Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Banka hesabınız aslında sadece para trafiği için kullandığınız bir araçken, hayatınızı mahvedip özgürlüğünüzü çalabilir. Sosyal medya ve internet üzerinden "hesabını kullandır, komisyon kazan" vaadiyle yürütülen dolandırıcılık yöntemleri, vatandaşları ciddi hukuki risklerle karşı karşıya bırakıyor.
Peki IBAN ile yapılan her hareket riskli mi? İBAN ile hangi işlemleri yaparsak hukuki yaptırımlarla karşılaşırız? Avukat Sungur Karaduman, hesabını üçüncü kişilerin kullanımına açan kişilerin, neler yaşayabileceğini ya da nasıl bu durumun içinden çıkabileceklerini Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a detaylarıyla anlattı.

IBAN ile ilgili tam olarak ne paylaşırsak ya da ne yaparsak bir suç unsurunun parçası haline gelebiliriz?
Avukat Sungur Karaduman: Toplumda en sık karşılaştığımız yanlış algılardan biri, yalnızca IBAN numarasını paylaşmanın suç olduğu düşüncesidir. Oysa hukuken mesele IBAN değildir; mesele, banka hesabının hangi amaçla, kim tarafından ve hangi iradeyle kullanıldığıdır.
Günlük hayatın olağan akışı içerisinde ticari faaliyetler, kira ödemeleri, mal veya hizmet satışları gibi hukuka uygun işlemler nedeniyle IBAN paylaşılması elbette suç değildir. Hukuki risk, banka hesabınızı, banka kartınızı, internet bankacılığı erişiminizi veya mobil bankacılık bilgilerinizi tanımadığınız ya da güvenilirliğinden emin olmadığınız kişilerin kullanımına bırakmanızla başlar.

Son yıllarda ekonomik suç soruşturmalarında en sık karşılaştığımız yöntemlerden biri, kişilere "Hesabına para gelecek, sen de başka bir hesaba aktaracaksın.", "Bunun karşılığında komisyon alacaksın." ya da "Bu tamamen ticari bir işlem." denilerek banka hesaplarının kullanılmasının istenmesidir. İşte tam bu noktada kişi, farkında olsun ya da olmasın, suçtan elde edilen paranın transfer zincirinin bir halkası hâline gelebilmektedir.
Bugün Cumhuriyet savcılıklarının ve kolluk birimlerinin üzerinde durduğu temel soru şudur: Bu hesap, sahibinin olağan ekonomik faaliyetinin bir parçası mı, yoksa üçüncü kişilerin kullanımına bilinçli şekilde tahsis edilmiş bir araç mı?
Çünkü dolandırıcılık, yasa dışı bahis veya suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması suçlarında, suç örgütleri çoğu zaman kendi hesaplarını kullanmaz; para hareketlerini üçüncü kişilere ait hesaplar üzerinden yürütmeye çalışırlar. Böylece hem paranın kaynağını gizlemeyi hem de izini kaybettirmeyi amaçlarlar.
Bu nedenle vatandaşların şu gerçeği gözden kaçırmaması gerekir: Bir banka hesabı yalnızca para transferi yapılan teknik bir araç değildir; aynı zamanda hukuki sorumluluk doğurabilecek kişisel bir güven unsurudur. Hesabınıza giren paranın kaynağını makul ve hukuken açıklanabilir şekilde ortaya koyamadığınız her işlem, sizi hiç beklemediğiniz bir ceza soruşturmasının tarafı hâline getirebilir.

Birçok kişi, hesabını kullandırdığı kişilerin suç işlediğinden habersiz olduğunu iddia ediyor. Hukukta "iyi niyet" veya "bilmiyordum" savunması var mı?
Avukat Sungur Karaduman: Bu konuda en sık duyduğumuz savunma şudur: "Ben suç işlendiğini bilmiyordum."
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Türk Ceza Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz. Ancak uygulamada tartışılan husus çoğu zaman bu değildir. Asıl mesele, kişinin hesabının hangi amaçla kullanıldığını bilip bilmediği, bunu bilebilecek durumda olup olmadığı ve olayın özellikleri karşısında gerekli dikkat ve özeni gösterip göstermediğidir.
Ceza hukukunda "Ben bilmiyordum." cümlesi tek başına ne kişiyi kurtarır ne de mahkûm eder. Hukuk, yalnızca beyanlara değil; olayın bütününe ve delillere bakar.
Mahkeme; hesabın neden kullandırıldığını, para hareketlerinin niteliğini, kişinin bu işlemler karşılığında menfaat elde edip etmediğini, para transferlerinin olağan hayat akışı içerisinde açıklanabilir olup olmadığını ve tüm delilleri birlikte değerlendirir.
Örneğin hiç tanımadığı bir kişiye banka hesabını kullandıran, bunun karşılığında komisyon alan ve hesabı üzerinden çok sayıda farklı kişiden para giriş çıkışı gerçekleşen bir kişinin, yalnızca "Ben bilmiyordum." demesi çoğu zaman tek başına yeterli olmayacaktır.

Buna karşılık gerçekten dijital dolandırıcılığın mağduru olan, kimlik bilgileri ele geçirilen veya banka hesabı bilgisi dışında kullanılan kişilerin hukuki durumu tamamen farklı değerlendirilir. Ceza hukukunun temel ilkelerinden biri, kişinin ancak kendi kusuru ve kendi fiili ölçüsünde sorumlu tutulabilmesidir.
Dolayısıyla iyi niyet iddiasının hukuki değer kazanabilmesi için, bunun somut olayın koşulları ve delilleriyle de desteklenmesi gerekir. Hukuk, yalnızca söylenene değil; olayın bütününe bakarak karar verir. Banka hesabı bir kez başkasının eline geçtiğinde, o hesap üzerinden gerçekleşen yasa dışı bahis, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması veya dolandırıcılık gibi eylemlerden hesap sahibi nasıl ceza alacaktır?
Bu konuda toplumda iki yaygın yanılgı bulunmaktadır. Birincisi, hesabına suçtan kaynaklanan para gelen herkesin otomatik olarak cezalandırılacağı düşüncesidir. İkincisi ise "Ben parayı kazanmadım, sadece hesabımdan geçti." savunmasının her durumda sorumluluğu ortadan kaldıracağı yönündeki kanaattir. Oysa her iki yaklaşım da hukuken doğru değildir. Ceza hukukunda banka hesabı suç işlemez; hesabı kullanan kişi ve o kişinin iradesi değerlendirilir.
Bir Cumhuriyet savcısı dosyayı incelediğinde yalnızca banka hareketlerine bakmaz. Para transfer zinciri, dijital deliller, iletişim kayıtları, mali analizler, MASAK değerlendirmeleri ve olayın bütünlüğü birlikte incelenir. Asıl cevap aranan soru şudur:

Eğer soruşturma sonunda kişinin hesabını üçüncü kişilere bilinçli şekilde kullandırdığı, suçtan elde edilen gelirlerin transferine aracılık ettiği veya suçun işlenmesini kolaylaştırdığı yönünde yeterli delil elde edilirse; somut olayın özelliklerine göre dolandırıcılık, yasa dışı bahis, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması veya diğer ilgili suç tipleri bakımından cezai sorumluluğu gündeme gelebilir.
Üstelik konu yalnızca hapis cezasıyla sınırlı değildir. Suçun niteliğine göre adli para cezaları, malvarlığına ilişkin koruma tedbirleri ve uzun süren ceza soruşturmalarının doğuracağı ciddi hukuki ve ekonomik sonuçlar da söz konusu olabilir.
Ekonomik suç dosyalarında en büyük hata, banka hesabını sıradan bir ödeme aracı olarak görmektir. Oysa bugün banka hesabı, çoğu zaman suçun işleniş biçimini ortaya koyan en önemli delillerden biridir.

Hesabını kullandıran birinin karşılaşabileceği en ağır hukuki yaptırımlar neler?
Avukat Sungur Karaduman: Hesabını üçüncü kişilerin kullanımına bırakan bir kişinin karşılaşabileceği sonuçlar, yalnızca ifadeye çağrılmaktan ibaret değildir. Somut olayın özelliklerine göre hapis cezası, adli para cezası ve ceza muhakemesi kapsamında çeşitli koruma tedbirleri uygulanması gündeme gelebilir.
Burada belirleyici olan; kişinin hangi suçlara, hangi ölçüde iştirak ettiği, olaydaki rolü, suçtan elde edilen menfaat, mağdur sayısı ve tüm delillerin birlikte ortaya koyduğu tablo olacaktır. Örneğin tek bir mağdura yönelik münferit bir eylem ile çok sayıda mağdurun zarar gördüğü organize bir para transfer ağı aynı hukuki değerlendirmeye tabi tutulmaz. Aynı şekilde zincirleme suç hükümlerinin veya iştirak hükümlerinin uygulanmasını gerektiren durumlarda, kişinin karşılaşacağı hukuki sonuçlar da ağırlaşabilir.
Bunun yanında soruşturma sürecinde banka hesaplarına bloke konulması, malvarlığına yönelik koruma tedbirleri uygulanması, dijital materyallerin incelenmesi ve ticari faaliyetlerin olumsuz etkilenmesi gibi sonuçlar da ortaya çıkabilir. Özellikle tacirler ve şirket yöneticileri bakımından bu süreç, yalnızca ceza hukuku açısından değil; ticari itibar ve güven ilişkisi bakımından da ciddi sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle vatandaşlara en önemli tavsiyem şudur:
Kolay para kazanma vaadiyle banka hesabınızı hiçbir koşulda üçüncü kişilerin kullanımına bırakmayın. Kısa vadeli görünen bir kazanç, yıllarca sürebilecek ceza yargılamalarının ve telafisi güç hukuki sonuçların başlangıcı olabilir.

Bir vatandaş hesabının başkası tarafından kullanıldığını fark ettiği an ne yapabilir?
Avukat Sungur Karaduman: Böyle bir durumda en önemli unsur zamandır. Ceza hukukunda bazen doğru zamanda atılan tek bir adım, soruşturmanın seyrini doğrudan etkileyebilir. Öncelikle ilgili banka derhâl bilgilendirilmeli; hesap güvenliği sağlanmalı, gerekiyorsa hesap kullanımına sınırlama getirilmeli, banka kartları iptal edilmeli ve internet bankacılığı şifreleri değiştirilmelidir.
Bunun ardından gecikmeksizin Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk birimlerine başvurularak olay adli makamlara bildirilmelidir. Ancak özellikle şu hususun altını çizmek isterim: Bankaya başvurmuş veya suç duyurusunda bulunmuş olmak, tek başına kişinin cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde, bu başvurular otomatik olarak kişinin mağdur olduğunu da göstermez. Her olay, kendi delilleri ve kendi somut koşulları içerisinde değerlendirilir.
Bu süreçte telefon kayıtları, mesajlaşmalar, dekontlar, elektronik postalar ve diğer dijital veriler mutlaka korunmalıdır. Bazen tek bir mesaj kaydı veya tek bir dekont, kişinin suçun faili mi yoksa mağduru mu olduğunun ortaya çıkarılmasında belirleyici rol oynayabilir.
Son olarak şunu özellikle vurgulamak isterim:
Bugün banka hesabı yalnızca finansal bir araç değildir; aynı zamanda kişinin hukuki güvenliğinin de bir parçasıdır. Kimliğinizi nasıl tanımadığınız bir kişiye teslim etmiyorsanız, banka hesabınızı, banka kartınızı ve dijital bankacılık bilgilerinizi de aynı özenle korumalısınız. Çünkü ceza hukukunda en güçlü savunma, çoğu zaman soruşturma başladıktan sonra yapılan değil; hukuki risk henüz doğmadan önce alınan doğru tedbirlerdir.