz, yorgun, kaygılı veya tükenmiş hissettiği için yemek yiyor. Özellikle gece atıştırmaları ve kontrolsüz karbonhidrat tüketimi bu süreçte artıyor. Ev içindeki görünmeyen yükler ve sürekli sorumluluk hali de fiziksel aktiviteyi azaltıyor. Bu nedenle obezite tedavisinde yalnızca diyet değil; psikolojik destek, yaşam düzeni ve davranış değişikliği de çok önemlidir.” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Sabahattin Destek obeziteye karşı geliştirilen yeni nesil ilaçları ve cerrahi müdahaleleri de değerlendird. Uzman isim “Her fazla kilolu birey ameliyat adayı değildir. Öncelikle sağlıklı beslenme, egzersiz ve yaşam tarzı değişiklikleri uygulanmalıdır. Ancak vücut kitle indeksi belirli seviyelerin üzerine çıkmışsa ve diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi gibi ek hastalıklar başlamışsa; cerrahi veya yeni nesil obezite ilaçları gündeme gelebilir. Burada önemli olan nokta, tedavinin kişiye özel planlanmasıdır. Yeni nesil ilaçlar bazı hastalarda çok başarılı sonuçlar verebilirken, bazı hastalarda cerrahi daha etkili olabilir. Tüp mide ameliyatı ise doğru hastada uygulandığında hem kilo kaybı hem de metabolik hastalıkların düzelmesi açısından oldukça güçlü bir tedavi seçeneğidir. Ama unutulmamalıdır ki; ameliyat bir mucize değil, yeni bir yaşam düzeninin başlangıcıdır.” dedi.

Türkiye'nin bu olumsuz tablodan kurtulması için yerel yönetimlere ve devlete büyük görevler düştüğünü söyleyen Destek yapılması gerekenleri de tek tek sıraladı. Destek, “Obeziteyle mücadele bireysel değil, toplumsal bir mücadeledir. Özellikle kadınlara yönelik koruyucu sağlık politikaları artırılmalıdır. Mahalle bazlı ücretsiz spor alanları, kadınlara özel egzersiz merkezleri, sağlıklı beslenme eğitimleri ve psikolojik destek programları yaygınlaştırılabilir. Çalışan anneler için sağlıklı yaşamı destekleyen sosyal düzenlemeler yapılmalı. Okullarda çocuklara erken yaşta beslenme bilinci kazandırılmalı çünkü sağlıklı nesiller aile içinde yetişiyor. Ayrıca hazır ve aşırı işlenmiş gıdaların tüketimini azaltacak ulusal politikalar geliştirilmeli. Biz obeziteyi sadece kilo meselesi değil; toplum sağlığı, ekonomi ve gelecek nesiller meselesi olarak görmek zorundayız.” dedi.