Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Habertürk ve Bloomberg HT ortak yayınında gündemin en kritik maddelerinden biri olan 131 fonun tasfiye sürecine dair somut rakamları ilk kez paylaştı. Karantinaya alınan fonlarda 3 portföy yönetim şirketinin tasfiyesinin başarıyla tamamlandığını açıklayan Şimşek; 45 binden fazla hesaba 40,8 milyar TL ödeme yapıldığını, Meclis'teki kanun düzenlemesinin ardından 1 milyon TL'ye kadar olan ara ödemelerin de hızla devreye gireceğini duyurdu.
Sermaye piyasalarındaki dönüşüm ve karantinaya alınan 131 fonun geleceğine ilişkin konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sürecin temel ilkelerini şu sözlerle özetledi:
"Tasfiye süreci bizim öngördüğümüz hızda ve çerçevede gidiyor. Tasfiye ile ilgili bir takım temel ilkeler belirlemiştik ve bunu kamuoyuyla paylaştık. Bu temel ilkelerimizde şeffaflık var, etkinlik var, tabii ki adalet var. Burada kamu kaynaklarının kullanılmayacağı hususu çok net bir şekilde ifade edildi ve bu şekilde devam edecek."
Tasfiye süreçlerinin dünyadaki örneklerine değinen Bakan Şimşek, Türkiye'deki sürecin dünyadakilerden çok daha hızlı ilerleyeceğinin altını çizdi:
"Tasfiye zaman alacak, dünyada da böyle. Amerika'daki Madoff vakasında biliyorsunuz tasfiye 2008'de başladı, fiili ödemeler 2011 yılında yapıldı ve 2017 yılında bitti. Tabii bizde çok farklı işleyecek, çok hızlı olacak. Ben sadece bir perspektif vermek açısından söylüyorum."

Ödeme takviminde izlenecek sırayı açıklayan Şimşek, küçük yatırımcının korunacağını belirterek şunları söyledi:
"Küçükleri ve para piyasası fonlarını önceliklendireceğimizi söyledik. Bu da temel ilkelerimizden bir tanesi. Nihai ödemeler tabii ki yatırımcıların fonlardaki pay oranları çerçevesinde hukuk içinde yürüyor. Dolayısıyla orada bir tereddüt yok."
Meclis'teki yasal düzenlemeye dikkat çeken Bakan Şimşek, ara ödemelerin detaylarını ve hazırlıkları şu ifadelerle duyurdu:
"Ara ödeme için şu an bildiğiniz gibi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir tasfiye kanunu görüşülüyor, Plan ve Bütçe Komisyonu'ndan geçti. Bu kanun geçtikten sonra hızlı bir şekilde, fonlardaki kaynakların durumuna göre 1 milyon TL'ye kadar ödemeler hızlı bir şekilde yapılacak. Kanun Meclis'in takdirinde. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), MKK ve diğer bütün ilgili kurumlar hazırlıklarını tamamladılar."
131 fonun tasfiyesini iki büyük kamu ve özel bankanın üstlendiğini açıklayan Şimşek, süreçteki iki farklı yöntemi aktardı:
"Tasfiyeyi Ziraat Bankası ve İş Bankası ile yapıyoruz, görevlendirilen iki tane kurum bu. Tasfiyeyi iki gruba ayırdık: Olağan tasfiyeye tabi tutulacak şirketler ve olağanüstü tasfiyeye tabi tutulacaklar. Olağan tasfiye mali yapıları nispeten yönetilebilir olan portföy yönetim şirketleri için uygulamaya konuldu."
Tasfiye edilen 131 fona ilişkin rakamsal verileri ve güncel durumu paylaşan Bakan Şimşek, süreci tamamlanan şirketleri açıklayarak şu bilgileri verdi:
"7 portföy yönetim şirketinin bünyesindeki 131 fon tasfiyeye alındı. Bu 131 fondan 66'sı tamamen tasfiye edildi ve normal tasfiyeye tabi tutuldu. Geçen hafta itibarıyla Pardus, Bulls ve A1 Kapital dediğimiz 3 portföy yönetim şirketinin tam tasfiyesi tamamlandı. Burada 45 bin 747 hesaba 40,8 milyar lira ödendi ve normal tasfiye başarılı bir şekilde gerçekleşti."
Küçük yatırımcıların korunması ilkesinin sahada karşılık bulduğunu belirten Şimşek, para piyasası fonlarındaki kazancı şu sözlerle aktardı:
"Başlangıçta ilkelerimizden bir tanesinin küçük yatırımcıların ve para piyasası fonlarının önceliklendirilmesi olduğunu söylemiştim. Rakamları vereyim: Tasfiyesi tamamlanan 3 portföy yönetim şirketindeki para piyasası fonu yatırımcıları, bırakın zarara uğramayı, 17 Eylül'e göre %1,43 ilave getiri aldılar."

Hisse senedi yoğunluklu fonlarda yaşanan geri çekilmenin fiktif fiyatlamalardan kaynaklandığını vurgulayan Bakan Şimşek, tablonun nedenini şöyle açıkladı:
"Hisse senedi ağırlıklı fonlarda durum farklı. Hisse senedi değerleri şirketlerin temellerinden bağımsız, fiktif bir şekilde şişirilmiş olduğu için ve o değerlerde düşüş yaşandığı için hisse senedi yoğun fonlarda yatırımcılar 17 Eylül'deki değere göre yaklaşık %58'ini alabildiler. Yani %42 daha düşük bir ödeme aldılar. Ama bu tamamen hisse senetlerinin değerlerinin fiktif artışından ve sonrasındaki düşüşünden kaynaklanıyor."
Normal tasfiye sürecindeki 3 şirketin ardından Hedef Portföy’ün de normal tasfiyeye dahil edildiğini açıklayan Bakan Şimşek, süreci şöyle detaylandırdı:
"Geçtiğimiz hafta Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Hedef Portföy Yönetim Şirketi'nin de fonlarını normal tasfiyeye tabi tutmaya karar verdi. Çünkü bu portföy yönetim şirketinin sahipleri ve yöneticileri varlıkları ile parayı geri koydular. Hedef Portföy’de 31 tane fon var; bunun 4’ü para piyasası fonu ve toplamda 23 bin 925 hesap bulunuyor. Amacımız bu hafta itibarıyla bu süreci de tamamlamak. Böylece 7 portföy yönetim şirketinin 4’ünün normal tasfiyesi başarıyla tamamlanmış olacak."
Geriye kalan 3 büyük portföy yönetim şirketindeki (Tera, Pusula, Atlas) son duruma değinen Şimşek, fon dışına çıkarılan kaynakların iadesi için müzakere yürütüldüğünü belirtti:
"Geriye kalan 3 tane nispeten büyük portföy yönetim şirketi (Tera, Pusula ve Atlas) bugün itibarıyla olağanüstü tasfiyeye tabi. Bunlardan Atlas'ın sahipleri bir süredir tasfiyeci kurumla diyalog içerisindeler ve dışarı çıkarılan kaynakları/varlıkları geri iade etme konusunda bir irade ortaya koymuş durumdalar. Tasfiyeden sorumlu kurumlar bu süreci titizlikle yönetiyor."

Meclis’te görüşülen kanunun kabul edilmesiyle birlikte 1 milyon TL’ye kadar olan ödemelerin hızla yapılacağını ve yüz binlerce yatırımcının mağduriyetinin giderileceğini vurgulayan Şimşek, şu rakamları paylaştı:
"TBMM'deki kanun kabul edildikten hemen sonra, olağanüstü tasfiyeye tabi şirketlerde 1 milyon TL'ye kadar olan küçük yatırımcıları ve para piyasası fonu yatırımcılarını önceliklendirecek şekilde bir ödeme süreci izlenecek. Eğer 1 milyon TL'ye kadar ödeme kabiliyeti olursa olağanüstü tasfiyedeki yaklaşık 390 bin hesap temizlenmiş olacak. Zaten 131 fonun 66'sı tamamen tasfiye edildi. Kanun geçtikten sonra sayısal olarak süreç büyük oranda tamamlanmış olacak."
Olağanüstü tasfiyedeki şirketlerde kaynak yetersizliği olması durumunda izlenecek yolu açıklayan Bakan Şimşek, adli ve mali takibin boyutunu şu sözlerle aktardı:
"Peki bu olağanüstü tasfiyeye tabi 3 şirkette yeterince kaynak yoksa ne yapılacak? Geçici tasfiye kanun tasarısında buna ilişkin düzenlemeler var. TMSF, Adalet Bakanlığımız ve MKK birlikte çalışıyor. Geliştirilen bir algoritmayla bu fonların doğumundan ölümüne kadar geçen tüm süreç incelemeye alınıyor."

Piyasa bozucu faaliyetlerden kazanç elde edenlerin tek tek tespit edildiğini ve listenin Adalet Bakanlığı ile TMSF'ye iletildiğini belirten Bakan Şimşek, kaynak iadesi için kurulan sistemi şöyle anlattı:
"Birleşik Fon Bankası (TMSF) nezdinde 131 fon için 131 ayrı hesap, artı 1 tane de genel iade hesabı olmak üzere toplam 132 hesap açtık. Bu hesaplara iki kanaldan kaynak gelecek: Birincisi gönüllü iadeler; buradan manipülasyona uğramış hisselerden aşırı kazanç elde edenlerin gönüllü iade süreci devam ediyor. İkincisi ve asıl önemli kaynak ise geri dönük takip süreci."
Geliştirilen enflasyon ayarlı algoritma ile haksız kazanç sağlayan kişilerin belirlendiğini ve ilk aşamada 10 milyon TL tavan sınırının esas alınacağını kaydeden Şimşek, şu uyarılarda bulundu:
"Fonların doğumundan ölümüne kadar geçen süreçte, enflasyonun üzerinde ve belirli bir meblağın üstünde kazanç sağlayanlar tespit edildi. İlk aşamada reel olarak (TEFE-TÜFE ile uyarlanmış) 10 milyon TL ve üzerinde buradan kazanç elde eden birkaç yüz şirket ve kişiye başvurulacak. Bu kişiler davet edilecek; gönüllü iade ederlerse sorun yok, etmezlerse Adalet Bakanlığımız tarafından hukuki süreç işletilecek."
Tasfiye sürecinin genel tablosunu özetleyen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, vatandaşların haklarının sonuna kadar takip edileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
"7 portföy yönetim şirketinin 3’ü sorunsuz tasfiye edildi. 4'üncüsünün (Hedef Portföy) süreci devam ediyor, 5'incisinin de normal tasfiyeye dönme ihtimali yüksek. Dolayısıyla geriye sadece 2 tane daha karmaşık fon kalıyor. Vatandaşlarımızın fonlarda kalan hakları saklıdır. Fonlardan hukuka aykırı şekilde nemalanan kişi veya şirketlere aktarılan paraların ve varlıkların geri alınması hususunda sonuna kadar hukuken üzerine gideceğiz."

Yöneticilerin ve usulsüzlük yapanların tüm mal varlıklarının hedefte olacağını vurgulayan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Vatandaşlarımızın fonlarda kalan hakları hem saklı hem de hukuken üzerine gideceğiz. Özellikle fonlardan hukuka aykırı bir şekilde nemalanan kişi veya şirketlere aktarılan paraların ve varlıkların geri alınması çok kritik. Burada yöneticiler, ortaklar ve birlikte hareket edenlerin mal varlıklarına başvurulacak. Bunların hepsi tespit edilecek. Zaten algoritmalar yazıldı, büyük oranda tespit edildi ve TMSF ile savcılarımıza iletildi."

Sermaye piyasalarının 2001 krizinden sonra bankacılık sektöründe yaşanan reform sürecine benzer bir dönüşüm geçireceğini vurgulayan Bakan Şimşek:
"Sermaye piyasalarımız bu süreçten çok daha sağlıklı bir yapıyla çıkacak. 2001 krizinden sonra bankacılıkta çok büyük reformlar yapıldı. 2008-2009 küresel krizinde dünyada 1400 banka batarken Türkiye'de tek bir bankanın sermaye ihtiyacı olmadı. Bugün de öyle, bankacılık sistemi dayanıklılık gösteriyor. 1.8 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşan bu ekonomiyi bankacılık tek başına sırtlayamaz. Finansman ihtiyacının %30-40'ının sermaye piyasalarından karşılanması gerekiyor."
Piyasa bozucu faaliyetler, içerden bilgi ticareti ve manipülasyonlara karşı yaptırımların sertleşeceğini belirten Bakan Şimşek, denetim kadrosunu güçlendirecek adımı duyurdu:
"Üst kurullardaki insan kaynağını ve kurumsal kapasiteyi ciddi şekilde güçlendireceğiz. Piyasa çok gelişmiş algoritmalar kullanıyor, bizim de bu teknolojiyi ve kadroyu kurmamız gerek. Vergi Denetim Kurulu'nda 7 bin 100'ün üzerinde vergi müfettişimiz var. Oradan birkaç yüz tane deneyimli vergi müfettişini kanunla ilgili kurumlarımıza (SPK vb.) aktaracağız. Kadro karşılığı sözleşmeli statü ve ücret düzenlemeleri dahi yapacağız. Mevzuat açığı varsa o da giderilecek."

Piyasa bozucu hareketlere geçit verilmeyeceğini ve cezaların caydırıcı hale getirileceğini belirten Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Piyasada içerden bilgi ticareti, piyasa bozucu faaliyetler ve koordineli hareketlere ilişkin çok güçlü tedbir ve yaptırımlar gelecek. Fonların tüzel kişiliği olmamasından kaynaklanan hukuki muğlaklıkları gideriyoruz. Zaten yayınladığımız Fon Rehberi ile şeffaflık arttı; ilişkili taraflarla yapılan işlemlere ve Takasbank bünyesindeki teminat pozisyonlarına ciddi kısıtlamalar getirdik. Manipülasyon kapılarının çoğu bu rehberle zaten kapatıldı."
Riskli fonların küçük yatırımcıyla temasının kesileceğini duyuran Bakan Şimşek, sistemik değişikliği şöyle açıkladı:
"Sektörün esnek olan alanlarının halkla teması olmaması lazım. Yani zenginlerin kendi paralarıyla aldıkları riskler ki dünyada buna özel fon, bizde ise serbest fon deniliyor. Serbest fonlar TEFAS'a açılmasaydı bugünkü düzeyde hiçbir sorun yaşanmayacaktı. 2019'daki bu kararı biz gözden geçireceğiz. Esnek fon alanlarının vatandaşa açık olmaması gerekiyor."

Düzenlemeler yapılırken sektörle istişare edileceğini ve yarın kritik bir zirve yapılacağını aktaran Şimşek:
"Yarın İstanbul'da bir programım var. Arkadaşlara söyledim, manipülasyona bulaşmamış Türkiye'deki 20 önemli büyük fonun yöneticileriyle bir araya geleceğiz ve onları dinleyeceğiz. Düzenlemeleri yaparken elbette sektörle de görüşeceğiz."
Gelecek dönemdeki iki ana önceliği duyuran Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sözlerini şöyle noktaladı:
"İki temel önceliğimiz var: Birincisi koordineli işlemler; buna yönelik sürekli ve güvenilir yaptırımlar olacak, hatta kişilerin tasarrufuna bırakılmayacak algoritmik bir engel mekanizması kurulabilir. İkincisi ise fiili dolaşım oranlarının bağımsız bir kurumca doğrulanması. Çünkü manipülasyonların önemli bir kısmı fiili dolaşımdaki aksaklıklardan kaynaklanıyor."
Piyasada dolaşan söylentilere açıklık getiren Bakan Şimşek, krizin ekonominin geneline yayılma riskinin bulunmadığını belirtti:
"İlk günden itibaren bu alanda bir sistemik riskin olmadığını, yani sorunlu alanı karantinaya aldığımızı ve bulaşıcılığı sınırladığımızı başından beri ifade ettik. Sistemik risk yok derken kastettiğim şu: Piyasanın belli bir segmentinde ortaya çıkan bir sorunun yayılarak ekonomiyi topyekun risk altına bırakması durumu kesinlikle söz konusu değildir."

Bankacılık sektörünün bu sorunlu fonlarla olan etkileşiminin yok denecek kadar az olduğuna dikkat çeken Şimşek, rakamları şöyle sıraladı:
"Bankacılığa bulaşıcılık riski neredeyse yok denecek düzeyde. Bankalarımızın doğrudan bu problemli fonlara olan riski sadece 1,3 milyar lira. Bankacılık sektörünün 56 trilyon liralık aktif büyüklüğünü düşündüğünüzde bu risk 10 binde 2’ye denk geliyor. Dolayısıyla bankacılık sektörü için bir risk oluşturması söz konusu değil."
Benzer tablonun reel sektör için de geçerli olduğunu söyleyen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, borsadaki yansımaları değerlendirdi:
"Reel sektörün bu fonlarla etkileşim riski ise toplam aktiflerin sadece 10 binde 9'u düzeyindedir. Bunlar oldukça düşük rakamlardır. Tabii bu fon problemi dünyadaki diğer küresel sorunlarla aynı döneme denk geldiği için borsadaki fiyatlara yansıması, normal fon piyasasındaki sorunun ötesine geçti."
Fon piyasasından para çıkışının cuma günü itibarıyla durduğunu müjdeleyen Bakan Şimşek, sermayenin daha güvenli limanlara yöneldiğini vurguladı:
"Geçen hafta cuma itibarıyla fonlardan çıkış büyük oranda durdu. Bugüne kadar fonlardan net çıkış yaklaşık 647 milyar lira oldu; bunun 287 milyar lirası yabancı yatırımcı çıkışıdır. Ancak en önemli konu şu: Buradan çıkan para sistemden kaçmadı, mevduata geçti. 17 Eylül'den bu yana TL mevduat artışı 680 milyar lirayı buldu ve toplam TL mevduatının payı %62'ye yükseldi. Vatandaşımız TMSF garantisi olan daha az riskli alana geçti ve şu an o kaçınma da durmuş durumda."

Özel sektör tahvil piyasasının genel büyüklüğüne ve yıl sonuna kadarki vade durumuna ilişkin rakamsal verileri paylaşan Şimşek:
"Özel sektör tahvil piyasasının toplam büyüklüğü 1 trilyon lira düzeyinde. Bu 1 trilyon liralık toplam tahvil stokunun Ekim-Aralık sonuna kadar vadesi gelecek olan kısmı ise sadece 26,5 milyar lira. Dolayısıyla Türkiye ekonomisi içerisindeki yeri oransal olarak baktığımız zaman son derece cüzi bir alana denk geliyor."
Özel sektör tahvillerinin yenilenmesi (rollover) sürecinde Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) olası rolüne değinen Bakan Şimşek, şartları şu sözlerle netleştirdi:
"Bizim kamu kaynağı kullanılmayacak yönünde ilkesel bir kararımız var. Kredi Garanti Fonu ile iletişimdeyiz ancak Hazine olarak taraf olmayacağımızı, kaynak kullandırmayacağımızı ve garanti vermeyeceğimizi net bir şekilde söyledik. Ancak KGF kendi öz kaynaklarından, manipülasyona bulaşmamış kurum veya şirketlerle ilişkili özel sektör tahvillerine dönük bir kredi çerçevesi oluşturursa buna olumlu bakarız. KGF’nin kendi öz kaynaklarıyla bir paket açıklayıp açıklamayacağı konusu şu an çalışılıyor."

MSCI'ın yaptığı değerlendirmeyi ve tanınan süreci olumlu karşıladıklarını belirten Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, şunları söyledi:
"MSCI’ın açıklaması oldukça yapıcı. Haziran ayına kadar süre vermesi zaten bizim için önemliydi. Dolayısıyla talepleri de son derece makul. Sağlıklı işleyen bir fon piyasası ve borsa, yani sermaye piyasaları açısından bu talepler son derece yerindedir. Onların sorun olarak ifade ettiği hususların zaten üzerine gidildi ve gidilmeye devam edilecek. Fon rehberiyle bu doğrultuda çok güçlü bir adım atıldı."
Sermaye piyasasında güvenliği artırmak adına mevzuat ve denetim kapasitesinin artırılacağını vurgulayan Şimşek, yeni sistemin detaylarını aktardı:
"Burada en kritik konu uygulamada etkinliktir. Düzenleyici ve denetleyici bağımsız kurumlarımızın kapasitesini ve mevzuatı nasıl güçlendireceğimizi netleştirdik. Gerekirse bireysel inisiyatiflerin ötesinde algoritmalarla zamanında müdahaleyi sağlayan bir yapı kuracağız. Güvenilir, sürekli ve ağır yaptırımlar kalıcı düzenlemelerimizin içerisinde yer alacak."
Borsadaki yabancı çıkışı ve değer kayıplarının sadece iç gelişmelerle sınırlı olmadığını, küresel finansal koşullarla da doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eden Bakan Şimşek:
"Ağustos ayından bu yana yaşanan sürece birlikte bakmak lazım. Amerikan Merkez Bankası (Fed) faizleri artırdı ve faizlerin daha da artabileceğine yönelik piyasada güçlü bir beklenti var. Yani küresel finansal koşullar sıkılaşıyor. Borsadaki yabancı çıkışını ve değer kaybını bu küresel sıkılaşma sürecinden bağımsız düşünemezsiniz."

Borsadaki satış baskısının arkasında küresel koşulların yer aldığını ve gelişmekte olan ülkelerin genelinde benzer bir tablonun yaşandığını vurgulayan Bakan Şimşek, somut verileri şöyle sıraladı:
"İçeride sanki dünyayla hiçbir etkileşimimiz yokmuş, sadece fon piyasasında yaşanan sorun nedeniyle borsamızda değer kaybı olmuş gibi bir algı var. Rakam veriyorum: Mısır piyasası 17 Eylül'den bu yana %15,2 düştü, Türkiye %14,8 düştü, Güney Kore %14,1 düştü. Güney Kore'de bir fon sorunu mu var? Birçok gelişmekte olan ülkede ortalama %4 ile %23 arasında düşüşler yaşandı."
Fed’in faiz kararları, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve küresel uzun vadeli faizlerin zirve yapmasının aynı döneme denk geldiğini belirten Şimşek:
"Küresel finansal koşulların sıkılaşması, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışı, petrol fiyatlarının yeniden yükselmesi ve küresel faizlerin 20-25 yılın zirvesine çıkması tamamen aynı döneme denk geldi. Adeta Murphy Kanunu gibi bir süreç yaşandı. Ancak S&P ve Fitch de açıklama yaptı; hepsi bu sürecin daha sağlıklı bir sermaye piyasası yaratacağını ve reel ekonomiye kalıcı, sistemik bir etkisinin olmayacağını doğruladı."
Türkiye ekonomisinin olası şoklara karşı elinde ciddi politika alanı olduğunu belirten Bakan Şimşek, bütçe açığı ve kamu borç stoğuna ilişkin çarpıcı rakamları paylaştı:
"Maliye politikasında çok ciddi bir avantajımız var. Geçen sene gelişmekte olan ülkelerin bütçe açığının milli gelire oranı ortalama %5,9 iken bizde %2,9 oldu. Bu sene de gelişmekte olan ülkelerde bütçe açığı ortalaması %5,8 tahmin edilirken bizde %3,1 seviyesinde. Kamu brüt borç stokumuzun milli gelire oranı %22 civarında; gelişmekte olan ülkelerde ise bu oran %78’ler seviyesinde, yani bizden 3,5 kat daha yüksek."
Olası makroekonomik risklere karşı Türkiye'nin politika esnekliğine sahip olduğunu vurgulayan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Hem para politikası hem de makro ihtiyati tedbirler üzerinden baktığınız zaman bizim ciddi bir politika tepki alanımız var. Ekonomide ciddi bir yavaşlama olması durumunda anında tepki verebilecek imkanlara sahibiz. Türk sermaye piyasaları bu süreçten çok daha güçlü ve sağlıklı bir zemine kavuşarak çıkacaktır."