KAYNAK:
Bengü Sarıkuş
|
GİRİŞ:
30.10.2026
saat ikonu 12:54
|
GÜNCELLEME:
30.10.2026
saat ikonu 12:57

ABD-İran savaşında 4 Kasım’a dikkat! Dr. Muhammed Mazhar Şahin, Türkiye'nin rolünü açıkladı

Ortadoğu’da savaşın yeniden alevlenmesi beklenirken Ankara, Washington ile Tahran arasında yeni bir diplomatik köprü kurmaya mı hazırlanıyor? Katar Lusail Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Orta Doğu Uzmanı Dr. Muhammed Mazhar Şahin, riskleri Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a değerlendirdi.

ABD-İran savaşında 4 Kasım’a dikkat! Dr. Muhammed Mazhar Şahin, Türkiye'nin rolünü açıkladı
KAYNAK:
Bengü Sarıkuş
|
GİRİŞ:
30.10.2026
saat ikonu 12:54
|
GÜNCELLEME:
30.10.2026
saat ikonu 12:57

Ortadoğu’da ile arasında gerilimin yeniden tırmanması ve ’nın yürüttüğü diplomatik temaslar dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanı ’ın Washington, Tahran, Riyad ve İslamabad hattındaki temasları, Türkiye’nin bölgesel krizin çözümündeki rolüne vurgu yaptı.

Arap medyasında 4 Kasım öncesinde Ankara’da Pakistan, Suudi Arabistan, İran ve Katar’dan üst düzey isimlerin katılacağı bir toplantı yapılabileceğine ilişkin iddialar da diplomasi trafiğini daha dikkat çekici hâle getirdi. Peki Türkiye, ABD ile İran arasında olası bir savaşı önleyebilecek diplomatik masanın merkezine mi yerleşiyor? Katar Lusail Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Orta Doğu Uzmanı Dr. Muhammed Mazhar Şahin, bölgedeki askerî hareketliliği, 4 Kasım tarihinin olası etkilerini ve Ankara’nın diplomatik hamlelerini Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş’a değerlendirdi.

ABD-İran savaşında 4 Kasım’a dikkat! Dr. Muhammed Mazhar Şahin, Türkiye'nin rolünü açıkladı

Arap medyasında Erdoğan’ın önümüzdeki günlerde, 4 Kasım’dan önce Pakistan, Suudi Arabistan, İran ve Katar gibi ülkelerin dışişleri bakanlarından oluşan bir heyeti ağırlayacağı iddia ediliyor. Bu iddia doğruysa Ankara’da nasıl bir diplomatik pazarlık yürütülecek? Türkiye, ABD ile İran arasında savaşı durdurabilecek bir masanın merkezine mi yerleşiyor?

Dr. Muhammed Mazhar Şahin: Öncelikle şunu ifade etmek gerekir: Türkiye, bölgede savaşın önlenmesi konusunda yalnızca gelişmeleri takip eden bir ülke değil, doğrudan diplomatik inisiyatif alan ve taraflarla konuşabilen en önemli aktörlerden biridir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Pakistan, Suudi Arabistan, İran ve Katar gibi ülkelerle temasları, Ankara’da bölgesel bir diplomatik koordinasyon mekanizmasının oluşturulması ihtimalini güçlendiriyor. Burada temel mesele İran’ın güvenlik kaygılarının, Körfez ülkelerinin egemenlik ve güvenlik endişelerinin ve ABD’nin bölgesel beklentilerinin aynı diplomatik zeminde ele alınmasıdır.

Türkiye’nin önceliği İran’ın koşulsuz teslimiyetini sağlamak ya da ABD’nin askerî politikalarına destek vermek değil; bölgesel bir savaşı engellemek, tarafları müzakere masasında tutmak ve yeni bir güvenlik mimarisinin oluşmasına katkı sunmaktır.

Ankara’nın avantajı şu: Türkiye hem Washington hem Tahran hem Riyad hem de İslamabad ile doğrudan konuşabilen bir ülke. Bu nedenle Türkiye’nin öncülüğünde kurulabilecek bir diplomatik masa, bölgesel krizin çözümünde ciddi bir ağırlık oluşturabilir.

ABD-İran savaşında 4 Kasım’a dikkat! Dr. Muhammed Mazhar Şahin, Türkiye'nin rolünü açıkladı

Erdoğan-Trump arasında 24 saatte iki telefon görüşmesi gerçekleşmesi sıradan diplomasi mi, yoksa savaşın önlenmesi için kritik temaslar mı?

Dr. Muhammed Mazhar Şahin:  Bunu kesinlikle sıradan diplomatik temaslar olarak değerlendirmiyorum. Çünkü zamanlama son derece önemli.

Bölgede askerî hareketliliğin arttığı, ABD’nin İran’a yönelik yeni operasyon ihtimalinin konuşulduğu, İsrail’in İran’la yeniden hesaplaşmak istediği bir dönemde Erdoğan ile Trump’ın peş peşe görüşmesi, diplomatik açıdan güçlü bir mesajdır.

Ben bu görüşmeleri üç açıdan okuyorum:

* Birincisi, Türkiye ABD’nin İran’a yönelik muhtemel askerî operasyonunun bölgesel sonuçlarını Washington’a anlatıyor.
* İkincisi, Türkiye savaşın yeniden başlamasını önlemek için Trump üzerinde diplomatik baskı oluşturuyor.
* Üçüncüsü, Ankara yalnızca ABD ile değil, İran, Pakistan, Suudi Arabistan ve Katar ile de temas kurarak alternatif bir diplomatik zemin hazırlıyor.

Burada Erdoğan’ın Trump ile kurduğu doğrudan iletişim kanalı önemli. Türkiye, ABD’nin bölgedeki askerî kapasitesini ve İran’ın muhtemel karşılığını dikkate alarak Washington’a savaşın maliyetlerini anlatabilecek konumda. Dolayısıyla bu görüşmelerin asıl önemini, iki liderin telefonla konuşmuş olmasında değil, savaş ihtimalinin yükseldiği bir dönemde gerçekleşmesinde aramak gerekiyor.

ABD-İran savaşında 4 Kasım’a dikkat! Dr. Muhammed Mazhar Şahin, Türkiye'nin rolünü açıkladı

NETANYAHU’YA SİYASİ HAREKET ALANI

4 Kasım neden kritik? İran’ı vurmak için geri sayım mı başladı?

Dr. Muhammed Mazhar Şahin: 3 Kasım’da ABD’de seçimler gerçekleştiriliyor. 4 Kasım ise İsrail’de seçim sonuçlarının kesinleşmesi ve Netanyahu’nun siyasi geleceğinin netleşmesi açısından kritik bir tarih.

Körfez medyasında yapılan değerlendirmeler ve benim bölgedeki gelişmelere ilişkin okumalarım, 4 Kasım sabahını İran’a yönelik muhtemel askerî operasyon açısından kritik bir zaman dilimi olarak öne çıkarıyor.

Burada Netanyahu faktörünü özellikle dikkate almak gerekiyor. Netanyahu’nun seçimleri kaybettiğinin kesinleşmesiyle ortaya çıkacak siyasi tabloyu beklemeden, 4 Kasım sabahı İran’a yönelik bir saldırı başlatmak istediği yönünde değerlendirmeler bulunuyor. Çünkü İran’la yeni bir savaşın başlaması, İsrail’de güvenlik gündemini yeniden öne çıkararak Netanyahu’ya siyasi açıdan hareket alanı sağlayabilir. 

Trump’ın da Netanyahu’nun bu yaklaşımına ikna edildiği yönünde ciddi işaretler var.

Nitekim Wall Street Journal’ın haberine göre ABD, Körfez ülkelerini önümüzdeki hafta İran’a yönelik saldırıların başlama ihtimali konusunda bilgilendirdi. Körfez ülkelerine muhtemel İran misillemelerine karşı savunma hazırlıklarını artırmaları yönünde uyarılar yapıldı.

Bu gelişme son derece önemli. Çünkü Körfez ülkeleri artık yalnızca diplomatik açıklamalar yapmıyor; İran’dan gelebilecek füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı askerî ve savunma tedbirlerini de artırıyor.

ABD-İran savaşında 4 Kasım’a dikkat! Dr. Muhammed Mazhar Şahin, Türkiye'nin rolünü açıkladı

4 KASIM SABAHI KRİTİK

Dolayısıyla 4 Kasım sabahı, Körfez medyasındaki beklentiler ve bölgedeki askerî hareketlilik birlikte değerlendirildiğinde, İran’a yönelik muhtemel operasyon açısından kritik bir eşik olarak görülüyor.

Türkiye’nin diplomatik girişimlerini de bu takvimden bağımsız değerlendiremeyiz. Erdoğan-Trump görüşmeleri, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan’la güvenlik koordinasyonu ve İran’la yürütülen temaslar, yaklaşan askerî operasyon ihtimalini engellemeye yönelik son diplomatik hamleler olabilir.

Burada temel mesele şu: Netanyahu, seçim yenilgisinin kesinleşmesinden önce İran’a yönelik bir savaş başlatarak hem İsrail’deki siyasi gündemi değiştirmek hem de kendi siyasi geleceğini kurtarmak istiyor olabilir. Trump’ın bu plana yaklaşması ise bütün bölgeyi yeni bir savaşın eşiğine getiriyor.

Bu nedenle 4 Kasım’ı sıradan bir takvim tarihi olarak değil, Ortadoğu’da savaş ve barış arasındaki dengenin değişebileceği kritik bir eşik olarak değerlendirmek gerekiyor.

ABD-İran savaşında 4 Kasım’a dikkat! Dr. Muhammed Mazhar Şahin, Türkiye'nin rolünü açıkladı

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan üst düzey isimlerin 26 Ekim’de Tahran’da İran Cumhurbaşkanı ve diğer yetkililerle görüşmesini nasıl okumalıyız?

Dr. Muhammed Mazhar Şahin:  Bence sürecin en önemli gelişmelerinden biri bu toplantıdır. 26 Ekim’de Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ve MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve İranlı üst düzey yetkililerle aynı masaya oturması sıradan bir diplomatik ziyaret değildir.

Burada özellikle Mekke Savunma Anlaşması’nın önemine dikkat çekmek istiyorum.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bir tarafta ortak savunma mekanizması oluştururken diğer taraftan İran’la doğrudan görüşüyor. Yani bu üç ülke İran’a karşı bir askerî cephe oluşturmak yerine, bölgesel güvenliği diplomatik yollarla tesis etme iradesini de ortaya koyuyor.

Bu toplantıda öne çıkan başlıklar şunlar:

* İran ile ABD arasındaki savaşın yeniden başlamasının engellenmesi.
* Suudi Arabistan’a yönelik Husî saldırılarının durdurulması.
* Hürmüz Boğazı’ndaki güvenliğin sağlanması.
* Bölgesel bir saldırmazlık ve güvenlik mekanizmasının oluşturulması.
* ABD ile İran arasında yeniden müzakere zemini oluşturulması.

Benim açımdan asıl dikkat çekici nokta şu: Mekke Savunma Anlaşması’nın tarafları, İran’la askerî gerilimi tırmandırmak yerine Tahran’a giderek diplomatik çözüm arıyor. Bu, bölgesel güç dengeleri açısından son derece önemli bir gelişme.

ABD-İran savaşında 4 Kasım’a dikkat! Dr. Muhammed Mazhar Şahin, Türkiye'nin rolünü açıkladı

BÜTÜN BÖLGEYİ RİSKE ATAR

Diplomasi başarısız olursa ne olur?

Dr. Muhammed Mazhar Şahin: En kötü senaryo, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik yeni bir askerî operasyon başlatmasıdır. Ancak burada mesele yalnızca İran’ın vurulması değildir. İran’ın vereceği karşılık, bütün bölgeyi içine alan bir güvenlik krizine dönüşebilir.

Hürmüz Boğazı’nın kapanması veya geçişlerin ciddi biçimde aksaması, enerji piyasalarını ve dünya ekonomisini doğrudan etkiler. Körfez ülkelerindeki enerji altyapıları, limanlar, havaalanları ve Amerikan askerî üsleri de risk altına girer.

İran’ın yalnızca İsrail’i değil, kendisine yönelik saldırılarda kullanılan bölgesel askerî altyapıyı da hedef alması ihtimali var. Bu durumda Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, BAE ve diğer Körfez ülkeleri savaşın doğrudan tarafı hâline gelebilir.

Türkiye açısından da bu tablo kabul edilebilir değildir. Çünkü bölgede yaşanacak yeni bir savaş, ekonomik maliyetlerin yanında yeni göç dalgaları, enerji güvenliği sorunları ve daha geniş bir jeopolitik istikrarsızlık anlamına gelir.

Türkiye’nin çıkarı, bölgede hiçbir ülkenin egemenliğinin ihlal edilmediği, Körfez ülkelerinin güvenliğinin sağlandığı ve sorunların diplomatik yollarla çözüldüğü bir düzenin kurulmasıdır.

Bence bugün Ortadoğu’da çok önemli bir güç dengesi değişimi yaşanıyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın Mekke Savunma Anlaşması üzerinden geliştirdiği güvenlik iş birliği, yalnızca üç ülkenin askerî dayanışması olarak okunmamalıdır. Bu yapı aynı zamanda bölgesel krizlerde diplomatik inisiyatif alabilecek yeni bir güç merkezinin ortaya çıkışıdır.

ABD-İran savaşında 4 Kasım’a dikkat! Dr. Muhammed Mazhar Şahin, Türkiye'nin rolünü açıkladı

Burada Türkiye’nin rolü belirleyici.

Çünkü Türkiye’nin NATO üyeliği, ABD ile doğrudan iletişim kanalları, İran’la komşuluk ilişkisi, Suudi Arabistan ve Katar’la gelişen stratejik iş birliği, Pakistan’la askerî ve siyasi ilişkileri Ankara’ya önemli bir diplomatik hareket alanı sağlıyor.

Benim kanaatim, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önündeki en önemli hedeflerden birinin ABD ile İran arasında yeni bir savaşın başlamasını engellemek ve Türkiye’yi bu sürecin diplomatik merkezine yerleştirmek olduğudur.

Türkiye artık yalnızca Batı’nın bölge politikalarını takip eden veya Körfez ülkeleriyle ikili ilişkiler geliştiren bir ülke değil. Bölgesel güvenlik mimarisinin oluşumunda kendi inisiyatifini ortaya koyan bir aktör.

ABD’nin İran’a yönelik yeni bir saldırı ihtimalinin konuşulduğu bir dönemde Ankara, Tahran, Riyad, İslamabad ve Doha arasında kurulacak diplomatik koordinasyon, savaşın önlenmesi açısından son derece önemli olabilir.

Türkiye’nin hedefi savaşın kazananı olmak değil, savaşın başlamasını engelleyen ülke olmaktır.

Bu, hem Türkiye’nin bölgesel liderlik iddiası hem de Türk dış politikasının stratejik çıkarları açısından önemli bir fırsattır.

Not: Ankara’da yapılacağı iddia edilen toplantının katılımcıları ve tarihi henüz kesinleşmiş resmî bilgi olarak değerlendirilmemeli. Benzer şekilde askerî saldırı takvimine ilişkin değerlendirmeler, doğrulanmış bir saldırı kararı değil, bölgedeki diplomatik ve askerî işaretlerden çıkarılan analizlerdir.   

ETİKETLER
#ankara
#Recep Tayyip Erdoğan
#ABD
#iran
#Muhammed Mazhar Şahin
#Dünya
YorumYORUM YAZ
Uyarı
Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.