Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Borsa fon krizi, gündemde yer tutmaya devam ediyor. Türkiye’de yatırım fonlarında yaşanan kriz sonrası gözler tasfiye sürecine ve yatırımcıların alacaklarına çevrildi. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) aldığı kararlarla sorun yaşayan portföy yönetim şirketlerine bağlı 131 fon tasfiye kapsamına alınırken, süreçten etkilenen 455 binden fazla yatırımcı için ara ödeme dönemi başladı.
Fon krizinin finansal sistemin geneline yayılıp yayılmayacağı tartışılırken, Ekonomist Necmettin Batırel, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş’a yaşanan sürecin hızlı alınan önlemler sayesinde sistemik bir risk oluşturmadığını söyledi.

Fon krizinin finansal sistem üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sistemik bir risk oluştu mu?
Ekonomist Necmettin Batırel: Eylül ayında yaşanan fon skandalı, finansal sistemin geneline yayılarak bir sistemik risk (bulaşıcılık etkisi) meydana getirmedi. Zira kriz yapısal değil, likidite kaynaklı. Ayrıca ekonomi yönetimi, karantina adımlarını hızlı attı. Bu şoka karşı korunaklı olan sistem zarar görmedi.
Nitekim uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s, fon soruşturması ve tasfiye sürecinin kredi notu üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturmayacağını açıkladı. Kuruluş, fon soruşturması kapsamında ekonomi yönetiminin aldığı düzenleyici önlemleri ve politika tepkisini “hızlı ve ikna edici” olarak nitelendirdi. Sürecin kontrol altına alındığı ve finansal sistemin geneline yayılan olumsuz bir etki meydana getirmediği belirtiliyor.

Döviz kuru, dolarizasyon ve bankacılık sektörünün likiditesi gibi kredi notu değerlendirmelerinde kritik öneme sahip alanlarda fon krizi kaynaklı belirgin ya da olumsuz bir tepki görülmediği ifade ediliyor. Nitekim döviz kurlarında oynaklık yok. Türkiye’nin 5 yıllık risk primi 246 düzeyinde.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings ise ekonomi yönetimi ve Sermaye Piyasası Kurulunun krizin derinleşmesini beklemeden çok hızlı aksiyon aldığını vurgulayarak, “Sorun yaşayan portföy yönetim şirketleri ve bunlara bağlı fonlar izole edilerek karantina altına alındı. Böylece riskli varlıkların ve panik dalgasının sistemin diğer sağlıklı işleyen kısımlarına sirayet etmesi (bulaşıcılık etkisi) doğrudan engellendi.” diyor.
Fitch’e göre, kriz kapsamındaki 131 fonun tasfiyesinin 6 aya yayılması, piyasada ani bir panik satış dalgası (fire-sale) yaşanmasını engelledi. Eğer tüm fonlar aynı anda nakde dönmeye zorlansaydı, borsada ve tahvil piyasasında yıkıcı bir çöküş yaşanırdı. Sürecin zamana yayılması, hisse senedi piyasası üzerindeki satış baskısını hafifletti.
Borsadaki fon tasfiyelerinden ve satışlardan çıkan yerli sermaye, dövize hücum etmek yerine yüksek faizli TL mevduat hesaplarına yöneldi. Bu sayede kur şoku yaşanmadı, dolarizasyon tetiklenmedi.

Kaç fon tasfiye kapsamına alındı ve bu kararın sistem açısından önemi ne oldu?
Ekonomist Necmettin Batırel: SPK, manipülatif ve likidite sorunu yaşayan 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonu hızla tasfiye kapsamına alarak krizin sistemin geri kalanına (kalan yaklaşık 1.900 fona) bulaşmasını engelledi.
Özetle; kriz, Türk ekonomisini rayından çıkaracak makro bir yıkım getirmeyecek. Şu anda en büyük problem, sarsılan güven ortamının yeniden tesis edilmesi. Krizden etkilenen 455 binden fazla yatırımcının haklarını korumak adına, tasfiye edilen fonlardaki nakit aktarım süreçleri adil ve hızlı bir takvime bağlanıyor. Ara ödemelerle yatırımcı nakde ulaşıyor.
SPK, Borsa İstanbul, Takasbank ve MKK arasındaki veri paylaşımı “gerçek zamanlı” hale getirilerek riskli pozisyon yoğunlaşmaları erkenden saptanıyor. Sorunun kurallardan ziyade gözetim eksikliğinden kaynaklandığı ortada.

Fon yönetiminde bundan sonra nasıl bir denetim mekanizması uygulanacak?
Ekonomist Necmettin Batırel: Fon hareketleri, anlık işlemler ve olağan dışı fiyat hareketleri yapay zekâ algoritmalarıyla 7/24 izlenecek. Manuel incelemeler yerine, riskli işlemleri anında tespit eden erken uyarı sistemleri kuruluyor.
Fon yöneticilerinin tüm işlemleri, aracı kurumlar ve saklama kuruluşları ile entegre bir veri tabanında anlık olarak konsolide edilecek. Fon yönetim şirketi ile nakit ve menkul kıymetleri tutan kuruluşların (saklama bankaları) rolleri tamamen ayrılıyor.
Fon yöneticisinin paraya doğrudan dokunamadığı, her işlemin bağımsız bir saklama kuruluşu tarafından onaylandığı çift katmanlı kontrol sistemi eksiksiz işletilecek.
Dönemsel (yıllık/altı aylık) denetimler yerine, habersiz ve sürekli denetim modellerine geçiliyor. Fonların varlık dağılımları, ilişkili taraf işlemleri ve mali tabloları, yatırımcılar tarafından kolayca anlaşılabilir ve doğrulanabilir şekilde açık bir veri formatında yayınlanacak.