Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Küresel emtia piyasalarında gözler yeniden bakıra çevrildi. Özellikle dünyanın en büyük bakır üreticisi olan Şili’den gelen zayıf üretim verileri, arz tarafındaki sıkışıklık endişelerini artırırken fiyatlarda da yukarı yönlü hareketi destekledi.
Asya piyasalarında haftanın ilk işlem gününde bakır fiyatları yükseliş kaydetti. Piyasalarda oluşan genel beklenti ise arzın önümüzdeki dönemde daha da daralabileceği yönünde.
Şili’de nisan ayında bakır üretiminin son 23 yılın en düşük seviyesine gerilemesi, küresel arz dengelerine ilişkin soru işaretlerini artırdı. Uzmanlara göre üretimdeki bu sert düşüş, önümüzdeki aylarda fiyatlar üzerinde daha güçlü bir baskı oluşturabilir.
ANZ Research tarafından yayımlanan değerlendirmede, Şili'nin devlet madencilik şirketi Codelco’nun yeni yönetim kurulu başkanının üretim artışından çok kârlılığa odaklanacağı yönünde mesajlar verdiğine dikkat çekildi.
Analistler ayrıca Basra Körfezi’nde yaşanan tedarik sorunlarının da bakır arzı açısından önemli bir risk oluşturduğunu belirtiyor. Değerlendirmelere göre küresel bakır arzının yaklaşık yüzde 20’lik bölümü bu gelişmelerden etkilenebilir. Bu tablo, Londra Metal Borsası’nda (LME) işlem gören üç ay vadeli gösterge bakır kontratlarına da yansıdı. Kontrat fiyatı yüzde 0,5 yükselerek ton başına 13 bin 706 dolara çıktı.
Bakır piyasasındaki sıkışıklık beklentileri yalnızca fiyatlara değil, büyük yatırım bankalarının projeksiyonlarına da yansıyor. Goldman Sachs, ABD dışındaki piyasalarda arz sıkıntısının beklenenden daha belirgin hissedileceğini öngörerek bakır fiyat tahminlerini yukarı yönlü güncelledi.
Banka, 2026 yıl sonu için ton başına bakır fiyatı beklentisini 12 bin 465 dolardan 13 bin 735 dolara yükseltti. 2027 yılı ortalama fiyat tahmini ise 12 bin 150 dolardan 13 bin 800 dolara çıkarıldı.
Goldman Sachs’ın yeni projeksiyonları, önümüzdeki yıllarda bakır piyasasında daha belirgin arz açıklarının oluşabileceğine işaret ediyor.
Buna göre ABD dışındaki piyasalarda 2026 yılında yaklaşık 640 bin tonluk, 2027 yılında ise 170 bin tonluk arz açığı oluşması bekleniyor. Bu rakamlar, bankanın önceki tahminlerinin oldukça üzerinde.
Uzmanlar, görünümdeki bu değişimin temel nedeninin küresel madencilik üretimindeki sınırlı büyüme olduğunu vurguluyor. Bunun yanında ABD’nin artan ithalat talebinin dünya genelindeki metal arzının daha büyük bölümünü kendi pazarına çekebileceği, bu durumun da diğer bölgelerdeki arz sıkışıklığını daha da derinleştirebileceği değerlendiriliyor.