Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Altın fiyatlarında düşüşler normal mi? Savaşın etkisiyle yorulan piyasalarda artık her şey daha kırılgan. Ekonomist Şirin Sarı, küresel piyasalarda savaşın ekonomik etkileri, enflasyon, enerji maliyetleri ve altın piyasasına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Sarı, özellikle Çin ile yürütülen temasların dünya ekonomisi açısından kritik önemde olduğunu belirterek, “Piyasanın bunu pozitif fiyatlaması gerekiyor. Çünkü Çin ile anlaşmanın her anlamda sağlanmış olması aslında dünya ekonomisinin rahatlaması anlamına geleceği için pozitif fiyatlamalar görebiliriz” dedi.

Küresel savaş atmosferinin ekonomik etkilerine değinen Sarı, sürecin beklenenden uzun sürdüğünü vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Artık yavaş yavaş savaşın 11. haftasına girdik. ‘3-4 haftada bu iş hallolur’ söylemlerinden neredeyse 3 ayı bitiriyoruz. İşte bu noktada sadece savaş konusu değil, enerji konusu, çip konusu, kendi aralarındaki ticaret savaşlarının vermiş olduğu etki, gıda tarafı… Birçok başlık aslında bu noktada konuşulacak.”

“Enerji noktalarında maliyetin yükselmesi Çin’i en fazla zorlayan faktördü. Çin bir kere bunu üzerinden biraz atmış olacak. Her ne kadar bu 11 haftalık sürecin bugün bile savaş bitse ekonomilerde maliyetini hissedecek olsak bile enerji tarafının çözülebiliyor olması, Hürmüz Boğazı’nın açılması başta Çin olmak üzere bütün dünyayı da rahatlatmış olacak.”

Avrupa ekonomisinin de enerji ve lojistik tarafında baskı altında olduğunu belirten Sarı, şunları söyledi: “Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması Avrupa’da da çok ciddi şekilde hem jet yakıtlarının tükenmesi hem de yakıt stoklarının son 4 haftalık sürece girmesi gibi açıklamalarla Avrupa’yı aslında daha fazla baskılıyor.”
ABD ve Çin arasındaki ilişkilerde belirsizliğin azalmasının piyasalar açısından önemli olduğunu ifade eden Sarı, “Her ne kadar borsalarda yükselişler görsek bile burada hem Amerika hem de Çin arasındaki sürecin tatlıya bağlanması ya da en azından bazı kriterlerin belirlenmesi, sınırların belirlenmesi, belirsizliklerin ortadan kalkması tüm dünya açısından önemli olmuş olacak” dedi.

Altın piyasasına ilişkin de kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Sarı, mevcut geri çekilmelerin uzun vadeli trend içinde olağan olduğunu söyledi. Sarı, “Altında bu yıl içerisinde zirveler gördük. 5600 dolar seviyelerine kadar yükseldi. O zirvelerden yüzde 20’nin üzerinde düşüşler gördük. Aslında bu düşüşler, çıkışlar normal.”

Altının tarihsel döngüler halinde hareket ettiğini belirten Sarı, şu değerlendirmeyi yaptı: “Altın genel olarak 1971-1980 yılları arasında, 2001-2011 yılları arasında ve şimdi yeni bir döngü başladı. 2022’den belki 2032’ye kadar sürecek olan bu 10-15 yıllık döngüler içerisinde hareket ediyor.”
Sarı, yatırımcıların kısa vadeli dalgalanmalara karşı hazırlıklı olması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Genelde bu döngüler içerisinde yeni tarihi rekorlar kırarken, yani yüzde 500, yüzde 600, belki yüzde 700 değer kazanımı sağlanırken bu 10-15 yıllık süreç içerisinde zaman zaman yüzde 5’in üzerinde düşüşler de yaşamış. Yani o döngünün içerisinde 56 kez yüzde 5’in üzerinde, yüzde 10’un üzerinde hatta düşüşler yaşamış. O yüzden bu düşüşleri hep normal kabul ediyoruz.”

Altında dip çalışmasının sürdüğünü ifade eden Sarı, “Bu dip belki de gerçekleşti. 4100 dolar seviyeleri dipti. Bu diplerden zaten alım gerçekleşti. Fiziki piyasada da bir fiyat farkı oluştu. Ama devam etmesi durumunda 4100’ün altında biraz daha temkinli, 3800-3400 dolar seviyelerine doğru da bir destek çalışması yapabilir.”
Orta ve uzun vadede yükseliş beklentisini koruduğunu söyleyen Sarı, “Önümüzdeki yıllarda belki 5-6 bin dolar seviyelerinin çok çok üzerinde daha ciddi yüksek seviyeleri konuşacağımıza inanıyorum” dedi.

Portföy dağılımına ilişkin de konuşan Sarı, altının uzun vadeli bir güvence aracı olduğunu söyledi: “Bu seviyeler alım seviyesi mi? Bence tasarrufların değerlendirildiği her noktada altın için uygun bir fiyat yok. Önemli olan ortalamayı düşürmek. O tasarruflar değerlendirildikçe de pay anlamında yüzde 20’lik, yüzde 25’lik pay altına ayrılabilir diye düşünüyorum.”

Programda Donald Trump’ın piyasalara etkisi de gündeme geldi. Sarı, Trump dönemindeki belirsizliklerin altını desteklediğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Trump da dünyadaki belirsizliği artırdığı için tarihi rekorları da üst üste Trump döneminde gördük. O kadar da Trump’ın günahını almamak gerekiyor bence. Altın yatırımcıları tam tersi Trump’ı sevebilirler.”
Merkez bankalarının altın alımlarının da fiyatları desteklediğini belirten Sarı, “Merkez bankaları olmasa belki altın bugün daha düşük olabilirdi. Belki 4000 dolarların altını görebilirdik sadece fonlara kalmış olsaydı iş. Ama merkez bankası alımları da çok ciddi anlamda devam ediyor. Birinci çeyrekte neredeyse 270 tonluk bir altın alımı gerçekleştirmiş merkez bankaları.”

Yatırımcılara portföy çeşitlendirmesi önerisinde bulunan Sarı, mevduatın hâlâ önemli bir araç olduğunu ifade ederek “Ama yüzde 50’lik kısım hâlâ mevduat tarafında olabilir. Merkez Bankası’nın faizler noktasında biraz elini ağırdan alabileceğini düşünüyorum yıl sonuna doğru. Bu da portföylere katkı sağlayacaktır.”
Sarı ayrıca döviz, hisse senedi ve fonların da dengeli şekilde değerlendirilebileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Döviz, hisse senedi, mevduat tarafı daha fazla; altın ve gümüş tarafı da destekleyici şekilde portföyler dağıtılabilir.”