Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Dededen kalan ev, arsa veya tarlanın paylaşımı, aileler arasında yıllarca süren hukuki anlaşmazlıklara dönüşebiliyor. Mirasçılardan bazılarının taşınmazın satılarak parasının paylaşılmasını istemesi, diğerlerinin ise aile yadigârı gayrimenkulün korunmasını talep etmesi uyuşmazlıkları beraberinde getiriyor.
Miras paylaşımında yaşanan anlaşmazlıkları yeniden gündeme taşıyan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin kararı, özellikle bir mirasçı satışa karşı çıksa bile taşınmazın satılıp satılamayacağı sorusuna ışık tuttu. Karar, ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davalarında mirasçıların haklarını bir kez daha gündeme getirdi.
Peki kardeşlerden ikisi satış istiyor, biri karşı çıkıyorsa ne olacak? Dededen kalan ev, diğer mirasçıların talebiyle satışa çıkarılabilir mi? Taşınmazda yıllardır oturan mirasçı satışı engelleyebilir mi?
Avukat Gizem Gonce, Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er'e yaptığı değerlendirmede, miras paylaşımında en çok merak edilen soruları cevapladı ve mirasçıların dikkat etmesi gereken hukuki ayrıntıları tek tek anlattı.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 14 Mayıs 2026 tarihli, 2026/2038 Esas ve 2026/2733 Karar sayılı dosyasında, 13 ayrı taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine ilişkin uyuşmazlık incelendi.
Davalı mirasçıların bir kısmı satışa karşı çıkarak taşınmazların aynen taksim edilmesini, yani bölünerek paylaşılmasını talep etti. Ancak yargılama sonucunda verilen satış yoluyla ortaklığın giderilmesi kararı Yargıtay incelemesinden geçerek onandı.
Karar, mirasçılardan birinin satış istememesinin tek başına taşınmazın satışını engellemediğini ortaya koydu. Ancak bu durum, her miras uyuşmazlığında doğrudan satış kararı verileceği anlamına gelmiyor.

Karar hakkında değerlendirme yapan Av. Gonce, şu sözleri kullandı:
"Bu karar, mirasçılardan birinin satışa karşı çıkmasının tek başına satışa engel olmadığını gösteriyor. Ancak her taşınmaz için aynen taksim olanağının ayrıca araştırılması gerekiyor. Her miras uyuşmazlığında doğrudan satış kararı verileceği düşünülmemelidir." dedi.

Mirasçılardan birinin satışa karşı çıkmasının ortaklığın giderilmesi davasını engellemeyeceğini belirten Av. Gizem Gonce, Türk Medeni Kanunu'nun 642. maddesine dikkat çekti:
"Türk Medeni Kanunu'nun 642. maddesi uyarınca her mirasçı, mirasın paylaşılmasını isteyebilir. Mirasçılardan birinin taşınmazın satılmasını istememesi, diğer mirasçıların ortaklığın sona erdirilmesini talep etme hakkını ortadan kaldırmaz.
Mahkeme öncelikle taşınmazın aynen taksim edilip edilemeyeceğini araştırır. Taşınmazın bölünmesi mümkün değilse veya bölünme önemli ölçüde değer kaybına neden olacaksa satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilebilir."

Miras kalan evin veya arsanın bir mirasçı tarafından diğerlerinin izni olmadan satılıp satılamayacağı da en çok merak edilen konular arasında yer alıyor.
Av. Gonce, bu noktada elbirliği mülkiyeti ile paylı mülkiyet arasındaki farkın bilinmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Burada elbirliği mülkiyeti ile paylı mülkiyet arasındaki farkı bilmek gerekiyor. Miras henüz paylaşılmamış ve taşınmaz elbirliği mülkiyetine tabi ise mirasçılardan biri diğerlerinin katılımı olmadan taşınmazın tamamını devredemez. Ancak mirasçının kendi miras payını devretmesi farklı bir hukuki işlemdir. Türk Medeni Kanunu'nun 677. maddesi kapsamında miras payının devri mümkündür. Bu işlem, belirli bir evin veya arsanın tamamının tek başına satılması anlamına gelmez."

Miras kalan evde yıllardır yaşayan kardeşin diğer mirasçıların paylaşım hakkını ortadan kaldırmadığını belirten Av. Gizem Gonce, taşınmazı tek başına kullanmanın mülkiyet hakkı bakımından otomatik bir üstünlük sağlamadığını söyledi:
"Bir mirasçının taşınmazı tek başına kullanması, diğer mirasçıların mülkiyet hakkını ortadan kaldırmaz. Diğer mirasçılar ortaklığın giderilmesini isteyebilir. Somut olayın koşullarına göre ecrimisil, yani haksız işgal tazminatı talebi de gündeme gelebilir. Ancak bunun için hukuken aranan koşulların ayrıca değerlendirilmesi gerekir."

Miras paylaşımında merak edilen bir diğer konu ise torunların miras hakkı. Dededen önce vefat eden çocuğun yerine torunların mirasçı olabildiğini belirten Av. Gonce, yasal mirasçılıkta zümre sisteminin önemine dikkat çekti.
"Dededen önce vefat eden bir çocuğun altsoyu, o çocuğun yerine geçerek mirasçı olabilir. Örneğin dedenin üç çocuğundan biri kendisinden önce vefat etmişse, o çocuğun çocukları kendi anne veya babalarının miras payını birlikte temsil eder. Bu nedenle miras paylaşımında yalnızca hayatta olan çocukların sayısına bakılmaz. Veraset ilamı ve yasal mirasçılık oranları esas alınır."

Mirasçılar arasında taşınmazın paylaşılması konusunda uzlaşma sağlanamaması halinde izlenecek hukuki yol da önem taşıyor. Ortaklığın giderilmesi davası açmadan önce arabulucuya başvurulması gerekiyor.
Av. Gizem Gonce, 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk uygulandığını hatırlattı.
"1 Eylül 2023 tarihinden itibaren ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk uygulanıyor. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/B maddesi gereğince öncelikle arabulucuya başvurulması gerekiyor. Anlaşma sağlanamazsa ortaklığın giderilmesi davası açılabiliyor.

Miras kalan ev, arsa ve tarlaların yalnızca ekonomik bir değer taşımadığını, aile geçmişi ve yılların emeğiyle de bağlantılı olduğunu belirten Av. Gonce, mirasçıların hukuki haklarını korumak için süreci dikkatle yürütmesi gerektiğini belirterek şu uyarılarda bulundu:
"Dededen kalan ev, arsa veya tarla çoğu zaman yalnızca ekonomik bir değer değil, aynı zamanda aile geçmişinin ve yılların emeğinin karşılığıdır. Ancak mirasçıların anlaşamaması, taşınmazın süresiz olarak ortak kalması gerektiği anlamına gelmez. Mirasçılar hem paylaşım hem de mülkiyet haklarını hukuki yollarla koruyabilir. Bu süreçte tapu kayıtlarının, mirasçılık belgesinin, taşınmazın değerinin ve aynen taksim olanağının doğru değerlendirilmesi son derece önemlidir. Vatandaşlarımızın özellikle taşınmazın gerçek değerinin tespit edilmesine ve satış sürecindeki haklarına dikkat etmesini öneriyorum. Çünkü miras paylaşımında yapılacak bir hukuki hata, telafisi güç ekonomik kayıplara yol açabilir."