Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
ABD ve İsrail'in, İran'a yönelik saldırılarının ardından Tahran'ın misilleme olarak Hürmüz Boğazı'nı kapatması Rusya'nın yararına oldu. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasıyla doğan küresel enerji krizi, Rusya'nın petrol gelirlerinde büyük bir artış sağladı.
Brent petrol fiyatının 100 doları aşmasıyla beraber Rusya'nın en önemli gelir kalemi petrol vergisi nisan ayında iki kat arttı ve 9 milyar dolara yükseldi. Bu durum, Rusya’nın İran kaynaklı krizden önemli bir ekonomik avantaj sağladığını ortaya koydu.

İran'ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, enerji piyasalarında sert dalgalanmaya yol açtı. Bu gelişme, petrol fiyatlarını hızla yukarı taşıdı. Petrol üretiminden alınan 'maden çıkarma vergisi' mart ayında 327 milyar ruble seviyesindeyken, nisan ayında yaklaşık 700 milyar rubleye (9 milyar dolar) çıktı
Rusya Ekonomi Bakanlığı verileri, ülkenin ihraç ettiği Urals tipi petrolün ortalama fiyatının şubat ayına kıyasla mart ayında yüzde 70’in üzerinde artarak varil başına 77 dolara ulaştığını gösterdi. Bu seviye, hem son dönemin en yüksek noktalarından biri hem de bütçede öngörülen fiyatın oldukça üzerinde.

Kremlin, küresel enerji krizinin etkisiyle Rus petrol ve gazına yönelik talebin birçok bölgede hızla arttığını açıkladı.

ABD ve İsrail'in İran'a 28 Şubat'ta başlattığı saldırıların ardından İran'ın misillemeleri ile bazı bölge ülkelerine düzenlediği saldırılarla savaşa dönüşen süreçte, ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan'da saat 01.30 sularında ateşkesi kabul ettiğini duyurdu.
Trump, Hürmüz Boğazı'nın açılması şartıyla 2 haftalık ateşkesi kabul ettiklerini, İran'dan 10 maddelik teklif aldıklarını ve bunun müzakere için uygulanabilir bir temel olduğunu ifade etti.

"İran'ın savaştaki hedeflerine ulaştığı" açıklamasında bulunan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi de nihai müzakerelerin İslamabad’da en fazla 15 gün içinde sonuçlandırılmasının hedeflendiğini bildirdi.
Türkiye, Pakistan ve Mısır; ABD-İran arasındaki mesaj alışverişinin sürmesi ve sonuca ulaşması için yoğun çaba gösterdi.
Geçici ateşkesi desteklediğini açıklayan İsrail yönetimi ise uzlaşmaya Lübnan konusunun dahil olmadığını savunarak Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor.