Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Kadınların banyo sonrasında ıslak saçlarını ağır havlularla sarıp kurumasını bekleme alışkanlığı, dermatologlar tarafından kalıcı kellik ve koparak dökülme sebebi olarak gösteriliyor. Suyla temas ettiğinde en zayıf ve kırılgan hâline geçen saç telleri, havlunun yarattığı şiddetli sürtünme ile gerilim yüzünden köklerinden koparak tel tel dökülüyor. Yıllardır bir bakım rutini olarak uygulanan bu eylem, aslında saç derisine ve foliküllerine yönelik en büyük fiziksel işkence olarak tanımlanıyor.
Kişisel bakımın vazgeçilmez bir parçası olan duş rutini sonrasında milyonlarca kadın, ıslak saçlarının nemini alması için başlarına büyük bir havlu sararak ev içinde saatlerce bu şekilde dolaşmayı tercih ediyor. Islak saçın o ağır yapısını zapt etmek ve damlayan suları engellemek için havluyu sıkıca burarak kafanın tepesine tutturmak, kuşaktan kuşağa aktarılan masum bir alışkanlık gibi algılanıyor. Ancak dermatoloji uzmanları ve saç tasarım uzmanları, bu sıradan hareketin aslında saç sağlığını temelinden sarsan büyük bir yıkım süreci olduğunu bilimsel testlerle ortaya koyuyor. Çoğu kişi banyodaki giderde veya taraktaki yoğun dökülmenin kullandığı şampuanla ya da vitamin eksikliğiyle alakalı olduğunu düşünürken, asıl failin başlarında taşıdıkları o ıslak ve ağır havlu olduğu gerçeği gözden kaçırılıyor. Islaklık, ısı ve ağır bir pamuklu kumaşın bir araya gelmesi, kafa derisinde geri dönüşü olmayan hücresel hasarlara zemin hazırlıyor.
Saç teli, anatomik yapısı gereği suya maruz kaldığında ağırlığının üçte biri oranında nem çekerek şişiyor ve dış yüzeyindeki koruyucu kütikül tabakası tamamen açılıyor. Bu şişmiş ve esneme katsayısı zirveye çıkmış hâldeyken saç teli, normal bir zamana göre yüzde elli oranında daha savunmasız ve kırılgan bir forma bürünüyor. Tam bu noktada, saçları kalın pamuklu bir havluyla sertçe ovalamak veya havluyu burgu yaparak tepeye sabitlemek, o açık kütiküllerin birbirine sürtünerek tamamen parçalanmasına sebep oluyor. "Higral yorgunluk" adı verilen bu durum, saçın kendi içindeki protein bağlarının kopmasına ve tellerin elastikiyetini sonsuza dek kaybetmesine yol açıyor.
Bunun yanı sıra, suyu emdikçe kilolarca ağırlığa ulaşan standart bir banyo havlusu, kafanın tepesinde sıkıca bağlandığında saç köklerine devasa bir çekme kuvveti uyguluyor. Saatlerce devam eden bu gerilim, tıpta "traksiyon alopesisi" olarak bilinen ve saç köklerinin mekanik stres altında kalarak kalıcı olarak ölmesiyle sonuçlanan çekilme tipi kelliğe zemin hazırlıyor. Ön saç çizgisinde ve şakaklarda başlayan o ince dökülmeler, zamanla saç ayrımının gözle görülür biçimde açılmasına ve bölgesel kelleşmelere doğru ilerliyor. Saçı kurutmak amacıyla yapılan bu masum eylem, aslında saç foliküllerini yavaş yavaş ve acımasızca yerinden söküyor.
Dökülme ve kopmaların ötesinde, ıslak saçın uzun süre karanlık ve havasız bir havlu kozasının içinde bekletilmesi kafa derisinin doğal florasını anında altüst ediyor. Vücut ısısıyla birleşen o kapalı ve yoğun nemli ortam, saç derisinde kepeğe ve şiddetli kaşıntılara sebep olan "Malassezia" adındaki tehlikeli mantar türünün çılgınca çoğalması için ideal bir mikro klima ortamı sunuyor. Havlu çıkarıldığında hissedilen o yoğun ıslaklık kokusu, aslında deride başlayan bakteriyel bir enfeksiyonun ve sebum dengesizliğinin ilk fiziksel kanıtı sayılıyor.
Bu havasız ortamda tıkalanan gözenekler, saç köklerinin yeterince oksijen alamamasına ve yeni saç oluşumunun tamamen durmasına sebep oluyor. Saç diplerinde beliren sivilcelenmeler, geçmeyen egzama atakları ve kabuklanmalar, o sıkı sıkıya sarılmış ıslak havlunun altında sessizce gelişen dermatolojik hastalıkların başında geliyor. Güzelleşmek ve temizlenmek için girilen duş, doğru kurutma teknikleri kullanılmadığı takdirde bir deri hastalığına dönüşebiliyor.
Saç sağlığını korumanın ve dökülmeleri durdurmanın en temel adımının, banyo sonrası geleneksel havlu sarmalından acilen vazgeçmek olduğu tıp dünyasınca kararlılıkla vurgulanıyor. Kalın ve sert pamuklu kumaşlar yerine, suyu sadece dokunuşlarla anında emebilen ve saç tellerine asla takılmayan ince mikrofiber saç bonelerinin veya yüzde yüz pamuklu eski bir tişörtün kullanılması şiddetle tavsiye ediliyor. Saçın fazla suyu, hiçbir şekilde ovalama veya burma işlemi yapılmadan, sadece nazikçe bastırılıp çekilerek alınıyor.