Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Yaklaşık 2 bin yıl önce üretilen Antikythera Mekanizması’nın Ay ve Güneş döngülerini izlediği, tutulmaları hesapladığı ve gökyüzündeki hareketleri modellediği ortaya çıktı. Bilim insanları bu sıra dışı düzeneği tarihin bilinen ilk analog bilgisayarı olarak görüyor.
1901 yılında Yunanistan’ın Antikythera Adası açıklarında bulunan bir Roma gemi batığı, arkeoloji dünyasının en önemli keşiflerinden birine ev sahipliği yaptı. Batıktan çıkarılan, bronz dişlilerden oluşan karmaşık mekanizmanın yaklaşık 2 bin yıllık olduğu belirlendi.
İlk bakışta paslanmış metal parçalarından ibaret gibi görünen düzenek, aslında Ay ve Güneş’in hareketlerini takip ediyor, tutulmaların ne zaman gerçekleşeceğini önceden hesaplayabiliyordu. İşte bu nedenle Antikythera Mekanizması, bugün dünyanın bilinen ilk analog bilgisayarı olarak kabul ediliyor.
Mekanizma üzerinde yapılan araştırmalar, cihazın MÖ 150 ile 100 yılları arasında üretildiğini gösteriyor. Ancak bu karmaşık sistemi kimin tasarladığı ya da tam olarak nerede üretildiği hâlâ net değil.
Antikythera Mechanism Research Project kapsamında öne çıkan görüşlerden biri, cihazın Korint kolonileriyle bağlantılı biçimde muhtemelen Siraküza’da üretildiği yönünde. Araştırmacılar ayrıca mekanizmanın Arşimet’in bilimsel geleneğiyle ilişkili olabileceğini düşünüyor. Cihaz bulunduğu dönemde, yaklaşık bir ayakkabı kutusu büyüklüğündeki ahşap bir kasanın içinde yer alıyordu. Ahşap bölüm zamanla yok olsa da bronz parçalar günümüze kadar ulaşmayı başardı.
Antikythera Mekanizması’nın içinde elle çevrilen 30’dan fazla bronz dişli bulunuyordu. Bu dişliler; Ay’ın, Güneş’in ve o dönemde bilinen gezegenlerin gökyüzündeki hareketlerini modellemek amacıyla tasarlanmıştı.
Sistemde, modern diferansiyel mekanizmaları andıran gezegensel bir dişli düzeni de kullanılmıştı. Böylece gök cisimlerinin yörüngelerinde görülen düzensizliklerin hesaba katılması amaçlanıyordu. Cihazın ön yüzünde, yarısı beyaz yarısı siyah küçük bir küre yer alıyordu. Bu küre, Ay’ın o andaki evresini gösteriyordu. Arka tarafta ise en az dört farklı gösterge bulunuyordu.
Bu göstergeler arasında 19 yıllık Metonik döngü, tutulmaların tahmininde kullanılan Saros döngüsü, Panhelenik spor oyunları takvimi ve hesaplamaları daha hassas hâle getiren Exeligmos döngüsü yer alıyordu.
Yani mekanizma sadece gökyüzünü izlemiyordu. Aynı zamanda takvim, spor etkinlikleri ve tutulma tarihleri gibi farklı bilgileri tek bir sistem içinde bir araya getiriyordu.
Yüzlerce yıl boyunca denizin altında kalan mekanizma, bulunduğunda çok sayıda parçaya ayrılmış durumdaydı. Bu nedenle cihazın nasıl çalıştığını anlamak onlarca yıl sürdü. Fizikçi Derek de Solla Price, 1959 yılında bulunan 82 parçayı ayrıntılı biçimde incelemeye başladı. Daha sonra Yunan nükleer fizikçi Charalampos Karakalos ile birlikte cihazın iç yapısını görmek amacıyla ilk X-ışını ve gama ışını taramalarını gerçekleştirdi.
Bu çalışmalar sayesinde mekanizmanın içinde 27 dişli çark bulunduğu tespit edildi. Bazı dişlilerin 127 ve 235 dişe sahip olması ise açıkçası dönemin mühendislik becerisinin tahmin edilenden çok daha ileri olduğunu gösterdi.
Antikythera Mekanizması’nın tasarımı son derece etkileyici olsa da cihazın pratikte ne kadar sağlıklı çalıştığı hâlâ tartışma konusu. Yapılan simülasyonlar, Mars’ın konumunu gösteren ibrede 38 dereceye kadar hata oluşabileceğini ortaya koydu. Araştırmacılar bu sapmanın üretim hatasından çok, antik Yunan astronomisinin o dönemdeki bilgi sınırlarından kaynaklandığını düşünüyor.