Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Ziraat, Vakıf ve Halk Katılım bankalarının tek çatı altında birleşmesiyle katılım finans sektöründe yeni bir dönemin kapısı aralanıyor. Ekonomist Necmettin Batırel, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a yaptığı değerlendirmede birleşmenin operasyonel maliyetleri düşüreceğini, sermaye gücünü artıracağını ve özel katılım bankalarıyla rekabette yeni bir sayfa açacağını belirtti.
Katılım finans sektöründe kamu bankalarının güçlerini birleştirmesiyle yeni bir dönem gündeme geliyor. Ziraat, Vakıf ve Halk Katılım bankalarının tek bir çatı altında birleştirilmesiyle daha büyük, güçlü ve rekabetçi bir yapının oluşturulması hedefleniyor. Birleşmenin hem Türkiye'deki katılım bankacılığının gelişimine hem de uluslararası finans piyasalarındaki konumuna önemli katkılar sunması bekleniyor.

Birleşmeyle birlikte Türkiye'deki toplam bankacılık ve finans sektörü içerisinde katılım bankacılığının payının artırılması ve sektörün genel yapısının güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu adımın, Türkiye'nin katılım finans alanındaki stratejik hedeflerine de katkı sunması bekleniyor.

Üç kamu katılım bankasının pazar payının yaklaşık yüzde 36 seviyesinde olduğu belirtilirken, birleşmenin Türkiye'nin en büyük katılım bankasını ortaya çıkarması öngörülüyor. Daha geniş bir sermaye tabanına ve güçlü bir bilanço yapısına sahip olacak yeni oluşumun, özel katılım bankalarıyla rekabette elini güçlendirmesi amaçlanıyor.
Dağınık ve parçalı yapının sona ermesiyle uluslararası piyasalarda daha güçlü bir konum elde edilmesi de hedefler arasında yer alıyor. Yeni yapının bağımsız kredi itibarının güçlenmesi, sendikasyon kredileri ve sukuk gibi dış finansman kaynaklarına daha uygun maliyetlerle erişimi kolaylaştırabilecek.

Birleşmenin öne çıkan hedeflerinden biri de operasyonel maliyetlerin azaltılması. Ortak teknoloji altyapısının oluşturulması, şube ağlarının konsolide edilmesi ve genel müdürlük yönetimlerinin birleştirilmesiyle kaynakların daha verimli kullanılması planlanıyor.
Bilanço gücünün bir araya getirilmesi ve sermaye kapasitesinin daha etkin kullanılması, bankacılık faaliyetlerinde verimliliğin artırılmasına katkı sağlayabilecek. Bu sayede daha güçlü bir finansal yapıyla hem yurt içindeki hem de yurt dışındaki rekabet koşullarına karşı daha etkili bir duruş sergilenmesi hedefleniyor.

Katılım finansın gelişimine yönelik stratejik vizyonun önemli ayaklarından birini de Türkiye'nin, özellikle İstanbul'un, küresel bir katılım finans merkezi haline getirilmesi oluşturuyor. Kamu katılım bankalarının tek çatı altında birleşmesi, bu hedef doğrultusunda finansal kapasitenin artırılmasına yönelik önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Birleşmenin sermaye piyasalarına da yansıması bekleniyor. Borsa İstanbul'da işlem gören katılım esaslı fonlara ve faizsiz finansal enstrümanlara yönelik talebin derinleşmesi, Katılım Endeksi'ndeki işlem hacimlerini yukarı yönlü destekleyebilir.