Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
ABD piyasalarının ve Fed’in faiz politikasının seyri açısından yakından takip edilen büyüme ve kişisel tüketim harcamaları (PCE) verileri açıklandı. ABD ekonomisi ikinci çeyrekte beklentilerin üzerinde büyürken, Fed’in enflasyon göstergelerinden PCE tahminlerin altında kaldı. Verilerin ardından ons altın 4.215 doların üzerine çıktı. Peki bu tablo piyasalara nasıl yansıyacak? Altın fiyatlarında başlayan hafif yükseliş nereye kadar sürebilir? Ekonomist Dr. Sefer Humar, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş’a değerlendirdi.

ABD ekonomisi ikinci çeyrekte beklentilerin üzerinde büyürken, Fed’in enflasyon göstergelerinden PCE tahminlerin altında kaldı. Bu veri ne anlama geliyor?
Dr. Sefer Humar: ABD’den gelen son veriler aslında piyasaların önündeki tabloyu biraz daha netleştirdi. ABD ekonomisi ikinci çeyrekte beklentilerin üzerinde büyüdü. Buna karşılık Fed’in yakından takip ettiği PCE enflasyonu beklentilerin altında kaldı. Yani bir tarafta güçlü bir Amerikan ekonomisi, diğer tarafta bir miktar daha sakinleşen enflasyon var. Piyasaların hoşuna giden kombinasyon da tam olarak bu. Çünkü yatırımcı açısından kritik soru şu: ABD ekonomisi güçlü kalırken enflasyon aşağı gelmeye devam ederse Fed’in daha fazla faiz artırmasına gerçekten ihtiyaç var mı? Bugünkü veriler şimdilik “acele etmeye gerek yok” mesajını güçlendiriyor. Bunun da altına olumlu yansıdığını görüyoruz.

Ons altın yeniden 4.200 dolar seviyesinin üzerine doğru hareket etti. Ama ben burada biraz temkinli taraftayım. Altının bundan sonra yükselmeyeceğini söylemiyorum; ancak bugünkü seviyelerden itibaren yükselişin eskisi kadar kolay olmayacağını düşünüyorum. Çünkü altın zaten çok ciddi bir yükseliş yaşadı. Dolayısıyla bundan sonraki hareket için piyasaya yeni bir hikâye lazım.

Bir örnek vereyim. Bir koşucu düşünün. Yarışın ilk bölümünde çok hızlı koşmuş ve rakiplerinin oldukça önüne geçmiş. Şimdi aynı tempoyu koruması için daha fazla enerji harcaması gerekiyor. Altında da buna benzer bir durum var. Fiyat çok yükseldi. Dolayısıyla bundan sonraki yükseliş için sadece mevcut olumlu gelişmeler yeterli olmayabilir; yeni bir katalizör gerekiyor.
Bu katalizör ne olabilir? Fed’in daha güvercin bir çizgiye gelmesi, ABD tahvil faizlerinin belirgin şekilde gerilemesi, doların zayıflaması ya da küresel jeopolitik risklerin yeniden çok güçlü biçimde artması… Bunlardan birkaçının aynı anda gerçekleşmesi hâlinde altın yeni zirveleri elbette test edebilir. Ama ABD ekonomisinin güçlü kalmaya devam ettiği, enflasyonun yeniden yukarı yönlü bir baskı oluşturduğu ve Fed’in faizleri uzun süre yüksek tuttuğu bir senaryoda altının mevcut seviyelerden çok daha yukarı gitmesi bana göre daha zor.

Burada benim için önemli olan bir başka nokta da şu: Piyasalar geleceği satın alır ama geleceğin bütün hikâyesini bugünden satın almış da olabilir. Yani bugün altını destekleyen gelişmelerin önemli bir kısmı zaten fiyatın içerisinde olabilir. Bu nedenle 4.200 dolar civarındaki seviyelerden sonra ben daha çok yüksek ama oynak bir altın piyasası bekliyorum. 4.250-4.300 dolar bölgesi gündeme gelebilir, hatta uygun küresel şartlarda daha yukarı seviyeler de test edilebilir. Ancak bunun kalıcı bir trende dönüşmesi için yeni ve güçlü bir hikâye gerektiğini düşünüyorum.
| Konu / Gösterge | Beklenti / Değerlendirme |
|---|---|
| Piyasa Dinamiği | Geleceğin hikâyesi bugünden satın alınmış ve destekleyici gelişmeler fiyata dahil edilmiş olabilir. |
| 4.200 Dolar Sonrası Beklenti | Yüksek fakat oynak (dalgalı) bir altın piyasası. |
| Olası Hedef Seviyeler | 4.250 - 4.300 dolar bölgesi gündeme gelebilir; uygun küresel şartlarda daha üst seviyeler test edilebilir. |
| Kalıcı Yükseliş Şartı | Kalıcı bir trend oluşması için yeni ve güçlü bir hikâyeye ihtiyaç duyulmaktadır. |
Benim asıl çekincem de burada. Çünkü yatırımcıların yaptığı en klasik hata, yükselen bir varlığın yükselmeye devam edeceğini düşünmek. Hâlbuki piyasada çok güzel bir söz vardır: “Fiyat yükseldikçe risk ortadan kalkmaz, bazen sadece görünmez hâle gelir.”

Açıklanan bu rakamın gram altına etkisi nasıl olacak?
Dr. Sefer Humar: Türkiye açısından baktığımızda ise konu biraz daha farklı. Biz altına ons üzerinden değil, büyük ölçüde gram altın üzerinden bakıyoruz. Gram altının fiyatında hem ons altın hem de dolar/TL etkili. Dolayısıyla Türkiye’de ons altın çok fazla yükselmese bile kur hareketi gram altını destekleyebilir.
Ancak burada Türkiye ekonomisi açısından daha olumlu bir hikâyenin de altını çizmek gerekiyor. Enflasyonun kalıcı biçimde aşağı gelmesi, TL’ye olan güvenin artması ve finansal istikrarın güçlenmesi hâlinde vatandaşın tasarruf için sürekli olarak döviz ve altına yönelme ihtiyacı azalabilir. Bence Türkiye açısından asıl başarı da burada. Bir ülkenin ekonomik başarısını sadece altının veya doların kaç lira olduğuyla ölçmemek gerekir. Vatandaşın parasını koruyabilmek için yalnızca altına veya dövize ihtiyaç duymadığı bir finansal yapı oluşturabiliyorsak, işte o zaman daha sağlıklı bir ekonomiden söz edebiliriz.

Ben bunu biraz şöyle görüyorum: Altın iyi bir sigortadır ama hayatımızın tamamının sigorta poliçesi olması gerekmiyor. Portföy dediğimiz şeyin zaten amacı bu. Bir miktar altın, bir miktar likit varlık, uygun koşullarda TL yatırım araçları, hisse senedi, tahvil veya farklı yatırım araçları… Yani mesele “altın mı, başka bir şey mi?” sorusundan çok, “Varlıklarımızı hangi riskleri gözeterek dağıtıyoruz?” sorusudur.
Çünkü altın yükselirken para kazanmak kolay görünebilir; asıl yatırımcılık, yükselişin içinde riskin ne kadar büyüdüğünü fark edebilmektir. Benim için bugün altın piyasasının özeti bu: Yukarı potansiyel bitmiş değil ama kolay para dönemi de bitmiş olabilir. Ve piyasada bazen en değerli bilgi, “Ne kadar yükselecek?” sorusunun cevabı değil; “Bu fiyatın içinde geleceğin ne kadarı zaten satın alındı?” sorusunun cevabıdır.