Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Dang humması, halk arasında "kemik kıran hastalığı" olarak da biliniyor. Hastalığın taşıyıcısı olan Aedes aegypti ve Aedes albopictus sivrisinekleri özellikle sıcak iklimlerde yayılım gösterirken, küresel ölçekte artan vaka sayıları nedeniyle hastalık yeniden önemli bir halk sağlığı konusu haline geliyor. Enfeksiyonun belirtileri çoğu zaman sivrisinek ısırığından 4 ila 10 gün sonra ortaya çıkıyor ve hastalık bazı kişilerde birkaç gün içinde ağırlaşabiliyor.
Dang virüsü, Flaviviridae ailesinde yer alan ve dang hummasına neden olan bir virüstür. Hastalığın bilinen DENV-1, DENV-2, DENV-3 ve DENV-4 olmak üzere dört ana serotipi bulunuyor. Enfekte dişi Aedes aegypti veya Aedes albopictus sivrisineğinin bir kişiyi ısırmasıyla virüs insana geçiyor. Enfekte kişinin kanından virüsü alan sivrisinek, daha sonra başka bir insanı ısırdığında bulaş zincirini sürdürebiliyor.

Dang humması günlük temasla, sarılmayla, tokalaşmayla veya aynı ortamda bulunmakla normal koşullarda kişiden kişiye doğrudan yayılan bir hastalık değil. Hastalığın yayılmasında sivrisineklerin rolü belirleyici olurken, dang taşıyan Aedes türlerinin özellikle gündüz saatlerinde aktif olması korunma açısından önem taşıyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre dünya nüfusunun yaklaşık yarısı dang riski taşıyor ve her yıl tahminen 100 ila 400 milyon arasında enfeksiyon meydana geliyor.
Dang enfeksiyonunda belirtiler genellikle enfeksiyondan 4 ila 10 gün sonra başlıyor. Hastalık çoğunlukla ani yüksek ateşle ortaya çıkarken buna şiddetli baş ağrısı, gözlerin arkasında ağrı, kas ve eklem ağrıları, bulantı, kusma, halsizlik ve cilt döküntüleri eşlik edebiliyor. Bazı kişilerde ise enfeksiyon herhangi bir belirtiye yol açmadan geçirilebiliyor.
Dang hummasında görülebilen başlıca belirtiler şöyle sıralanıyor:
Hastalığın kritik özelliği, ateşin düşmesinin her zaman iyileşme anlamına gelmemesi. Özellikle hastalığın 3 ila 7. günleri arasında ateş azalırken şiddetli karın ağrısı, sürekli kusma, hızlı nefes alma, burun veya diş eti kanaması, kanlı kusma ya da dışkı, aşırı susama, soğuk ve soluk cilt, belirgin halsizlik veya huzursuzluk ortaya çıkarsa ağır dang ihtimali değerlendirilmesi gerekiyor.
Dang humması vakalarının büyük bölümü hafif seyrediyor ve hastalar yaklaşık 1 ila 2 hafta içinde iyileşiyor. Bununla birlikte hastalık bazı kişilerde ağır dang hummasına dönüşebiliyor. Ağır vakalarda damar geçirgenliğinin artmasına bağlı sıvı kaybı, ciddi kanama, tansiyon düşmesi, şok ve organ yetmezliği gelişebiliyor. Bu nedenle dang humması nadiren de olsa ölümcül olabiliyor.
Dang virüsünü vücuttan doğrudan temizleyen özel bir antiviral tedavi bulunmuyor. Tedavide temel amaç ateş ve ağrının kontrol edilmesi, yeterli sıvı alınmasının sağlanması ve hastanın ağırlaşma belirtileri açısından yakından takip edilmesi. Parasetamol ateş ve ağrı için kullanılabilirken aspirin ve ibuprofen gibi kanama riskini artırabilen ilaçlardan kaçınılması öneriliyor. Ağır vakalarda hastaneye yatırılarak damar yoluyla sıvı tedavisi ve gerekli destek tedavileri uygulanabiliyor.
DANG HUMMASINDA HASTALIĞIN GÜNLERE GÖRE SEYRİ
| Dönem | Yaklaşık zaman | Görülebilecek durumlar |
|---|---|---|
| Kuluçka dönemi | 4-10 gün | Genellikle belirti görülmez |
| Ateşli dönem | 1-3. gün | Yüksek ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları |
| Ateşin azalması | 3-7. gün | Ateş düşebilir ancak bazı hastalarda kritik dönem başlayabilir |
| Kritik dönem | Yaklaşık 24-48 saat | Kanama, sıvı kaybı, tansiyon düşmesi ve organ etkilenmesi görülebilir |
| İyileşme dönemi | Sonraki günler | Genel durum düzelir, halsizlik bir süre devam edebilir |
| Toparlanma | 1-2 hafta ve sonrası | Çoğu hastada iyileşme gerçekleşir, yorgunluk haftalarca sürebilir |
Bu seyir her hastada aynı şekilde ilerlemiyor. Özellikle ikinci kez farklı bir dang serotipiyle enfekte olan kişilerde ağır hastalık riski artabildiği için ateşin düşmesi sonrasında ortaya çıkan uyarı işaretlerinin dikkate alınması gerekiyor.
Türkiye'de Aedes türü sivrisineklerin bulunduğu biliniyor. Aedes albopictus'un Türkiye'nin farklı bölgelerinde tespit edildiği, Aedes aegypti için de geçmiş yıllarda kayıtlar bulunduğu bildiriliyor. Güncel bilimsel çalışmalar özellikle Aedes albopictus'un Karadeniz'in doğu ve orta kesimlerinde yaygınlaştığını ve arbovirüslerin bulaşması açısından vektör riskinin izlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Bununla birlikte Türkiye açısından "Aedes sivrisineğinin bulunması" ile "ülkede yerel dang bulaşının yaygın olması" aynı şey değil. Mevcut uluslararası değerlendirmelerde Türkiye, dangın yerleşik yerel bulaşının görüldüğü başlıca ülkeler arasında yer almıyor ve Türkiye'de görülen vakalar özellikle seyahat bağlantılı olarak değerlendiriliyor. Ancak Aedes türlerinin yayılımı, iklim koşulları ve artan uluslararası hareketlilik nedeniyle hastalığın görülme ihtimali açısından gözetim önemini koruyor.