Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Kredi kartı limiti gelir gibi görülüp aşırı harcama yapılması sonucu birçok tüketici kart ve kredi borcu altında eziliyor. Bilinçsiz harcama, finansal okuryazarlık eksikliği ve kolay borçlanma nedeniyle ekonomik çıkmaza giriliyor. TÜKONFED Bankacılık Komisyonu Başkanı Hüseyin Ölmez, kredi çekerken yapılan en büyük yanlışları ve borç döngüsünden çıkışın pratik formüllerini Tgrthaber.com Ekonomi Editörü Bengü Sarıkuş’a anlattı.

Kredi kartı kullanırken yapılan en yaygın hatalar neler?
Hüseyin Ölmez: Öncelikle kredi kartının neden bu kadar yaygın kullanılmaya başladığını açıklamamız gerekir. Kredi kartı, dünyada 1950 yılında kullanılmaya başlanan, ülkemizde ise 1960 yılından itibaren sınırlı bir grup tarafından kullanılan; dünyadaki finansal anlayışın en likit (düşük riskli, kısa vadede yüksek kâr getiren) kredi türü olan tüketici finansmanına yönelmesi ve ülkemizde memur maaşlarının bankalar vasıtasıyla yaygın şekilde ödenmeye başlamasından sonra yaygınlaşan kredili bir ödeme aracıdır. Buradaki kredi, kısa vadede geri ödenmesi gereken bir kredidir.
Ayrıca kamu maliyesi açısından yapılan her türlü harcamanın kayıt altında olması, vergi tahakkuk ve tahsili ile denetim açısından önemlidir. Finansal tüketici açısından ise nakit taşıma riskinden kurtulmak gibi avantajlar sağlar.

Kredi kartının yaygınlaşmaya başladığı dönemlerde yabancı kökenli bazı bankaların, müracaatta hediyeler vererek sokaklarda seyyar satıcı gibi kredi kartı pazarladıklarına tanık olduk.
Bankacılığımız dünyada gelişen teknik ve finansal araçları ülkemize kısa sürede getirmiştir ve getirmeye devam etmektedir. Kredi kartlarının yaygın kullanılmaya başlanmasıyla birlikte 2017 yılına kadar yoğun bir tüketim teşviki yapılmış, vatandaş kredi kartını düşünmeden kullanmaya yönlendirilmiştir.
Finansal okuryazarlığı düşük olan tüketiciler de bu yönlendirmeye gönüllü olarak destek vermiştir. Sonuçta tüketim bir sosyal statü haline dönüşmüştür.

Finansal okuryazarlığı düşük olan tüketiciler:
Kredi kartı limitini gelirleri gibi harcanabilir para olarak görüp harcadı,
Kartlardan nakit çekme imkânı sayesinde paraya ulaşmanın çok kolay olduğunu görüp kredi kullandı,
Puan ve hediye vaatleriyle gereksiz alışverişler yaptı,
Aylık gelirini aşan taksitli alışverişlere girdi,
Faiz, vergi ve masrafları göz ardı etti,
Ödeme gücü yetmeyince asgari ödeme tuzağına düştü.
Bu durum, tüketicilerin gönüllü olarak içine girdikleri ve sonrasında çıkmakta zorlandıkları bir döngü oluşturdu. Finansal tüketiciler, faiz ve masraf uygulamalarını bilmemeleri veya ilgisizlikleri nedeniyle bankalara fazla faiz ve masraf ödemektedir. Bu da borcun giderek artmasına neden olmaktadır.

Birden fazla kredi kartı kullanmak avantaj mı risk mi?
Hüseyin Ölmez: Kredi kartı kullanımında önemli olan kart sayısı değil, harcama miktarıdır.
Geçmişte bankaların agresif kart pazarlama politikaları nedeniyle birçok vatandaş, geliriyle orantısız sayıda kredi kartına sahip oldu. 2006 yılında çıkarılan 5464 sayılı kanun limit düzenlemesi getirmiş olsa da uygulamada bu sınırlar çoğu zaman aşılmıştır.
Birden fazla kredi kartı taşımanın en büyük riski, bir karttan nakit çekip diğer kartın borcunu ödemektir. Bu durum oldukça yaygındır. Başlangıçta geçici çözüm gibi görülen bu yöntem, zamanla sürekli borçlanma döngüsüne dönüşür.
Borçlar, herhangi bir mal veya hizmet alınmadan yalnızca faiz ve vergiler nedeniyle büyür.
Eğer kredi kartı limitleri gelirle uyumluysa ve harcamalar kontrol altındaysa, birden fazla kart risk oluşturmaz. Aksine doğru yönetildiğinde avantaj bile sağlayabilir.

Kredi çekerken insanlar hangi detayları gözden kaçırıyor?
Hüseyin Ölmez: Bu durum, tüketicinin krediye hangi amaçla başvurduğuna bağlıdır. Genellikle faiz oranı ve vade sorgulanır.
Ancak gözden kaçan önemli bir unsur vardır: Efektif faiz oranı.
Efektif faiz, kredinin tüm masraflar dahil gerçek maliyetini gösterir.
Örneğin:
100.000 TL kredi çekildiğinde, 10.000 TL masraf ve sigorta kesilirse, fiilen 90.000 TL kullanılmış olur. Bu durumda görünen faiz oranı %54 olsa da gerçek maliyet %60’a çıkar.
Bu fark, çoğu tüketici tarafından fark edilmez.
Ayrıca “enflasyon nedeniyle taksitler zamanla hafifler” düşüncesi her zaman doğru değildir. Gelirler enflasyon kadar artmadığı için geri ödeme zorlaşabilir.

Borç kapatmak mı yoksa yatırım yapmak mı öncelikli olmalı?
Hüseyin Ölmez: Eğer imkân varsa öncelikle borç kapatılmalıdır.
Faizle sürekli artan bir borç varken yatırım yapmak rasyonel değildir.
Son dönemde kredi çekip altına yatırım yapan birçok kişi hem yatırımda hem de faiz maliyetinde zarar etmiştir.
Bu nedenle öncelik borçların kapatılması olmalıdır.

“Borçla borç kapatma” döngüsünden nasıl çıkılır?
Hüseyin Ölmez: Geçmişte bu durum büyük bir risk olarak görülürdü ve bankacılar tarafından hoş karşılanmazdı. Günümüzde ise yaygın hale gelmiştir.
Bu sistem sürdürülebilir değildir. Özellikle “zombi şirketler” bu yöntemle ayakta kalmaya çalışmış, krediye ulaşamayınca batmıştır.
Bu döngüden çıkış için:
Kaynakların doğru kullanılması,
Tasarrufun artırılması,
Üretime yönelik kredi sistemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir.
Milli bir banka/kredi yapılanması bu noktada önemlidir.

Borç yönetimini doğru yapmak için pratik öneriler nelerdir?
Hüseyin Ölmez: Borç yönetimi, kişisel finansal analizle başlar. Tüketici şu sorulara dürüstçe cevap vermelidir:
Ne kadar kazanıyorum?
Ne kadar harcamalıyım?
Ne kadar borç ödeyebilirim?
Bankalar genellikle gelirin %40’ına kadar taksitlendirme yapar. Ancak bu oranın sürdürülebilir olup olmadığına tüketici karar vermelidir.
Öneriler:
Kendinize karşı dürüst olun,
Faizli borçla borç kapatmaktan kaçının,
Krediyi son çare olarak görün,
Tüketimi ihtiyaç için yapın, statü için değil.

Türkiye’de insanların finansal olarak en büyük hatası sizce ne?
Hüseyin Ölmez: En büyük hata, hesapsız tüketimdir.
Toplumun önemli bir kesimi, tüketimi sosyal statü haline getirmiş ve gelirini doğru yönetmek yerine harcamaya yönelmiştir. Hatta gelecekteki gelirlerini bile borçlanarak tüketmiştir.
Finansal okuryazarlık eksikliği nedeniyle:
Faiz yükü artmış,
Yeni borçlar eski borçları kapatmak için kullanılmaya başlanmıştır.
Bugün kredi kartı ve kredi borçları toplumsal bir sorun haline gelmiştir.
Bu durumdan çıkmak için:
Tüketiciler kendi finansal analizlerini dürüstçe yapmalı,
Borçlanma kararlarını buna göre vermelidir.
Ayrıca günü kurtaran çözümler yerine, üretimi destekleyen güçlü bir finansal sistem kurulması gerekmektedir.