Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Düğün takıları kime ait? Boşanırken altınlar sadece kadına mı kalıyor? Kredi ödemesi devam eden konutlarda pay sahipliği nasıl değişiyor? Yargıtay’ın en güncel kararları ışığında, boşanma sürecinin bilinmeyenlerini anlatan Avukat Orhan Bozdere Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a boşanma sürecindeki kişilerin hayatını kurtaracak kritik tavsiyelerde bulundu.

Boşanma sürecinde mal paylaşımı hakkında bilgi verir misiniz?
Avukat Orhan Bozdere: Boşanma sürecinde mal paylaşımı, çoğu zaman tarafların en çok tereddüt yaşadığı konuların başında gelmektedir. Türk Medeni Kanunu’na göre, eşler arasında aksi kararlaştırılmadıkça edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır ve evlilik birliği içinde çalışmak suretiyle elde edilen malvarlığı değerleri kural olarak paylaşıma konu edilmektedir. Ancak miras yoluyla gelen mallar, kişisel kullanım eşyaları ya da evlilik öncesinde sahip olunan malvarlığı unsurları çoğu durumda kişisel mal sayılır ve doğrudan paylaşıma girmez. Bu nedenle her malın ne zaman, hangi kaynakla ve hangi hukuki statüyle edinildiğinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir; aksi halde vatandaşlar “her şey yarı yarıya bölünür” şeklindeki yanlış ve eksik kanaat nedeniyle ciddi hak kayıpları yaşayabilmektedir.

Boşanma davası bittikten sonra mal paylaşımı davası açmak için bir süre sınırı var mı?
Avukat Orhan Bozdere: Boşanma davasının sonuçlanmasından sonra mal paylaşımı davası açmak için kanunda belirli bir süre sınırı öngörülmüştür. Türk Medeni Kanunu’na göre, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalar, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu sürenin geçirilmesi halinde karşı tarafın itirazı üzerine dava reddedilebileceğinden ciddi hak kayıpları doğabilir. Bu nedenle boşanma kararının kesinleşme tarihinin dikkatle takip edilmesi ve hakların zamanında ileri sürülmesi büyük önem taşımaktadır. Aynı zamanda eşler, boşanma davası ile birlikte de mal paylaşım davası açabilmekte olup, uygulamada genel olarak bu davalar birlikte açılmaktadır.

Yargıtay’ın düğün takıları (altınlar) konusundaki güncel görüşü nedir? Takılar kime aittir?
Avukat Orhan Bozdere: Yargıtay’ın güncel yaklaşımı, düğün takıları konusunda artık tek cümlelik “hepsi kadına aittir” formülünden uzaklaşmış ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2024 tarihli kararından sonra uygulamada daha dengeli bir düzenlemeye gidilmiştir.
Buna göre, bilezik, kolye, küpe, set gibi kadına özgü ziynetler kural olarak kadına, erkek saati, erkek aksesuarı gibi erkeğe özgü takılar erkeğe ait kabul edilmektedir; çeyrek altın, yarım altın, tam altın, para, döviz gibi cinsiyete özgü olmayan ve yatırım niteliği ağır basan takılar ise kime verilmiş (kime takılmışsa) ona ait kabul edilmiştir. Uygulamada en kritik nokta şudur: “takı sandığına konulan”, topluca teslim edilen veya kimin hesabına verildiği net olmayan altınlar bakımından artık mahkeme, “kim taktı?” sorusundan çok “kime bağışlanmak istendi, kimde kaldı, nasıl kullanıldı, tarafların yaşadığı yerdeki gelenek neydi?” sorularına odaklanmaktadır. Bu nedenle düğün videosu, fotoğraflar, takı listesi, tanık anlatımları, banka bozdurma kayıtları ve kuyumcu işlemleri gibi deliller çok daha önemli hale gelmiştir. Kısacası bugün için en doğru ifade şudur: Takılar artık tamamen kadına ait değil; kime takılmışsa ona aittir.
| Konu | Yargıtay'ın Güncel Görüşü | Açıklama ve Uygulama |
|---|---|---|
| Düğün Takıları (Altınlar) | Tek cümlelik "hepsi kadına aittir" formülünden uzaklaşıldı. | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 04.04.2024 tarihli kararıyla uygulamada daha dengeli bir düzenlemeye gidilmiştir. |
| Kadına Özgü Zinetler (Bilezik, Kolye, Küpe, Set vb.) | Kural olarak kadına aittir. | Bu takılar, kadına özgü olmaları nedeniyle doğrudan kadına tahsis edilmiştir. |
| Erkeğe Özgü Takılar (Erkek Saati, Erkek Aksesuarı vb.) | Erkeğe aittir. | Bu takılar, erkeğe özgü olmaları nedeniyle doğrudan erkeğe tahsis edilmiştir. |
| Cinsiyete Özgü Olmayan ve Yatırım Nitelikli Takılar (Çeyrek Altın, Yarım Altın, Tam Altın, Para, Döviz vb.) | Kime verilmiş (kime takılmışsa) ona aittir. | Bu tür takıların sahipliği, kimin adına kaydedildiği veya kim tarafından kullanıldığına göre belirlenir. |
| Takı Sandığına Konulan, Topluca Teslim Edilen veya Kimin Hesabına Verildiği Net Olmayan Altınlar | Mahkeme, "kim taktı?" sorusundan çok diğer faktörlere odaklanmaktadır. | Mahkemeler bu durumlarda; "kime bağışlanmak istendi, kimde kaldı, nasıl kullanıldı, tarafların yaşadığı yerdeki gelenek neydi?" gibi sorulara odaklanarak karar vermektedir. |
| Delillerin Önemi | Artık çok daha önemli hale gelmiştir. | Düğün videosu, fotoğraflar, takı listesi, tanık anlatımları, banka bozdurma kayıtları ve kuyumcu işlemleri gibi deliller, sahipliği belirlemede kritik rol oynamaktadır. |
| Genel Sonuç | Takılar artık tamamen kadına ait değil; kime takılmışsa ona aittir. | Güncel yaklaşım, takıların verildiği kişiye göre sahipliği belirlemektedir. |

Evlilik birliği içinde alınan ancak ödemesi devam eden bir evin paylaşımı nasıl yapılır?
Avukat Orhan Bozdere: Evlilik birliği içinde satın alınan ancak kredi ya da taksit ödemeleri boşanma sürecinde hâlen devam eden bir taşınmaz bakımından, mahkeme yalnızca tapudaki kayda değil, evin hangi dönemde ve hangi kaynakla finanse edildiğine bakar. Genel kural olarak, evlilik içinde ödenen kredi taksitleri edinilmiş mal kapsamında değerlendirilir ve bu bölüm tasfiyede paylaşıma konu olur; buna karşılık evlilik öncesinde ödenen peşinat, kişisel maldan yapılan katkılar ya da miras gibi kişisel kaynaklarla karşılanan kısımlar ayrıca dikkate alınır. Yani uygulamada “ev kimin üstüne kayıtlıysa onundur” yaklaşımı doğru değildir; önemli olan, taşınmazın edinilmesine ve kredi ödemelerine tarafların hangi ölçüde katkı sağladığının somut delillerle ortaya konulmasıdır.

Tipik bir mal paylaşımı davası ortalama ne kadar sürer?
Avukat Orhan Bozdere: Mal paylaşımı davalarının süresi, dosyanın kapsamına, malvarlığının niteliğine, delil durumuna ve bilirkişi incelemelerine göre değişmekle birlikte, uygulamada bu davalar ne yazık ki kısa sürede sonuçlanan davalar değildir. Özellikle taşınmazlar, banka hareketleri, şirket ortaklıkları, ziynet alacakları ya da gizlendiği iddia edilen malvarlığı unsurları söz konusuysa süreç daha da uzayabilmektedir. Bu nedenle tipik bir mal paylaşımı davası, ilk derece yargılaması bakımından çoğu zaman 2 ile 3 yıl, istinaf ve temyiz süreçleriyle birlikte ise 5 ile 10 yıla yayılabilmektedir. Bu noktada en önemli unsur, davanın başında delillerin eksiksiz ve doğru şekilde sunulmasıdır; çünkü iyi hazırlanmamış bir dosya, süreci ciddi şekilde uzatabilmektedir.

Henüz boşanma aşamasına gelmemiş ancak evliliğinde sorun yaşayan birine, haklarını koruması adına vereceğiniz en önemli tavsiye ne olurdu?
Avukat Orhan Bozdere: Henüz boşanma aşamasına gelinmemiş olsa bile, evlilik birliğinde ciddi sorunlar yaşanıyorsa en önemli tavsiye, duygusal tepkiyle değil hukuki bilinçle hareket edilmesi olur. Çünkü birçok kişi, süreç resmen başlamadan önce yaptığı kontrolsüz işlemler nedeniyle sonradan ciddi hak kayıpları yaşayabilmektedir. Özellikle taşınmazlar, banka hesapları, kredi ödemeleri, ziynet eşyaları, maaş hareketleri ve ortak harcamalara ilişkin kayıtların korunması; varsa mal kaçırma ihtimaline karşı delillerin şimdiden düzenli şekilde saklanması büyük önem taşır. Kısacası boşanma kararı henüz verilmemiş olsa dahi, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda hak kaybı yaşamamak için sürece hazırlıklı, ölçülü ve belgeli şekilde yaklaşmak gerekir.