Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Mekke Savunma İttifakı’nın ikinci toplantısı bugün Riyad’da gerçekleştirilirken, gözler bölgenin yeni güvenlik mimarisine çevrildi. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın öncülüğündeki yapının geleceği ve bölgesel dengelere olası etkileri merak konusu olurken, Orta Doğu Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş’a dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Şeyhanlıoğlu, Mekke İttifakı’nın yalnızca bir savunma yapılanması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, ittifakın genişlemesi halinde bölgedeki güvenlik dengelerini etkileyebilecek bir yapıya dönüşebileceğini söyledi. Yemen, Filistin ve İran başlıklarına dikkat çeken Şeyhanlıoğlu, ittifakın karşı karşıya olduğu güvenlik risklerini ve Türkiye açısından taşıdığı stratejik önemi anlattı.

Mekke Savunma İttifakı'nın ikinci toplantısı bugün Riyad'da gerçekleştiriliyor. İkinci toplantıyı ittifakın geleceği açısından nasıl değerlendirirsiniz?
Prof. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu: Öncelikle şunu söyleyeyim. İkinci toplantının olması, hem de Dışişleri Bakanı ve Milli Savunma Bakanı'nın katılması, Pakt'ın kurumsallaşması açısından çok önemli. Pakt'ın güvenilirliğinin test edilmesi, özellikle Yemen ve Filistin konularında ve İran konusunu da eklemek lazım, ciddi manada önemli.
Pakt, eğer şu haliyle Suudi Arabistan'ı bu saldırılardan koruyabilirse, bu Mısır'ın, Nijerya'nın, hatta Bangladeş'ten Endonezya'ya kadar uzanan ülkelerin de katılımını gündeme taşıyabilir. Kaldı ki şu anda Irak ve Suriye zaten bu Pakt için kolları sıvamış durumda. Bu açıdan Pakt'ın bu ikinci zirvesi çok önemli.
Ama niye? Ben bu bir savunma Paktı'dır diyorum. Yani bir saldırı Paktı değil. Bu, caydırıcı rolü esas alan bir Pakt'tır. Dolayısıyla büyüdükçe Pakt üyelerine karşı tehdit oluşturan üçüncü ülkelerin tavırları çok daha dikkatli olmak zorunda kalınıyor.
Ben şu haliyle Türkiye ve Pakistan'ın, Suudi Arabistan yanında savaşa katılacağına inanmıyorum. Çünkü hem TBMM'den geçmemiş durumda, hem Suudi-Yemen ilişkileri çatışma boyutuyla yaklaşık 20 yıldır devam ediyor ve bu savaşta 400.000 civarında Yemenli ölmüş. Yani bir çeşit kan davası olmuş.
Kaldı ki Yemen, Türkiye'nin kamuoyunda, Yemen türküsüyle de bilindiği gibi "Yemen'e gideni gelir mi sandın?" şeklinde sözleri var... Yaklaşık 300.000 şehide mal olmuş. Yani Osmanlı'nın son 100 yılında Yemen'in çok ağır bir travması var. Ben bu nedenle Türkiye'nin bu savaşa TBMM'den geçse dahi girmeyeceğini düşünüyorum.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın oluşturduğu bu üçlü yapı, bölgenin güvenlik mimarisinde nasıl bir boşluğu doldurmayı hedefliyor?
Prof. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu: Türkiye, Arabistan, Pakistan bu Paktın üst yapısı, bölgenin güvenlik mühendisliğinde. Bir kere bugün küresel anlamda güç boşluğu diyeceğimiz tek yer Orta Doğu.
Doğu Akdeniz, Körfez, Kızıldeniz üçgeninde Türkiye, Mısır, Pakistan, Nijerya ve Arabistan'ı bu hatta dahil edersek, konu uluslararası ilişkiler açısından Çin, Amerika ve Rusya'nın tam 100 yıldır baskısı altında olan bu bölgenin Mekke Paktı ile ilk defa ortaya çıkan bu güvenlik süreci, bu güvenlik örgütünün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Daha önce de biliyorsunuz, Sadabat Paktı Türkiye, İran, Afganistan arasında kurulmuştu. Bağdat Paktı kurulmuştu. Şu anda İslam İşbirliği Teşkilatı var fakat bunların hiçbiri bir işe yaramıyor. Neyi çözemiyor? İsrail'i çözemiyor. Diyelim ki 1991 yılında Irak Kuveyt'e girdiği zaman sorunu çözemedi. Bugün Somali'de, Sudan'da, Etiyopya'da ve diğer İslam ülkelerinde ciddi sorunlar var. Bunların hiçbiri çözemiyor.
Halbuki İslam ülkeleri, Birleşmiş Milletler örgütünden sonraki en büyük örgüttür. Yani 60 ülke var. 2 milyardan fazla Müslüman var. 25 milyon kilometrekarelik bir alandan bahsediyorsunuz ama paramparça. O açıdan söylüyorum.
Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan'ın oluşturduğu bu üçlü yapı sadece Yemen ya da Doğu Akdeniz ya da diğer ülkeler değil, hayır. Dünyanın geleceğini şekillendirme potansiyeli taşıyor. Bu açıdan bu çok önemli. Burada ağır gitmek lazım, dikkatli gitmek lazım.
Ve yeni katılan üyelerle mevcut üyelerinin güvenlik üst yapısını, kumanda merkezini şekillendirecek ciddi manada adalet sistemine ihtiyaç var.
Bence güvenlikten ziyade İslam ülkelerinin kendi içerisindeki sorunlarını Adalet Şurası, Adalet Meclisi diyebileceğimiz, bütün ülkelerin uyacağı ve en üst düzey ilim adamlarını, hukukçularını dahil edeceği bir kuruma ihtiyaç var. Bugün bir güvenlik paktı doğrudur ama siz de biliyorsunuz ki bir NATO var fakat Avrupa Birliği de var.
Avrupa Birliği'nin Adalet Divanı da var. Ama Avrupa kendi sorunlarını çatışmayla çözmüyor, adalet mekanizmasıyla çözüyor. O açıdan söylüyorum. Bu Pakt kadar önemli olan, bu Paktın yanında İslam Adalet Divanı kurulması ve hem bu Paktın hem de Adalet Divanı'nın İslam İşbirliği Teşkilatı altında yeniden bütün teşkilatla beraber bütçesi, gelir-gider her şeyiyle yeniden kurumsallaştırılması gerekiyor.
| Başlık / Konu | Detaylar ve Açıklamalar |
|---|---|
| Konuşmacı | Prof. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu |
| Öne Çıkan İttifak (Mekke Paktı) | Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın üst yapısını oluşturduğu bölgesel güvenlik mühendisliği. |
| Kapsamdaki / Potansiyel Ülkeler ve Bölgeler | Doğu Akdeniz, Körfez ve Kızıldeniz hattında Türkiye, Mısır, Pakistan, Nijerya ve Suudi Arabistan. |
| Bölgesel ve Küresel Dinamikler | Orta Doğu'daki küresel güç boşluğu; bölgenin 100 yıldır Çin, ABD ve Rusya baskısı altında olması. |
| Tarihsel ve Mevcut Yapılar | Sadabat Paktı (Türkiye, İran, Afganistan), Bağdat Paktı ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT). |
| Mevcut Yapıların Yetersizlikleri | İsrail meselesi, 1991 Irak-Kuveyt krizi, Somali, Sudan ve Etiyopya gibi kriz bölgelerindeki sorunların çözülememesi. |
| İslam Dünyasının Potansiyeli | 60 ülke, 2 milyardan fazla nüfus ve 25 milyon km² alan; ancak siyasi olarak parçalanmış bir yapı. |
| Önerilen Kurumsal Mekanizma | Askeri paktın yanı sıra AB Adalet Divanı modeline benzer, İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında bir 'İslam Adalet Divanı / Adalet Meclisi' kurulması gerekliliği. |

Bugün ittifakın karşı karşıya olduğu en acil güvenlik problemi sizce hangisi?
Prof. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu: Bu Paktın en önemli güvenlik sorunu İsrail'dir. Çünkü İsrail Büyük İsrail peşinde. Bölgedeki bütün terör örgütlerini üretiyor. Yani Husilerden tutun Hizbullah'ına, Hamas'ına, PKK'sına, PYD'sine, dolaylı ya da doğrudan İsrail'in katkısı var, etkisi var. O açıdan söylüyorum, bence en büyük problem İsrail'in Büyük İsrail uğrunda yayılmasıdır. İbrahim Anlaşmalarıdır.
Bölge kendi siyasi sistemini kuramazsa İsrail bunları uygular. Buna karşı benim tavsiyem şu: Öncelikle bölge ülkeleri arasında mal, sermaye, hizmet, teknoloji ve insanların serbest dolaşımı sağlanması lazım. Bu, Türkiye'deki benim Kürt sorununu da çözer. Yani bir Kürt, "Benim devletim niye yok?" demesine gerek yok. Irak'ta da, Suriye'de de, Türkiye'de de bütün devlet haklarına sahip olur.
Bunların parçalayıcı faktörleri yerine birleştirici etkilere dönüştürme imkanı var. Ama İsrail söz konusu olduğu zaman buradaki bütün farklılıkları çatışmaya çevirir. Çeviriyor da. PKK'yı en çok destekleyen, siz de biliyorsunuz, herkes bilir, İsrail'dir. IŞİD'i kuran, yöneten İsrail'dir. Ben mesela IŞİD üzerinde 15 yıl önce çalıştığım zaman, IŞİD'in Şam'da Sednaya Hapishanesi'nde bizzat MOSSAD tarafından kurulduğunu tespit etmiştim.

Mekke İttifakı bölgeyi ve Türkiye'yi nasıl değiştirebilir?
Prof. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu: Mekke İttifakı Türkiye açısından çok önemli. Türkiye'nin NATO'da elini güçlendirir. Şanghay İşbirliği'ne başvurmak da Türkiye'nin elini güçlendirir. Türk Devletleri Teşkilatı'nın elini güçlendirir.
Mekke Paktı bugün, yani Suriye'de, Lübnan'da, mesela Kudüs'te, özellikle Yemen'de ciddi manada kurumsallaşmak ve Türkiye'yi bir üst düzeye taşımak açısından çok önemli. Çünkü Türkiye'nin askeri ekonomisi güçlü. Yani dünyada 11. sırada ve ciddi manada yüzde 90'larda kendi kendine yerli oranına sahip, kendi kendine yeterli bir ülke.
Bu açıdan Pakistan'ın nükleer gücüyle bu gücün birleşmesi halinde Türkiye, Rusya'yla da Amerika'yla da diğer büyük başat aktörlerle rahatlıkla görüşmeler yapabilir.
Sonuç olarak, İslam Ortak Adalet Divanı tarzı bir kurumsal yapıya ihtiyaç var ki Yemen, Mekke Paktı gibi kurumları tabiri caizse içeride kullanması, Müslümanları birbirine düşürmesi şeklinde kullanılmasını da engellemek gerekiyor. Yani paktın amacı Şiilik, Sünnilik ya da etnik savaş değil. Bütün Müslümanları dış güçlere karşı korumak. Bu İsrail olur, batı olur, Çin olur, Rusya olur.