Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Sosyal medya fenomenleri kısa zaman öncesinde ürün ve hizmet tanıtımından gelir elde ediyordur. Ancak artık işler daha da büyüdü. İnsanlar yapacağı tatilden yemek yiyeceği mekâna kadar yapacağı tercihi sosyal medyadan seçiyor. Çünkü işletmeler, tanıtım bütçelerinin büyük kısmını ana akım reklamlarının yerine yüksek takipçili fenomenlere ayırıyor. Öyle ki birkaç saniyelik video veya hikâye paylaşımı için milyonlar harcanabiliyor.
Öte yandan tüketici açısından da tamamen farklı bir durum ortaya çıkıyor. Kullanıcılar sosyal medyada öve öve bitirilemeyen mekanların veya hizmetlerin kalitesinin gerçekten iyi olduğunu ve bunun samimi bir tavsiye olduğunu düşünüyor. Ancak o tavsiyelerin ardında ciddi bir gelir yattığı için yapılan yorumlar her zaman gerçekçi olmuyor. Kısa süre önce ünlü yemek eleştirmeni Vedat Milor’un adının karıştığı 9 bin avroluk tanıtım iddiası da bu çelişkili durumu yeniden tartışmaya açtı.

Sektör temsilcilerinden edinilen bilgilere göre, fenomenlerin tanıtım ücretleri takipçi sayısı, izlenme oranı ve hedef kitlenin niteliğine göre belirleniyor. En basit ücretli paylaşım yaklaşık 30 bin liradan başlarken, kapsamlı kampanyalarda bu bedel 1 milyon liraya kadar çıkabiliyor. Süreç genellikle iletişim ajansları üzerinden yürütülüyor. İsmini açıklamak istemeyen bir iletişim ajansı yöneticisi, sistemi şöyle özetliyor:
"İşletmeler talepleriyle geliyor, biz de ona uygun fenomenleri ve fiyatlarını sunuyoruz. Takipçi sayısı tek başına yeterli değil, kitle etkileşimi fiyatı asıl belirleyen unsur."

Bu ekonomi sadece banka hesaplarına yatan nakit ödemelerden ibaret değil. İşletmeler fenomene para vermek yerine ücretsiz ürün veya lüks hizmet ‘barter’ da sağlayabiliyor. Oteller uçak biletleri ve spa hizmetleri sunarken, restoranlar bedava ziyafet çekebiliyor.
Nakit ödeme ile barter’ın birlikte kullanıldığı anlaşmalar da bulunuyor. Özellikle cep telefonu ve elektronik ürünler gibi pahalı hediyeler, ücretli tanıtım anlaşmalarına ek menfaat olarak verilebiliyor. Ajans yöneticisi “Bazı anlaşmalarda hizmetin kendisi ödeme gibi kullanılıyor. Dolayısıyla sadece bankadan gönderilen paraya bakarak bu ekonominin tamamını görmek mümkün değil” diyor. Fenomen gelirleri vergilendirme açısından da ayrı bir alan oluşturuyor. Gerçekte 300 bin liralık bir anlaşmanın faturada düşük gösterilip, aradaki farkın elden nakit, barter veya hediyelerle kapatıldığı iddiaları, vergi denetimi açısından incelenmesi gereken bir alan oluşturuyor.

Paylaşımlar masum bir öneri gibi sunulsa da arkasında ticari bir çıkar bulunuyor. Ticaret Bakanlığı; ücretli tanıtımın yanı sıra bedava konaklama, hediye veya komisyon karşılığı yapılan tüm paylaşımlarda reklam ilişkisinin açıkça belirtilmesini öngörüyor. Bir fenomenin “Bu restoranı çok beğendim” demesi ile
“Bu restoranın reklamını yapıyorum” demesi tüketici açısından aynı anlamı taşımıyor.

İnteraktif Reklamcılık Derneği (IAB) Türkiye verilerine göre influencer pazarlamasına yönelik yatırımlar 2024’te yaklaşık 6,5 milyar liraya ulaştı. Pazarın büyüme hızı yüzde 87 olarak ölçülürken, fenomen ekonomisi restoran ve otellerin yanı sıra emlak, güzellik, otomotiv ve eğlence sektörlerinde de hızla büyüyor. Özellikle yüksek bedelli ürün ve hizmetlere yönelik tavsiyelerin tüketici üzerindeki etkisi daha büyük olabiliyor.

Sosyal medya tanıtımlarının tüketici üzerindeki etkisini ortaya koyan dikkat çekici örnekler de bulunuyor. Şikâyet siteleri ve tüketici blogları üzerinden yapılan örneklem taramasında fenomenlerle tanıtım ilişkisi bulunan 30 restoran ve otelin 19'unda yoğun tüketici şikâyetleri tespit edildi. Bu oran yüzde 63,3 seviyesine karşılık geliyor. İletişim ajansı yöneticisine göre influencer reklamlarına daha çok görünürlüğünü artırmak isteyen işletmeler başvuruyor. Sürekli müşteri çeken ve dolu olan işletmelerin bu tür tanıtımlara daha az ihtiyaç duyabileceği belirtiliyor. Bu sebeple sosyal medyadaki her övgünün, işletmenin gerçek kalitesini yansıtmadığına dikkat çekiliyor.