Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Kocaeli'de 2017 yılında kaybolan evli ve 4 çocuk annesi Güneş Yıldıztan adeta sırra kadem bastı. 7 yıl boyunca tek iz bulunmayan kadıın akıbeti gelen ihbar ile ortaya çıktı. 2017 yılının aralık ayında sevgilisi Mehmet A. ile kaçan genç kadın bir gün sonra polis merkezine giderek evde kocası Nihat Yıldıztan'dan dayak yediğini ve şikayetçi olduğunu belirtti. Sığınma evine yerleşen kadın kısa süre sonra eşiyle barıştığı gerekçesiyle ayrıldı. O günden sonra Yıldıztan'dan haber alınamadı. 2024 yılında gelen ihbar üzerine 7 yıldır hiçbir resmi işlem kaydı bulunamayan Güneş Yıldıztan'ın öldürüldüğü şüphesi üzerine inceleme başlattı. Ortaya çıkan detaylar kan dondurdu.

Adım adım iz süren ekipler, yaklaşık 4 aylık teknik ve fiziki tabinin ardından harekete geçti. Kocaeli merkezli İstanbul ve Van'daki eş zamanlı operasyonlarda 26 şüpheliyi gözaltına alındı. İfadesi alınan şüphelilerden Nihat Yıldıztan'ın da aralarında bulunduğu toplam 11 kişi tutuklandı.
Kovuşturma aşamasında Seracettin Yıldıztan, Osman Yıldıztan, Bedir Yıldıztan, Ferhat Yıldıztan, Ahmet Yıldıztan, Mehmet Ziya Yıldıztan, Mustafa Yıldıztan olmak üzere 7 isme adli kontrol verilirken, sanıklar Nihat Yıldıztan, Saim Yıldıztan Barış Yıldıztan, Muhsin Yıldıztan'ın tutukluluğu devam etti.
19 Kasım 2025 tarihinde hazırlanan iddianame, Kocaeli 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, "töre saiki ile kasten öldürme" , "azmettirme" ve "yardım etme" gibi suçlardan Nihat Yıldıztan (42), Saim Yıldıztan (36), Seracettin Yıldıztan (66), Bedir Yıldıztan (72), Osman Yıldıztan, Ahmet Yıldıztan (44), Barış Yıldıztan (32), Ferhat Yıldıztan (35), Mustafa Yıldıztan (49), Mehmet Ziya Yıldıztan (40), Muhsin Yıldıztan (34) hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.
Soruşturma dosyasındaki incelemeler, Güneş Yıldıztan'ın kaybolmadan kısa süre önce, 18 Aralık 2017'de Darıca'da polise başvurarak eşi Nihat Yıldıztan'dan şikayetçi olduğunu gösterdi. Güneş, eşinin vücudunda sigara söndürdüğünü ve darp edildiğini beyan ederek kadın sığınma evine yerleşti. Ancak 25 Aralık 2017'de eşiyle barıştığını söyleyerek kurumdan ayrıldı. Kayıtlara göre Nihat Yıldıztan, 20 Aralık 2017'de "zina" gerekçesiyle açtığı boşanma davasını sürdürdü ve Güneş'in muhtemelen hayatta olmadığı 29 Eylül 2019 tarihinde resmi boşanma gerçekleşti. Güneş'in hiçbir duruşmaya katılmadığı tespit edildi.
Sanık Nihat Yıldıztan iddianamede yer alan ifadesine göre, "Biz Kocaeli'ye taşındıktan sonra İstanbul'da çalışmaya başladım. 2011 yılı Aralık ayı içerisinde, İstanbul'da bulunduğum bir gece saat 01.00 sıralarında eşim Güneş Yıldız beni telefonla aradı. Bana 'Çocuklara sahip çık, ben gidiyorum' dedi ve telefonu kapattı. Eşim evden ayrıldıktan sonra bir avukatın yanına gittim ve boşanmak istediğimi söyledim. Boşanma süreci boyunca da Güneş'i hiç görmedim. Eşimin kaybolmasıyla ilgili olarak polise herhangi bir müracaatta bulunmadım. Ancak eşimin kendi rızasıyla evden ayrıldığını düşündüğüm için elimizden bir şey gelmediğini değerlendirdim. Eşimin başka biriyle adı çıktığına veya böyle bir durum yaşandığına da şahit olmadım" dedi.

Güneş'in nerede olduğunu bilmediğini söyleyen Nihat Yıldıztan, "Kardeşlerim, amcam, kuzenlerim ve diğer aile bireyleriyle birlikte Seracettin amcamın evinde toplandık. Amcam burada bize Güneş'in başka birini sevip gittiğini, bu konuda yapılacak bir şey olmadığını söyledi. Güneş'in kaçtığı kişi Mehmet A.'nın ailesi, sürekli olarak Seracettin amcamı arayarak anlaşmak istediklerini söylüyorlardı. Ben anlaşmayı kabul etmek istiyordum ancak bu konuda benim görüşüm sorulmadı. Ben hiçbir zaman bir şahsa zarar vermek istediğimi söylemedim. Kardeşlerimin böyle bir şey söyleyip söylemediğini bilmiyorum. Kardeşlerim Saim ve Muhsin'in Güneş'i arayıp aramadıklarını da bilmiyorum. Olaydan sonra aile üyelerimle birlikte 2-3 defa bir araya gelerek toplantı yaptık. Bu toplantılarda yalnızca çocuklara kimin bakacağı konusunu konuştuk" şeklinde konuştu.
Söz konusu toplantılarda Güneş'in öldürülme konusunun da konuşulduğunu söyleyen Nihat Yıldıztan, "Böyle bir eylemin sonucunda alacağımız cezanın buna değmeyeceğini düşünerek öldürülmemesi yönünde karar aldık. Eşimin, kardeşim Saim ile ilişkisi olduğu yönünde söylentiler duydum ancak bunu kendi gözümle görmediğim için inanmadım. Benim düşünceme göre eşim bir başkasını sevmiş ve onunla kaçmış olabilir. Ancak bu durum onun öldürülmesini gerektirecek bir durum değildir" diye konuştu.
Sanık Saim Yıldıztan ise Güneş'in nereye, gittiğini ve nerede olduğunu bilmediğini, kendisi ile bir ilişkisi olmadığını söyledi.
Seracettin Yıldıztan'ın eşi Fatma Yıldıztan; Saim, Nihat, Muhsin, Bedir, Osman, Mehmet ve Seracettin Yıldıztan'ın, Güneş'in kaçtığı kişinin evini bulmak için toplandıklarını ancak adresi bilmedikleri için gidemediklerini söyledi. Fatma Yıldıztan; Muhsin ve Saim'in Güneş'i kaçıran kişiyle ilgili takibini sürdürdüğünü, daha sonra Bedir'in yönlendirmesiyle Muhsin ve Saim'in Güneş'i öldürdüğünü duyduğunu öne sürdü.
Güneş'in kardeşi Habip Doğan, annesinin Nihat Yıldıztan ile telefonda konuştuğunu söyleyerek, "Nihat telefonda anneme amcasının sözlerini aktarmış. Amcası Seracettin, 'Güneş bizim şerefimizi ayaklar altına aldı, namusumuzu kirletti, namusumuzu temizleyeceğiz. Güneş'i öldüreceğiz' demiş" dedi.
Bir tanık, Güneş'in kaçmadan önce kayınbiraderi Saim Yıldıztan'ın kendisine kefen fotoğrafı gönderdiğini ve "Sonun böyle olacak" dediğini anlattı. 7 Haziran 2024'te gelen gizli bir ihbarda ise maktulün İlimtepe mevkisinde ormanlık alana götürüldüğü, el ve ayakları bağlandıktan sonra üzerine benzin dökülerek yakıldığı öne sürüldü. Savcılık, 30 Aralık 2017 gece yarısından sonra Güneş'in telefonunun Muhsin Yıldıztan'a geçtiğini ve şüphelilerin baz bilgilerinin sabaha kadar bölgede hareketli olduğunu belirledi.
Cinayet soruşturması sırasında maktulün 4 çocuğuna DNA testi yapıldı. Rapor sonucuna göre, evlilik birliği içinde doğan 4 çocuktan 3'ünün babasının Nihat Yıldıztan değil, kardeşi Saim Yıldıztan olduğu ortaya çıktı. 4. çocuğun babasının ise ne Nihat ne de Saim olduğu belirlendi.
İddianamede yer alan savcılık değerlendirmesine göre, Güneş Yıldıztan'ın 4 Aralık 2017 tarihinde gönül ilişkisi yaşadığı Mehmet A. ile Denizli'ye kaçtığı, bu durum üzerine aile büyükleri Seracettin, Bedir ve Osman Yıldıztan'ın evinde toplantı yapılarak kararlar alındığı belirtildi. Şüpheli aile büyüklerinin, Mehmet A.'nın babasını arayarak baskı yaptıkları ve Mehmet A.'yı öldürmekle tehdit ettikleri açıklandı. Yapılan baskılar sonucu Denizli'den geri dönen ikiliden Mehmet A.'nın, 18 Aralık 2017'de Güneş Yıldıztan'ı Darıca Polis Merkezi'ne bıraktığı kaydedildi. Buradan, eşi Nihat Yıldıztan tarafından darp edildiğini beyan ederek Başiskele Kadın Sığınma Evi'ne yerleşen Güneş Yıldıztan'ın, 25 Aralık 2017'de kendi isteğiyle eşiyle barıştığını beyan ederek kurumdan ayrıldığı ifade edildi.
Savcılık tarafından yapılan HTS incelemelerinde, maktulün sığınma evinden çıktığı gün eşi Nihat, kayınbiraderi Saim ve amcasının oğlu Ferhat Yıldıztan'ın da aynı bölgede olduğu tespit edildi. 28-30 Aralık 2017 tarihleri arasında maktulün Saim, Muhsin ve diğer şüphelilerle baz kayıtlarına göre birlikte hareket ettiği anlaşıldı. Güneş Yıldıztan'ın iletişiminin 30 Aralık 2017 günü saat 00.30'da tamamen kesildiği, yaklaşık 4 saat 25 dakika sonra ise maktulün telefonunun şüpheli Muhsin Yıldıztan'a ait hattın kullanımına geçtiği belirlendi. O gece boyunca diğer şüphelilerin baz bilgilerinin sabaha kadar hareketli olduğu, Nihat Yıldıztan'ın amcaları Osman ve Seracettin ile amcasının oğlu Bedir'in ise Van iline gittikleri bilgisi iddianamede yer aldı.
Savcılık değerlendirmesinde, Güneş Yıldıztan'ın 30 Aralık 2017'de Saim, Muhsin ve Nihat Yıldıztan tarafından "töre saikiyle" öldürüldüğü, öldürme kararının ise aile büyükleri Seracettin, Bedir, Osman ve Mustafa Yıldıztan tarafından alındığı vurgulandı. Ferhat, Barış, Mehmet Ziya ve Ahmet Yıldıztan'ın ise eylemin işlenmesine yardım ederek icrasını kolaylaştırdıkları belirtilirken, Nihat Yıldıztan hakkında ayrıca "eşe karşı suç işleme" hükümlerinin uygulanması talep edildi.
Olaya ilişkin Kocaeli 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 27 Mart tarihinde görülen ilk duruşmaya tutuklu sanıklar Nihat, Saim, Muhsin ve Barış Yıldıztan ile tutuksuz sanıklar Osman, Bedir, Seracettin, Ferhat, Ahmet, Mehmet Ziya, Mustafa Yıldıztan ve avukatları katıldı. Duruşmada savunma yapan sanıklar, üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek tahliye talebinde bulundu.
Mahkeme heyeti; sanıklar Muhsin ve Saim Yıldıztan'ın tutukluluk hallerinin devamına oy birliğiyle, Nihat Yıldıztan'ın tutukluluğuna ise oy çokluğuyla karar verdi. Heyet, sanık Barış Yıldıztan'ın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetinin değişme ihtimali, tutuklu kaldığı süre ve delillerin toplanmış olması gerekçesiyle tahliyesine hükmederek duruşmayı erteledi.