Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
2026 yazı, küresel iklim açısından peş peşe rekorlarla geçiyor. Bilim insanlarının paylaştığı son verilere göre Ağustos 2026, hem şimdiye kadar kaydedilen en sıcak ağustos ayı oldu hem de atmosferdeki su buharı miktarı rekor seviyeye çıktı. Tablonun arkasında insan kaynaklı küresel ısınmanın yanı sıra giderek güçlenen El Nino da var. İklim bilimci Zeke Hausfather ile meteorolog Ben Noll’un analizleri, ağustos ayında ortaya çıkan sıcaklık ve nem değerlerinin dünyanın gelecekte karşılaşabileceği iklim koşulları açısından dikkat çekici işaretler verdiğini gösteriyor.
Zeke Hausfather'ın ERA5 veri seti üzerinden yaptığı incelemeye göre Ağustos 2026, 1940'a kadar uzanan kayıtlar içinde dünyanın en sıcak ağustos ayı olarak kayıtlara geçti. Küresel ortalama sıcaklık, sanayi öncesi dönemin seviyesinin 1,65 santigrat derece üzerinde ölçüldü. Böylece Ağustos 2024'te kırılan önceki rekor da yaklaşık 0,14 santigrat dereceyle geride bırakıldı. Hausfather'ın değerlendirmesine göre 2026'nın tarihteki en sıcak yıl olma ihtimali yüzde 75'e ulaştı.
Rekor yalnızca sıcaklıkla sınırlı değil. Ben Noll'un aynı veri setine dayandırdığı analiz, Ağustos 2026'nın atmosferik nem açısından da şimdiye kadar görülen en yüksek seviyeye ulaştığını ortaya koydu. Atmosferdeki nemi ölçmek için kullanılan yağışa dönüşebilir su miktarı ağustosta 2,74 santimetreye çıktı. Bu değer, atmosferde bulunan tüm su buharının yoğunlaştırılması durumunda ortaya çıkacak sıvı suyun derinliğini ifade ediyor.
Ölçülen seviye, Temmuz 2024'te kaydedilen önceki rekoru da geride bıraktı. Aslında sıcaklıkla nem arasındaki bağlantı burada daha net görülüyor. Atmosfer ısındıkça daha fazla su buharı taşıyabiliyor. Bu da şiddetli yağışların ve ani sel felaketlerinin yaşanma riskini artırıyor.
Sera gazı emisyonlarının etkisiyle küresel sıcaklıkların yükselmesi, atmosferde bulunan su buharının miktarını da artırıyor. Isınan yüzeylerden daha fazla su buharlaşırken, daha sıcak hava aynı zamanda daha fazla nemi bünyesinde tutabiliyor. Bilim insanlarının "genişleyen atmosferik sünger" olarak tanımladığı bu mekanizmaya göre gezegenin sıcaklığı her 1 santigrat derece arttığında atmosfer yaklaşık yüzde 7 daha fazla suyu buharlaştırma, taşıma ve ardından yağış olarak bırakma kapasitesi kazanıyor.
Üstelik işin bir başka boyutu daha var. Su buharı da bir sera gazı olduğu için atmosferdeki nemin artması, küresel ısınmayı daha da güçlendirebiliyor.
Küresel sıcaklık ve nemdeki yükselişe bu yıl güçlü bir El Nino olayının eklenmesi, koşulları biraz daha sıra dışı hale getiriyor. Güncel model tahminlerine göre El Nino’nun aralık ayında zirveye ulaşması bekleniyor. Bu süreçte tropikal Pasifik Okyanusu'nun deniz yüzeyi sıcaklıklarının ortalamanın yaklaşık 4 santigrat derece üzerine çıkabileceği öngörülüyor. El Nino, tropikal Pasifik'in orta ve doğu kesimlerinden atmosfere yükselen ısı ve su buharını artırıyor. Bunun etkisi yalnızca Pasifik ile sınırlı kalmıyor; küresel ortalama sıcaklık yükselirken dünya genelindeki hava dolaşımı ve yağış düzenleri de değişiyor.