Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Yemek siparişinde alıştığımız düzen değişebilir. Restoranları tek tek incelemek, fiyat karşılaştırmak, indirim kuponu aramak ve siparişi tamamlamak için kullanılan uygulamaların yerini yakında yapay zekâ asistanları alabilir. Üstelik bu değişim yalnızca sipariş vermeyi kolaylaştırmakla kalmayıp, restoranların ödediği yüksek komisyonları da azaltabilir. Düşünün, akşam eve geldiniz ve pizza yemek istiyorsunuz. Farklı uygulamalardaki fiyatları karşılaştırmak, kampanya aramak ya da kupon denemek yerine yapay zekâ asistanınıza ne istediğinizi söylüyorsunuz. Asistanınız en uygun seçeneği buluyor ve siparişinizi doğrudan restorana iletiyor.
İşte yemek siparişi sektöründe yeni bir dönemin kapısını aralayabilecek model tam da bu. ABD'de bu alanda faaliyet gösteren girişimler ortaya çıkmaya başladı. ChatGPT gibi yapay zekâ asistanlarının sipariş sürecine dahil olması, DoorDash ve Uber Eats gibi küresel şirketlerin yanı sıra Türkiye'deki Yemeksepeti, Trendyol Go ve GetirYemek'in iş modellerini de etkileyebilir.

Bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri, ABD merkezli Bites adlı girişim. Yaklaşık 10 kişilik ekiple faaliyet gösteren şirket, San Francisco Körfez Bölgesi'nde 300'e yakın restoranla çalışıyor. Bites'ın hedefi, müşterilerin siparişlerini yüksek komisyon alan teslimat platformlarından geçirmek yerine doğrudan restoranlara ulaştırmak. Şirketin geleneksel bir mobil uygulaması da bulunuyor. Ancak asıl farkı, yapay zekâ üzerinden sipariş verilmesine imkan tanıması.
Kullanıcılar, Bites sistemine dahil restoranlardan ChatGPT aracılığıyla yemek sipariş edebiliyor. Siparişler, üçüncü taraf bir platforma uğramadan doğrudan işletmeye iletiliyor. Bites özellikle hangi restorandan yemek istediğini bilen müşterilere odaklanıyor. Yani kullanıcıya yüzlerce yeni restoran göstermekten çok, tercih ettiği işletmeden daha düşük maliyetle sipariş vermesini sağlamaya çalışıyor.

Yeni modelin en dikkat çekici tarafı ise ücretlendirme sistemi. Bites, sipariş başına yalnızca 1 dolar sabit ek ücret aldığını belirtiyor. Bu tutarı çoğunlukla müşteri ödüyor. Bazı restoranlar ise ücreti kendileri karşılayabiliyor. Buna karşılık ABD'nin büyük yemek teslimat şirketlerinden DoorDash, restoranlardan sipariş başına yüzde 15 ile yüzde 30 arasında komisyon alıyor. Uygulamada daha görünür olmak isteyen işletmelerin daha yüksek komisyonlarla karşılaşması da mümkün.
Türkiye'de de benzer bir sistem işliyor. Restoranlar, platformlara ödedikleri komisyonları ve diğer giderleri karşılamak için uygulamalardaki menü fiyatlarını yükseltebiliyor. Bu nedenle doğrudan sipariş modeli, hem işletmeler hem de tüketiciler açısından önemli bir alternatif olarak görülüyor.

Yapay zekâ destekli sistemin fiyatlara nasıl yansıyabileceği, iki platform üzerinden yapılan örnek bir siparişle ortaya konuldu. ChatGPT üzerinden Bites kullanılarak verilen pizza ve içecek siparişi, bahşiş, vergi ve teslimat ücretleri dahil 56,73 dolara mal oldu. Aynı ürünler DoorDash üzerinden sipariş edildiğinde ise toplam tutar 70,29 dolara yükseldi.
Böylece iki sipariş arasında 13,56 dolarlık fark oluştu. Elbette her siparişte benzer bir tasarruf sağlanacağı söylenemez. Ancak Bites'ın kurucu ortağı ve CEO'su Bala Subramaniam, bu örneğin restoranların neden farklı bir iş modeline ihtiyaç duyduğunu gösterdiği görüşünde.
Girişimin kurucuları arasında, yemek siparişi platformu Grubhub'ın da kurucusu olan Matt Maloney bulunuyor. Maloney'e göre teslimat şirketleri geçmişte restoranlarla müşterileri internet üzerinden buluşturmak için büyük yatırımlar yaptı. Ancak tüketicilerin çevrim içi yemek siparişine artık alışmış olması, bu maliyetli yapının yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor.

Yapay zekâ destekli sipariş sistemlerinin Türkiye açısından önemi ise pazarın büyüklüğünde yatıyor. Ticaret Bakanlığının Mayıs 2026'da yayımladığı Türkiye'de E-Ticaretin Görünümü 2025 raporu, yemek sektörünün dijital ticarette ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor.
Rapora göre Türkiye'nin toplam e-ticaret hacmi 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 52,2 artarak 4,5 trilyon TL'yi aştı. Aynı dönemde toplam işlem sayısı 5 milyar 940 milyona ulaştı. Yemek sektörü, e-ticaret alanında faaliyet gösteren işletmelerin sektörel dağılımında yüzde 20,3'lük payla ilk sıraya yerleşti.
Sektörün 2025 yılında oluşturduğu e-ticaret hacmi ise 270,16 milyar TL olarak kaydedildi. Bu büyüklük, yapay zekâ destekli doğrudan sipariş sistemlerinin Türkiye'ye gelmesi halinde neden büyük bir rekabet yaşanabileceğini de gösteriyor.

Türkiye'de yemek siparişi platformlarının restoranlardan aldığı ücretler zaten bir süredir tartışma konusu. Ticaret Bakanlığı, 13 Nisan 2026'da duyurduğu yeni düzenlemelerle platformların tahsil ettiği bedellerin daha şeffaf hale getirilmesini hedefledi.
Düzenleme kapsamında restoranlardan alınan ücretlerin hangi hizmet karşılığında tahsil edildiğinin ayrıntılı şekilde gösterilmesi zorunlu tutuldu. Siparişin alınması, restorana iletilmesi, ödeme işlemlerinin gerçekleştirilmesi ve temel altyapının sağlanması gibi aracılık hizmetlerinin doğal parçası sayılan işlemler için ayrıca ücret alınmasının önüne geçilmesi de kararlaştırıldı.
Bunun yanında restoranların kampanya ve reklam çalışmalarına katılımının gönüllülük esasına dayanması, indirimli satışlarda komisyon hesaplamalarının daha açık yapılması düzenlemenin kapsamına alındı. Henüz Türkiye'de ChatGPT gibi sohbet botları üzerinden doğrudan yemek siparişi verilmesini sağlayan benzer bir uygulama bulunmuyor.
Ancak yüksek komisyonlar nedeniyle restoranlarla platformlar arasında yaşanan maliyet tartışmaları ve yeni düzenlemeler, Türkiye pazarını böylesi bir dönüşüme oldukça açık hale getiriyor. Yapay zekâ destekli düşük maliyetli sipariş modellerinin Türkiye'ye gelmesi, mevcut platformlar üzerindeki rekabet baskısını daha da artırabilir.

Yemek siparişi uygulamalarının gelir modeli yalnızca komisyonlardan oluşmuyor. Restoranlar, daha fazla müşteriye ulaşabilmek için platformlarda reklam veriyor ve sponsorlu listelemelerden yararlanıyor. Kullanıcılar da bu uygulamalar sayesinde daha önce bilmedikleri restoranları keşfedebiliyor, yorumları okuyabiliyor ve farklı seçenekleri karşılaştırabiliyor.
Ancak sipariş sürecinin yapay zekâ asistanlarına kayması bu dengeyi değiştirebilir. Örneğin kullanıcı, sürekli sipariş verdiği restorandan yemek istediğinde doğrudan yapay zekâ asistanını kullanırsa işletmenin platform içinde öne çıkmak için reklam harcaması yapma ihtiyacı azalabilir.
Öte yandan yeni restoran keşfetmek isteyen kullanıcılar açısından farklı bir rekabet alanı doğabilir. Yapay zekânın hangi restoranı neden önerdiği, işletmelerin bu önerilerde nasıl öne çıkacağı ve görünürlük için ücret ödenip ödenmeyeceği önem kazanacak.

Yapay zekânın yemek siparişi sektörüne etkisi, mevcut platformların da gündeminde. DoorDash, eylül ayında kullanıcıların iMessage üzerinden günlük konuşma dilini kullanarak sipariş verebilmesini sağlayacak bir özellik üzerinde çalıştığını açıkladı. Bu sistemle müşteriler, daha önce sipariş ettikleri bir yemeği yeniden istemek gibi işlemleri kısa mesajlarla gerçekleştirebilecek. DoorDash'in attığı adım, büyük teslimat şirketlerinin de yapay zekâyı kendi sistemlerine dahil etmeye hazırlandığını gösteriyor.