Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Marmara Denizi'nde bugün 3,9 büyüklüğünde gerçekleşen depremle Büyük İstanbul Depremi kabusu hortladı. Deprem Uzmanı Naci Görür, TGRT Haber Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş’a, Marmara’da meydana gelen depremin ardından dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Görür, Marmara’daki küçük depremlerin çoğunun beklenen büyük depremle doğrudan ilişkili olmadığını, ancak bölgenin genel olarak gerilim altında bulunduğunu vurguladı.

Görür, söz konusu sarsıntılarla ilgili olarak şu ifadeleri kullandı: "Bu boyutlarda deprem çok oluyor. İkilik, birlik, üçlük depremler oluyor. Özellikle batı kesimlerinde olan depremler tektonik depremler değil. Bunların çoğu o çökeller içerisinde bulunan gazdan dolayı oluyor."
Marmara Denizi’nin batısındaki jeolojik yapıya dikkat çeken Görür, "Trakya havzasının hidrokarbon gazları Batı Marmara’da Tekirdağ yöresinde ve çevresinde Orta Marmara’ya kadar çıkış yapıyor. Bunlar dolayısıyla çökelleri etkiliyorlar ve düzensiz hale getirip küçük depremler oluşturmasına neden oluyorlar. Dolayısıyla bunlar bizim için bir şey ifade etmiyor" dedi.

Küçük depremlerin önemine ilişkin de konuşan Görür, "Kaldı ki 4 ve üstü olmayan depremleri çok ciddiye de almıyoruz. Bizim için önemli olan büyük depremler" şeklinde konuştu.

Marmara’daki gerilim birikimine dikkat çeken Görür, "Şimdi Marmara’da küçük depremler olacaktır. Sebebi Marmara Denizi gerilim altında. Bu gerilim küçük depremlerin zaman zaman oluşmasına neden olmaktadır. Nitekim oluyor da görüyoruz" ifadelerini kullandı.

Beklenen büyük depreme ilişkin konuşan Görür, "Marmara asıl büyük depreme hazırlanıyor, kendisi hazırlanıyor. Bazı yerler mesela geçenlerde 6.2 deprem olduğunda 10 km - 15 km yer kırıldı. Ama kırılacak toplam yer 70 km. Geri kalanı duruyor" şeklinde konuştu. Fay hatlarının bütünlüğüne dikkat çeken Görür, "Şimdi bir uçtan bir tahtayı kırarsanız öbür ucu gerilir. Kırılmaya çalışır. Bu şekilde şimdi gerilim artıyor" dedi.

İstanbul’da depremin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Görür, tarihsel sürece işaret ederek şunları söyledi: "İstanbul’da deprem bugün olan bir olay değil. Yani Bizans döneminde olmuş, Osmanlı döneminde olmuş, Cumhuriyet döneminde olmuş. Bugün olmazsa yarın olur, yarın olmazsa öbür gün olur. Bir gün muhakkak olur. 14 milyon senedir bu mekanizma çalışıyor."

Depremin olup olmayacağını tartışmanın anlamsız olduğunu belirten Görür, "Deprem olacak mı, olmayacak mı demenin hiçbir anlamı yoktur. Ben depremde ölmeyeceğim. Ölmemek için nerede, nasıl, ne yapabilirim? Bizim için önemli olan bu sorunun cevabı olmalıdır" dedi.
“Deprem dirençli kent” vurgusu yapan Görür, "Ben diyorum ki deprem dirençli İstanbul’da yaşarsanız size bir şey olmaz. İstanbul’u sağlam hale getirmek için ise, kentin bileşenlerini yani yönetim, halk, altyapı, yapı stoku, ekosistem, çevre ve ekonomi deprem dirençli olmalı" dedi.

Deprem gerçeğinin sadece İstanbul’a özgü olmadığını belirten Görür, "Deprem ülkesi olan ülkemizde herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda büyük bir deprem olabilir. Onun için tüm ülkemizi deprem dirençli yapmalıyız" diyerek vatandaşı uyardı.
Toplumsal bilinç eksikliğine de dikkat çeken Görür, deprem kültürünün önemini şu sözlerle anlattı: "İnsanlar deprem kültürüyle yetişmezse bu işi başaramayız. Erzurum’da insanlar kışa nasıl hazırlanacağını bilir. Bu onların kültürüdür. Deprem de bizim kültürümüz olmalı ki her zaman depreme hazır şekilde yaşamayı bilmeliyiz."