Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Yeni dönemde MİA’nın yazılım, yapay zekâ, veri ve Ar-Ge birikimi; Lider Sistem’in uygulama, entegrasyon ve saha deneyimiyle birleşerek daha büyük ve karmaşık sistemlerin uçtan uca sorumluluğunu üstlenebilecek bir teknoloji ölçeğine dönüşecek. Şirket yönetimi, yeni yapının başarısını ürün sayısı veya şirket büyüklüğüyle değil, çözebildiği problemin büyüklüğüyle ölçmeyi planlıyor.
Sermaye Piyasası Kurulu onayının ardından ilerleyen MİA Teknoloji–Lider Sistem birleşmesi, şirketin yaklaşık 20 yılda oluşturduğu teknoloji birikimini yeni bir ölçeğe taşımaya hazırlanıyor.
Birleşmenin temelinde iki farklı mühendislik kasının tamamlayıcılığı bulunuyor. MİA Teknoloji’nin yazılım, yapay zekâ, veri, görüntü analitiği, biyometri ve sistem mimarisi tarafındaki kabiliyetleri; Lider Sistem’in güvenlik teknolojileri, saha mühendisliği, projelendirme, uygulama ve entegrasyon tecrübesiyle aynı yapı altında buluşuyor.
MİA Teknoloji Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Ali Gökhan Beltekin, birleşmenin stratejik mantığını “iki şirketin kasalarını yan yana koymak” olarak görmediklerini belirterek, hedefin iki mühendislik birikimini birbirinin kaldıraç kuvvetine dönüştürmek olduğunu ifade ediyor.
Yeni yapının önemli farklarından biri, teknoloji geliştirme ile gerçek saha ihtiyacı arasındaki mesafenin kısalması olacak.
Bir projede sahada karşılaşılan problem Ar-Ge gündemine dönüşebilecek; geliştirilen bir algoritma farklı bir ürün ailesini besleyebilecek; bir sektörde geliştirilen mühendislik kabiliyeti başka bir alana uyarlanabilecek.
MİA Teknoloji’nin yeni yapılanmasında amaç mümkün olan en geniş ürün kataloğunu oluşturmak değil.
Savunma Teknolojileri, Stratejik Sistemler & Global Güvenlik, Sürdürülebilir Yaşam & Akıllı Şehirler, Yapay Zekâ & Geleceğin Teknolojileri ve Sağlık Teknolojileri şirketin ana stratejik eksenlerini oluştururken; yapay zekâ, veri, biyometri, sensör, yazılım ve sistem entegrasyonu bu alanların arasında hareket eden ortak teknoloji katmanları olarak çalışıyor.
Bu nedenle bir projede ortaya çıkan teknoloji başka bir sektörün başlangıç noktası olabiliyor. Görüntü analitiği savunmada tehdit tespitine, kritik tesiste anomali analizine; biyometri farklı kimliklendirme ve yetkilendirme senaryolarına; sensör ve veri teknolojileri ise farklı operasyon ortamlarına uyarlanabiliyor.
Şirket yönetiminin kullandığı “teknoloji fabrikası” kavramı da bu modele dayanıyor.
Klasik fabrikada fiziksel ham madde ürüne dönüşürken, teknoloji şirketinde ham maddeyi veri, problem bilgisi, algoritma, saha tecrübesi ve mühendislik hafızası oluşturuyor.
MİA Teknoloji’nin hedefi bu mühendislik yapı taşlarını her projede sıfırdan üretmek yerine farklı problemlerde tekrar kullanılabilir ürünlere, platformlara ve fikri mülkiyete dönüştürmek.
Beltekin’e göre teknoloji şirketlerinin yüksek katma değer yaratmasının temelinde de bu ölçeklenebilirlik bulunuyor: geliştirilen bir yazılım, algoritma veya platform çekirdeği farklı projelerde ve ülkelerde tekrar kullanılabiliyor.
Yeni yapı uluslararası büyüme açısından da farklı bir hedef ortaya koyuyor.
Şirket yönetimine göre özellikle büyük ölçekli ve çok katmanlı projelerde, müşterilerin farklı teknoloji bileşenlerini ayrı ayrı yönetmek yerine; problemi anlayan, sistem mimarisini kurgulayan, gerekli teknolojileri entegre eden, sahaya uyarlayan ve sistemin yaşam döngüsü boyunca sorumluluk üstlenebilen teknoloji ortaklarına yönelik ihtiyacı giderek artıyor.
MİA Teknoloji bu nedenle Türkiye’den yalnız ürün değil; mühendislik, fikri mülkiyet ve sistem mimarisi ihraç eden bir yapı oluşturmayı hedefliyor.
Birleşmenin başarısının ise yalnız imzalanan hukuki belgelerle değil, sahada ortaya çıkacak yeni projelerle ölçülmesi planlanıyor.
Görmez’in ifadesiyle: “Birleşmenin imzası kâğıda atılır; gerçek imzası sahaya atılan projelerdir.”