Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) yeni raporu, küresel ısınmada kritik 1,5 derece eşiği için dikkat çeken bir tablo ortaya koydu. Yaklaşık 50 önde gelen iklim bilimcisinin değerlendirmelerini bir araya getiren rapora göre, küresel sıcaklıkların sanayi öncesi döneme kıyasla 1,5 derece üzerine çıkması artık önlenmesi zor bir senaryo.
Birleşmiş Milletler (BM), Paris Anlaşması’yla belirlenen 1,5 derece hedefinin aşılabileceğini önceki değerlendirmelere göre çok daha net biçimde kabul ediyor. Ancak bu durum, hedefin tamamen terk edildiği anlamına gelmiyor. Uzmanlara göre bundan sonraki kritik mesele, sıcaklık artışının ne kadar yükseleceği ve 1,5 derecenin üzerinde ne kadar süre kalacağı.

UNEP, küresel ısınmayla mücadelede bundan sonraki süreci “aşım, zirve ve düşüş” modeli üzerinden değerlendiriyor. Buna göre dünya önce 1,5 derece eşiğini aşacak. Küresel sıcaklıkların belirli bir seviyede zirve yapmasının ardından ise sera gazı emisyonlarının hızla azaltılması ve atmosferden karbonun çekilmesiyle sıcaklıkların yeniden aşağı çekilmesi hedeflenecek.
Ancak bu senaryonun gerçekleşebilmesi için küresel emisyonlarda çok büyük bir düşüş gerekiyor. Rapora göre sera gazı emisyonlarının 2035 yılına kadar yüzde 55 oranında azaltılması, yüzyılın ortasına gelindiğinde ise emisyonların neredeyse tamamen ortadan kaldırılması gerekiyor.
Bu hedeflere ulaşılması halinde küresel sıcaklık artışının yaklaşık 1,8 derecede zirve yapabileceği hesaplanıyor. Daha sonraki süreçte karbon giderimi yöntemleriyle sıcaklıkların yeniden düşürülmesi mümkün olabilir.

Dünya, mevcut sıcaklık artışında bile aşırı hava olaylarının etkisini giderek daha ağır hissediyor. Küresel sıcaklıkların 1,8 dereceye ulaşması halinde ise aşırı sıcaklar, seller, orman yangınları ve kasırgaların daha şiddetli hale gelmesi bekleniyor. Deniz seviyesindeki yükseliş, özellikle küçük ada ülkeleri ve kıyı bölgelerinde yaşayan milyonlarca insan için ciddi tehdit oluşturabilir.
Rapordaki en dikkat çekici uyarılardan biri ise gıda üretimi konusunda. Gerekli uyum önlemlerinin alınmaması halinde küresel gıda üretiminin yüzde 14 oranında azalabileceği öngörülüyor.

Sıcaklıkları yeniden aşağı çekmek için yalnızca emisyonları azaltmak yeterli olmayabilir. Atmosferde biriken karbondioksitin de büyük miktarlarda uzaklaştırılması gerekecek. Bunun için ormanlaştırma ve diğer doğal karbon yutaklarının artırılması gibi yöntemlerin yanı sıra, karbondioksiti doğrudan havadan çekerek yer altında depolayan teknolojiler de gündemde.
Ancak karbon gideriminin emisyon azaltımının yerine geçebilecek kolay bir çözüm olmadığı özellikle vurgulanıyor. Dünya şu anda atmosferden yılda yaklaşık 2 gigaton karbondioksit uzaklaştırıyor. Bu miktar, insanlığın yıllık emisyonlarının yalnızca yaklaşık yüzde 5'ine karşılık geliyor.
Üstelik karbon giderme kapasitesinin bugünkü seviyenin beş katına çıkarılması halinde bile, mevcut ısınma hızında 10 yılda yaşanan sıcaklık artışını geri çevirmek yaklaşık 50 yıl sürebilir.

Karbon giderme yöntemleri önemli bir araç olarak görülse de bunların da ciddi sınırları bulunuyor.
Örneğin; geniş alanlarda oluşturulan yeni ormanlar, büyük bir yangınla birlikte yıllarca depolanan karbonu yeniden atmosfere bırakabilir. Karbondioksiti doğrudan havadan çeken teknolojiler ise halen oldukça pahalı.
Dahası, bu teknolojilerin dünya genelinde ihtiyaç duyulan ölçekte uygulanması ve beklenen etkiyi yaratması konusunda hâlâ önemli belirsizlikler bulunuyor.

Küresel sıcaklıkların ilerleyen yıllarda yeniden düşürülmesi, 1,5 derece eşiğinin aşılması sırasında meydana gelen tüm zararların ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor. Rapora göre, dünya üzerindeki buzulların en az dörtte biri kalıcı olarak eriyebilir. Yok olan canlı türlerini geri getirmek mümkün olmayacak. Aşırı hava olaylarının zarar verdiği bazı ekosistemler de eski haline dönemeyebilir.
Asıl tehlike ise iklim sistemindeki “devrilme noktaları”.
Küresel sıcaklıkların geçici olarak bile 1,5 dereceyi aşması; Amazon yağmur ormanlarının çökmesi veya kutup buz tabakalarının ani biçimde parçalanması gibi geri dönüşü son derece zor süreçlerin tetiklenme riskini artırabilir.
Sıcaklıkların 1,5 derecenin üzerinde uzun süre kalması halinde bu risklerin daha da büyümesi bekleniyor.

Bilim insanlarının yıllardır yaptığı uyarılara rağmen küresel sera gazı emisyonları 2025 yılında rekor seviyeye ulaştı. Geçen yıl küresel sıcaklıklar sanayi öncesi dönemin ortalamasının yaklaşık 1,3 ila 1,4 derece üzerinde seyretti.
UNEP’in 2025 değerlendirmesine göre mevcut politikaların devam etmesi halinde dünya yüzyıl sonunda yaklaşık 2,8 derecelik küresel ısınmayla karşı karşıya kalabilir.
En iddialı net sıfır hedeflerinin eksiksiz uygulanması halinde dahi sıcaklık artışının yaklaşık 1,9 derece seviyesinde kalması bekleniyor.

Yeni raporun en çarpıcı mesajlarından biri ise zamanın hızla daraldığı yönünde. Artık tartışma, küresel sıcaklıkların 1,5 dereceyi aşıp aşmayacağından çok, bu aşımın ne kadar büyük ve ne kadar uzun süreli olacağına odaklanıyor.
Sıcaklıkların ilerleyen dönemde yeniden 1,5 derece seviyesine çekilebilmesi için küresel ısınmanın zirvesinin yaklaşık 1,8 dereceyi aşmaması gerekiyor. Bunun için fosil yakıtlardan uzaklaşılması, enerji sistemlerinin dönüştürülmesi ve metan gibi güçlü sera gazlarının salımının hızla azaltılması gerekiyor.
Rapora göre emisyon azaltımında yaşanacak her beş yıllık gecikme, küresel sıcaklıkların ulaşacağı zirveyi en az 0,1 derece daha yukarı taşıyor.
Üstelik emisyonların hızla düşürülmesi ve atmosferden büyük miktarda karbon çekilmesi halinde bile sıcaklıkların yeniden 1,5 derecenin altına ineceğinin garantisi bulunmuyor.
Bilim insanlarının mesajı artık net: 1,5 derece sınırını aşmamak giderek zorlaşıyor. Bundan sonraki mücadele, aşımı mümkün olduğunca küçük tutmak ve dünyanın bu eşiğin üzerinde geçireceği süreyi en aza indirmek.