Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Sosyal Güvenlik Müşaviri İsa Karakaş, TGRT Haber canlı yayınında Meclis gündemindeki torba kanun teklifinden ocak ayı maaş artış beklentilerine, hizmet borçlanması eşitsizliklerinden emekli promosyonlarına kadar birçok kritik konuda önemli açıklamalarda bulundu. Emekli vatandaşların merakla beklediği banka promosyonları hakkında da çarpıcı açıklamalarda bulunan Karakş'ın açıklamalarından satırbaşları...
"Mecliste ortak bir hassasiyet oluşmaya başladığını görüyoruz. Şu anda gündemde dokuz maddelik yeni bir torba kanun bulunuyor. Teklifte, şehit ve vazife malulü anne ve babalarına ödenen aylıkların net asgari ücret seviyesine yükseltilmesi, bakıma muhtaç gazilere verilen iki asgari ücret tutarındaki ödemenin iki buçuk asgari ücrete çıkarılması ve terörle mücadele kapsamında malul olanlar ile gazilere yönelik derece düzenlemeleri yer alıyor.

Buradan 3.600 ek gösterge bekleyen yaklaşık 500 bin memur ve emekliye de seslenmek istiyorum. Üç yıldır beklenen bu düzenleme için hazırlıkların büyük ölçüde tamamlandığını düşünüyorum. Artık mesele zamanlama. Bu nedenle önümüzdeki yıl içerisinde 3.600 ek göstergenin hayata geçirilmesini bekliyoruz.
Öte yandan yükseköğrenim mezunu olmadığı için birinci dereceye yükselemeyen memurların da haklı beklentileri bulunuyor. Seçim sürecinde bu düzenlemenin kapsamının genişletilmesi yönünde bir beklenti olduğunu da ifade etmek gerekir.
Şehit yakınları ve vazife malullerine yönelik bu dokuz maddelik teklif son derece olumlu. Önümüzdeki günlerde kapsamının daha da genişletilmesi ihtimali bulunuyor.
Emeklilikte kademe konusu ise hak arayan gruplar arasında en büyük başlıklardan biri olmaya devam ediyor. Biz de bu süreci hem Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı hem de Meclis nezdinde yakından takip ediyoruz. Bugün itibarıyla kademe konusunda somut bir gelişme bulunmuyor.

Yılın ikinci altı ayına başladık. Temmuz ayı enflasyon rakamları beklentilerin altında geldi. Artık maaş artışlarını konuşmaya başladık. Ocak ayı için öngörünüz nedir?
İsa Karakaş: Orta Vadeli Program açıklandığında 2025 yılı enflasyon beklentisi yüzde 15,2, 2026 yılı beklentisi ise yüzde 8,5 olarak açıklanmıştı. Ancak yalnızca beklenen enflasyona göre hareket edildiğinde bunun bedelini asgari ücretli, emekli ve tüm sabit gelirli kesim ödüyor.
2023 yılından bu yana uygulanan enflasyonla mücadele programı, özellikle emekliler, asgari ücretliler ve sabit gelirli vatandaşlar üzerinde ciddi bir yük oluşturdu. Türk-İş'in son verilerine göre açlık sınırı 37 bin liraya yaklaşırken asgari ücret 28 bin lira seviyesinde kaldı. En düşük emekli aylığı ise 23 bin 552 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırı ise 120 bin lirayı aşmış durumda. Bu tablo, hayat pahalılığının vatandaş üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor.
Temmuz ayında enflasyon beklentilerin altında gerçekleşti. Ancak Merkez Bankası'nın yıl sonu için öngördüğü yüzde 26'lık enflasyon tahmininin gerçekleşmesinin zor olduğunu düşünüyorum. Piyasalarda yüzde 30 civarında bir beklenti oluşmuş durumda. Zaten yıllık enflasyon da yüzde 31,75 seviyesinde bulunuyor.
Bu çerçevede Ocak ayında SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yapılacak artışın en düşük yüzde 7, en yüksek yüzde 11 seviyesinde olacağını öngörüyorum.

Memur ve memur emeklilerinin durumu ise daha sıkıntılı. Daha önce de ifade ettiğim gibi mevcut toplu sözleşme sistemi nedeniyle memurlar enflasyon karşısında ezilmeye devam ediyor. Temmuz ayında bunun sonuçlarını gördük, Ocak ayında da benzer bir tabloyla karşılaşabiliriz.
Mevcut toplu sözleşmeye göre yüzde 5 zam öngörülüyor. Enflasyon yüzde 7'nin üzerine çıkarsa memurlar enflasyon farkı alabilecek. Ancak bu seviyenin altında kalınması halinde artış yüzde 5 ile sınırlı olacak.
Bu nedenle memur ve memur emeklileri için Ocak ayında en düşük yüzde 5, en yüksek ise yüzde 8,5 civarında bir artış bekliyorum.
Ancak artık seçim sürecine yaklaşıyoruz. Bu nedenle hükümetin, emekliler, memurlar ve asgari ücretlilerin alım gücünü artıracak yeni adımlar atması gerektiğini düşünüyorum.

Beklentimiz, 2027 Ocak ayından itibaren yasal zam oranlarına ilave olarak refah payı verilmesidir. Çünkü vatandaşın yaşadığı hayat pahalılığı artık yalnızca enflasyon farkıyla telafi edilebilecek seviyenin üzerine çıkmış durumda.
3.600 ek gösterge düzenlemesi seçim vaatleri arasında yer aldı ve seçim öncesinde hayata geçirildi. Aynı şekilde EYT konusunda da uzun süre "olmaz" denildi ancak seçim öncesinde düzenleme yapıldı.
Toplu sözleşme dönemleri de bunun en önemli örneklerinden biridir. 2023 seçimlerinden hemen önce kamu işçilerinin toplu sözleşmesi imzalandı ve taleplerin büyük bölümü karşılandı. Memurların toplu sözleşmesi ise seçim sonrasına kaldığı için beklentilerin oldukça altında sonuçlandı.
Bugün de memurların en büyük sorunu, gerçekleşen enflasyon yerine düşük enflasyon beklentileri üzerinden zam yapılmasıdır. Nitekim öngörülen oranlarla gerçekleşen enflasyon arasında ciddi fark oluştuğunu görüyoruz.
| Konu | Değerlendirme | Tahmin/Öngörü | |
|---|---|---|---|
| Genel Enflasyon | Temmuz enflasyon rakamları beklentilerin altında geldi. | Merkez Bankası yıl sonu için %26 öngörüyor, piyasalarda %30 civarında beklenti var. Yıllık enflasyon %31,75 seviyesinde. | |
| Orta Vadeli Program'da 2025 yılı için %15,2, 2026 yılı için %8,5 beklentisi açıklandı. | Bu beklentilerin sadece enflasyona göre hareket edilmesi sabit gelirli kesim üzerinde yük oluşturuyor. | ||
| Maaş Artışları | SSK ve Bağ-Kur emeklileri | Ocak ayında en düşük %7, en yüksek %11 seviyesinde artış öngörülüyor. | |
| Memur ve memur emeklileri | Mevcut toplu sözleşmeye göre %5 zam öngörülüyor. Enflasyon %7'nin üzerine çıkarsa enflasyon farkı alınabilecek, aksi halde %5 ile sınırlı kalacak. Ocak ayında en düşük %5, en yüksek %8,5 civarında artış bekleniyor. | ||
| Asgari Ücret | Mevcut durumda asgari ücret 28 bin lira seviyesinde. | Seçim sürecine yaklaşıldığı için alım gücünü artıracak yeni adımlar atılması bekleniyor. | |
| Hayat Pahalılığı ve Sosyal Durum | Açlık Sınırı | 37 bin liraya yaklaşıyor. | |
| Yoksulluk Sınırı | 120 bin lirayı aşmış durumda. | ||
| En Düşük Emekli Aylığı | 23 bin 552 liraya yükseldi. | ||
| Gelecek Beklentileri | Refah Payı | 2027 Ocak ayından itibaren yasal zam oranlarına ilave olarak refah payı verilmesi bekleniyor. | Vatandaşın yaşadığı hayat pahalılığının enflasyon farkıyla telafi edilemeyecek seviyeye ulaştığı düşünülüyor. |
| Seçim Öncesi Vaatler ve Uygulamalar | 3.600 Ek Gösterge | Seçim vaatleri arasında yer aldı ve seçim öncesinde hayata geçirildi. | |
| EYT | Uzun süre "olmaz" denildi ancak seçim öncesinde düzenleme yapıldı. | ||
| Toplu Sözleşme Dönemleri | Kamu İşçileri | 2023 seçimlerinden hemen önce toplu sözleşme imzalandı ve taleplerin büyük bölümü karşılandı. | |
| Memurlar | Seçim sonrasına kaldığı için beklentilerin altında sonuçlandı. | Gerçekleşen enflasyon yerine düşük enflasyon beklentileri üzerinden zam yapılması en büyük sorun olarak görülüyor. |
3600 ek gösterge ve emekli maaşlarını konuştuk. Bir de doğum borçlanması, kamu görevlilerinin hizmet borçlanması ve bu alanlardaki eşitsizliklerle ilgili beklentiler var. Bu başlıklarda bir gelişme var mı?
İsa Karakaş: Çok önemli bir konuya değindiniz. Az önce sözünü ettiğimiz şehit ve gazilere yönelik torba kanun teklifi kapsamında, askerlerimiz, polislerimiz ve diğer kamu görevlilerinin hizmet borçlanması konusunda da yıllardır devam eden bir adaletsizlik bulunuyor.
Bu düzenlemenin bütçeye ilave bir yük getirmeyeceğini düşünüyorum. SSK ve Bağ-Kur sigortalılarında olduğu gibi, asker ve polislerimizin de geçmiş hizmetlerini borçlanabilmelerinin önü açılmalı. Bu son derece basit bir yasal düzenlemeyle çözülebilecek bir konu.
Buradan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na da çağrıda bulunmak istiyorum. Meclis'te şehit ve gazilere ilişkin yeni bir torba kanun görüşülürken, yıllardır dile getirilen bu mağduriyet de giderilmeli.
Asker ve polislerimizin sendika hakkı bulunmadığı için taleplerini güçlü şekilde dile getirmeleri de mümkün olmuyor. Bu nedenle bu konuyu gündemde tutmayı görev olarak görüyorum.
Bir diğer önemli başlık ise ev kadınları ve doğum borçlanması. Yaklaşık 10 milyon ev kadını, seçim döneminde verilen prim desteği ve yıpranma hakkına ilişkin vaatlerin ne zaman hayata geçirileceğini soruyor. Bu beklentinin artık karşılanması gerekiyor.
Doğum borçlanmasında yıllardır çözülemeyen önemli sorunlar var. Askerlik borçlanmasında aranmayan bazı şartların doğum borçlanmasında aranması, kadınlar açısından haklı eleştirilere neden oluyor.
Bu konuyu 2008 yılından bu yana dile getiriyorum. Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen çözüm üretilemedi. Değişen bakanlara rağmen sorun hâlâ devam ediyor. Artık annelerimizin ve kadınlarımızın bu beklentisinin karşılanması gerektiğine inanıyorum.

Emekli maaş promosyonları. Bankalar uzun süredir yeni bir adım atmıyor. Bu konuda değerlendirmeniz nedir?
İsa Karakaş: Evet, promosyonlar uzun süredir aynı seviyede kaldı. Oysa bankaların kârlılıkları ortada. Burada artık hakkaniyetli bir sistem kurulması gerekiyor.
Ben uzun zamandır "maaş kadar promosyon" modelini savunuyorum. Bu, vatandaşın hakkını teslim edecek en adil yöntemdir. Devletin bu konuda ilave bir maliyet üstlenmesi de gerekmiyor. Sadece mevcut protokolün güncellenmesi yeterli olacaktır. Biz bu konuyu sürekli gündeme getirdikten sonra bazı özel bankalar promosyon tutarlarını artırmaya başladı. Bugün 35 bin liraya varan, hatta daha yüksek promosyon teklifleri görmeye başladık. Bu rekabetin oluşması sevindirici.
Ancak kamu bankalarının da bu sürece katılması gerekiyor. Rekabet oluşmadığı sürece emekliler daha yüksek promosyon alamaz. Hayat pahalılığı her geçen gün artıyor. Vatandaşın alım gücü düşüyor. Böyle bir dönemde promosyon sisteminin de adaletli hale getirilmesi şart.
Benim önerim çok açık: Kimin maaşı ne kadarsa, alacağı promosyonun taban tutarı da en az o kadar olmalıdır. Bunun üzerine bankalar isterlerse rekabet ederek daha yüksek teklifler verebilir. Örneğin 50 bin lira maaş alan bir emeklinin promosyonu 50 bin liranın altında olmamalıdır. 23 bin 500 lira maaş alanın promosyonu da en az 23 bin 500 lira olmalıdır. Bu hem adil hem de uygulanması son derece kolay bir sistemdir. Biz de bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz."