Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
İsviçre merkezli yatırım bankası UBS, emtia piyasalarına ilişkin son değerlendirmesinde altın, petrol ve baz metalleri destekleyen temel dinamiklerin gücünü koruduğunu belirtti. Bankaya göre enerji dönüşümü, elektrifikasyon yatırımları ve varlıkların tokenizasyonu gibi uzun vadeli eğilimler, emtia talebini önümüzdeki yıllarda da canlı tutacak.
UBS Emtia Analisti Giovanni Staunovo, kısa vadede piyasaların odağında ABD ile İran arasındaki gelişmelerin bulunduğunu söyledi. Staunovo'ya göre Orta Doğu'da artan gerilim, özellikle petrol fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı yaparken emtia piyasalarındaki oynaklığı da artırıyor.
Tüm bu belirsizliklere rağmen emtia piyasaları yılın ilk bölümünde yatırımcısına güçlü kazançlar sağladı. UBS CMCI Bileşik Toplam Getiri Endeksi verilerine göre geniş emtia sepeti, 2026 yılının başından bu yana yüzde 20'nin üzerinde değer kazandı.
Banka, Brent petrolün nisan ayında varil başına 126 dolara kadar yükseldiğini hatırlatırken, altının ise jeopolitik risklere rağmen yüksek faiz beklentilerinin etkisiyle tarihi zirvelerinin altında işlem gördüğüne dikkat çekti.
UBS raporunda, birçok ülkede petrol ürünleri stoklarının düşük seviyelerde bulunduğu vurgulandı. Analistlere göre bu durum, stokların yeniden oluşturulması sürecinde fiyatların daha da yükselmesine neden olabilir.
Jeopolitik risk priminin zamanla azalması bekleniyor olsa da petrol piyasasındaki arz-talep dengesizliğinin fiyatları desteklemeye devam edeceği öngörülüyor.
UBS, altın fiyatlarında dönem dönem geri çekilmeler yaşanabileceğini ancak uzun vadeli görünümün pozitif kalmaya devam ettiğini düşünüyor.
Bankaya göre yüksek küresel borç yükü, ABD'deki bütçe açıkları ve merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirme çabaları altın talebini destekleyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Jeopolitik belirsizliklerin devam etmesi halinde yatırımcıların güvenli liman arayışının da süreceği ifade ediliyor.
Geçtiğimiz hafta UBS, 2026 yıl sonu ons altın tahminini 5.900 dolardan 5.500 dolara düşürmüştü. Banka, ABD tahvil faizlerinin yüksek seyretmesi ve güçlü doların altın üzerinde baskı oluşturduğunu belirtiyor. Buna rağmen analistler, yıl sonuna kadar altın fiyatlarının mevcut seviyelerinin yaklaşık 1.000 dolar üzerine çıkabileceğini değerlendiriyor.
Raporda yalnızca altına değil, sanayi metallerine de dikkat çekildi. UBS, enerji dönüşümü ve elektrifikasyon yatırımlarının bakır ve alüminyum talebini artırmaya devam edeceğini belirtti.
Analistlere göre önümüzdeki yıllarda her iki metalde de arz açığı daha belirgin hale gelebilir. Bu durumun da orta vadede fiyatları destekleyen önemli bir unsur olması bekleniyor.
UBS analistleri Dominic Schnider ve Wayne Gordon, 2027 yılında daha dengeli bir para politikası ortamının oluşabileceğini düşünüyor. Böyle bir senaryoda dolar üzerindeki baskının artabileceğini belirten analistler, yatırımcıların yeniden altına yönelme ihtimalinin güçlenebileceğini ifade etti.
Bankaya göre altın, orta ve uzun vadede portföylerde önemli bir çeşitlendirme aracı olmayı sürdürecek. Ancak UBS, yüksek oranda altın yatırımı bulunan yatırımcılara yalnızca tek bir emtiaya bağlı kalmamalarını tavsiye ediyor. Bakır, alüminyum ve tarımsal emtiaların da portföylere eklenmesi öneriliyor.
UBS, emtiaların hisse senetleri ve tahvillerle düşük korelasyon göstermesi nedeniyle enflasyon ve jeopolitik risklere karşı etkili bir koruma aracı olmaya devam ettiğini vurguluyor.
Bankaya göre altın piyasasının en güçlü desteklerinden biri ise merkez bankalarının alımları. Yatırım fonlarının talebinde dönemsel yavaşlamalar görülse de merkez bankalarının alımları, artan yatırım faaliyetleri ve Asya'daki mücevher talebi sayesinde küresel altın talebinin güçlü kalması bekleniyor.