Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Altın piyasasında gözler kasım ayına çevrildi. Rekor yükselişlerin ardından başlayan satış baskısı, yatırımcıların kafasında “Altında düşüş sürecek mi, yeniden yükseliş başlayacak mı?” sorularını gündeme getirdi. Gram altında 6 bin TL, ons altında ise 4 bin dolar kritik eşik hâline gelirken Ekonomist Dr. Sefer Humar, kasım ayına ilişkin dikkat çeken öngörülerini Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a anlattı. Humar, yatırımcıları her düşüşü alım fırsatı olarak görmemeleri konusunda uyararak gram altın için 5.750-6.500 TL aralığına işaret etti.

Ekim ayında yaşanan sert düşüşün ardından kasım ayında gram altın ve ons altında yön ne olacak?
Dr. Sefer Humar: Ben altının uzun süredir kesintisiz bir yükseliş trendinde ilerlemesinden ziyade, yüksek volatilitenin hâkim olduğu bir döneme girdiğini düşünüyorum. Daha önceki değerlendirmelerimde de altının sürekli yukarı gideceği beklentisine mesafeli yaklaşmış, özellikle gram altında 5.750-6.500 TL bandında önemli dalgalanmalar yaşanabileceğini ifade etmiştim. Ekim ayında yaşanan sert düşüş, bu yaklaşımın ne kadar dikkate değer olduğunu bir kez daha gösterdi.
Özellikle altının her geri çekilmesinin yeni bir alım fırsatı olarak sunulmasını doğru bulmuyorum. Çünkü hiçbir finansal varlık sonsuza kadar yükselmez. Bir varlığın uzun vadeli hikâyesinin güçlü olması, kısa vadede değer kaybetmeyeceği anlamına gelmez.

Kasım ayında da altın piyasasında hemen güçlü bir yükseliş trendi beklemiyorum. Ons altında 4.000 doların altında gerçekleşen kapanışın ardından satış baskısının bir süre daha devam etmesi, zaman zaman tepki yükselişleri görülmesi ve piyasanın yeni bir denge araması olası.
Altının uzun vadeli hikâyesi henüz bitmiş değil. Merkez bankalarının altın talebi, küresel borçluluk ve jeopolitik riskler bu hikâyeyi destekliyor. Ancak kısa vadede ABD faizleri, doların seyri ve tahvil getirileri daha belirleyici olacak.
Benim kasım ayı için temel beklentim, altının bir süre daha dalgalı ve temkinli bir seyir izlemesi. Yükselen her piyasada kazanç fırsatı, düşen her piyasada da alım fırsatı yoktur. Önemli olan, fiyatın nereye gideceğini tahmin etmek kadar hangi fiyattan risk aldığınızı bilmektir.

Yatırım tavsiyesi olmamakla birlikte altın alacaklar mı beklemeli, elinde altın olanlar satmalı mı?
Dr. Sefer Humar: Ben bu dönemde altın alacak yatırımcıların acele etmemesi gerektiğini düşünüyorum. Özellikle sert düşüşlerin ardından hemen alım yapmak yerine fiyatların nerede dengeleneceğini görmek daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.
Yatırımcıların bütün birikimlerini tek bir fiyat seviyesinden altına yönlendirmelerini doğru bulmuyorum. Kademeli alım, nakit rezervi bulundurma ve portföy çeşitlendirmesi bu dönemde daha fazla önem kazanıyor. Elinde altın bulunan yatırımcılar açısından ise bütün pozisyonları satmayı gerektiren bir tablo olduğunu düşünmüyorum. Ancak altının portföy içerisindeki ağırlığı aşırı yükselmişse, kısa vadeli kazanç beklentisiyle pozisyon alınmışsa veya nakit ihtiyacı varsa risklerin yeniden değerlendirilmesi gerekir.

Burada yatırımcıların özellikle bir psikolojik tuzağa düşmemesi gerekiyor. Altın yükselirken herkes daha fazla yükseleceğine inanıyor, düşerken ise herkes daha fazla düşeceğinden korkuyor. Oysa yatırım kararları kalabalığın heyecanına veya korkusuna göre verilmemeli.
Benim yaklaşımım şu: Altını tamamen gözden çıkarmak da her düşüşte sorgusuz sualsiz almak da doğru değil. Bazen en iyi yatırım kararı, bir süre beklemeyi bilmektir.
Gram altında en düşük ve en yüksek rakam ne olur?
Dr. Sefer Humar: Kasım ayı için gram altında 5.750-6.500 TL aralığını ana senaryo bandım olarak görüyorum.
6.500 TL bölgesinin aşılması ve üzerinde kalıcılık sağlanması hâlinde yukarı yönlü hareket yeniden güç kazanabilir. Ancak bu seviyenin altında kalındığı sürece yükselişleri yeni bir trend başlangıcı olarak değerlendirmekte acele etmemek gerekiyor.
Aşağı yönlü hareketlerde ise 6.000 TL psikolojik eşik olarak izlenmeli. Bu seviyenin kaybedilmesi durumunda 5.750 TL civarına doğru geri çekilme ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor.

Burada gram altının yalnızca ons altına bağlı olmadığını da hatırlatmak isterim. Dolar/TL kurundaki hareketler Türkiye'deki gram altın fiyatını doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla ons altında yaşanacak bir düşüşün gram altına aynı oranda yansıması beklenmemeli.
Benim açımdan önemli olan, yatırımcıların tek bir fiyat hedefine odaklanmak yerine bu bant içerisinde nasıl bir strateji izleyeceklerini belirlemeleri.
Altın piyasasında doğru fiyatı yakalamak kadar, yanlış zamanda yanlış büyüklükte pozisyon almamak da önemlidir.

Ons altında 4.000 dolar psikolojik ve teknik açıdan ne ifade ediyor? Bu seviyenin aşağı yönlü kırılması hâlinde düşüş nerede durabilir?
Dr. Sefer Humar: 4.000 dolar ons altın açısından oldukça önemli bir eşik. Bu seviye hem psikolojik hem de teknik açıdan piyasada referans noktası niteliği taşıyor.
Ancak altının 4.000 doların altında kapanış gerçekleştirmesi, bu seviyenin artık güçlü bir destek olmaktan çıkıp direnç olarak çalışabileceğine işaret ediyor.
Nitekim 30 Ekim'de ons altın yaklaşık 3.875 dolardan kapanarak önemli bir teknik eşiğin altında kaldı.

Benim takip ettiğim seviyeler şöyle:
4.000 dolar: Yeniden kazanılması gereken psikolojik ve teknik eşik.
3.900 dolar: İlk önemli toparlanma ve mücadele bölgesi.
3.800 dolar: Aşağı yönlü hareketlerde önemli destek.
3.650-3.700 dolar: Satışların derinleşmesi hâlinde gündeme gelebilecek alt destek bölgesi.

Özellikle 3.800 doların altında kalıcılık oluşması durumunda 3.650-3.700 dolar bandına doğru yeni bir geri çekilme ihtimalini dikkate almak gerekiyor. Buna karşılık 4.000 doların yeniden kazanılması ve üzerinde kalıcılık sağlanması, 4.100-4.200 dolar seviyelerine doğru tepki yükselişlerinin önünü açabilir.
Burada bir ayrıntıya dikkat çekmek istiyorum: Altının güvenli liman özelliği devam ediyor ancak güvenli liman olmak, fiyatın hiçbir zaman düşmeyeceği anlamına gelmiyor.
Biraz geçmişe bakalım. Piyasalarda yatırımcıların en büyük yanılgılarından biri, yükseliş döneminde riskleri unutmasıdır. Oysa finansal tarihte en büyük kayıpların bir bölümü, herkesin aynı yönde düşündüğü ve artık hiçbir risk kalmadığına inanılan dönemlerde yaşanmıştır.

Ben altını uzun vadede önemli bir yatırım aracı olarak görmeye devam ediyorum. Ancak kasım ayında yatırımcıların daha seçici, daha temkinli ve daha sabırlı olması gerektiği kanaatindeyim.
Sonuç olarak; altının hikâyesine inanmak başka, her fiyattan altın almak başkadır. Yatırımcının görevi yalnızca yükselişi yakalamak değil, sermayesini de korumaktır.
Bu değerlendirmeler şahsi piyasa görüşüm ve senaryo analizlerimdir; yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz.