Kategoriler
UYGULAMALAR
İstanbul

Küresel piyasalarda geçen hafta baskı yaratan ana başlık yine jeopolitik riskler oldu. Orta Doğu’da süren çatışmalar ve enerji fiyatlarındaki sert dalgalanma, özellikle hisse senedi piyasalarında satış baskısını artırdı. Petrolün yüksek seyri enflasyon kaygılarını yeniden öne çıkarırken, yatırımcılar da doğal olarak merkez bankalarının atacağı adımlara odaklandı. ABD, Avro Bölgesi, Japonya ve İngiltere’de gelecek hafta açıklanacak para politikası kararları, piyasaların yönü açısından belirleyici olacak gibi görünüyor. Çünkü sadece faiz oranları değil, verilecek mesajlar da önemli.

Piyasalarda tansiyonu yükselten en önemli unsur, ABD-İsrail ile İran arasındaki gerilimin çözüme kavuşacağına dair umutların zayıflaması oldu. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutacağını açıklaması da risk algısını diri tuttu. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki dalgalanma, enflasyon beklentilerini doğrudan etkiliyor. Bu da yatırımcıların temkinli kalmasına yol açıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın stratejik petrol rezervlerini piyasaya sürme hamlesi bile, açıkçası, endişeleri yatıştırmaya yetmedi. ABD’li yetkililerden gelen açıklamalar da yakından izlendi. ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin dünyanın en büyük petrol üreticisi olduğunu vurgulayarak petrol fiyatları yükseldiğinde bundan ciddi gelir elde ettiklerini söyledi. Ancak Trump, İran’ın nükleer silaha sahip olmasının engellenmesinin çok daha önemli olduğunu belirtti ve buna izin vermeyeceklerini ifade etti.

Trump ayrıca, Fed Başkanı Jerome Powell’a da seslenerek para politikası toplantısını beklemeden faizlerin “derhal” indirilmesi gerektiğini savundu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ise küresel petrol arzını artırmak amacıyla, denizde mahsur kalan Rus petrolünün satın alınmasına geçici olarak izin verildiğini açıkladı. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de Hürmüz Boğazı konusunda endişe edilmemesi gerektiğini söyledi.
Önümüzdeki hafta merkez bankaları açısından yoğun bir takvim var. ABD Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit bırakmasına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak asıl dikkat çeken nokta şu: Orta Doğu’daki çatışmaların enerji fiyatları ve enflasyon üzerindeki etkisi nedeniyle, Fed’in bu yıl faiz indireceğine yönelik beklentiler zayıflamış durumda. Para piyasalarında daha önce temmuz toplantısı için öne çıkan ilk faiz indirimi beklentisi ötelenirken, yıl genelinde beklenen gevşeme adımı sayısı da 2’den 1’e geriledi.

Makroekonomik veriler de bu tabloyu destekliyor. ABD’de TÜFE, şubatta aylık yüzde 0,3, yıllık bazda ise yüzde 2,4 arttı. Veriler beklentilere paralel geldi. Enflasyon, yıllık bazda Mayıs 2025’ten bu yana en düşük seviyesinde kalmayı sürdürdü. Yine de analistler, bu verilerin petrol fiyatlarında bu ay yaşanan hareketliliği henüz tam olarak yansıtmadığı görüşünde. ABD ekonomisinin büyüme performansı da dikkat çekti. Ülke ekonomisi 2025’in dördüncü çeyreğinde yüzde 0,7 büyüdü. Bu oran, yüzde 1,4 olan öncü tahminlerin altında kaldı. Bir önceki çeyrekte kaydedilen yüzde 4,4’lük büyüme düşünüldüğünde, ekonomide belirgin bir yavaşlama var.
ABD pay piyasaları geçen haftayı düşüşle tamamladı. Haftalık bazda S&P 500 yüzde 1,60, Nasdaq yüzde 1,26 ve Dow Jones yüzde 1,99 geriledi. Tahvil piyasasında da satış ağırlıklı bir görünüm vardı. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı 16 baz puan artışla yüzde 4,28 seviyesinde kapattı. Dolar endeksi ise yüzde 1,5 yükselerek 100,4’e çıktı.
Enerji tarafında Brent petrolün varili haftayı yüzde 11,2 primle 101 dolardan tamamladı. Buna karşılık, doların güçlenmesi, teminat tamamlama satışları ve kar realizasyonları nedeniyle kıymetli metallerde geri çekilme görüldü. Altının ons fiyatı haftalık bazda yüzde 2,6 düşüşle 5 bin 20 dolara gerilerken, gümüşün onsu da yüzde 4,6 kayıpla 80,6 dolar oldu. ABD’de gelecek hafta veri gündemi de oldukça yoğun. Pazartesi New York Fed sanayi endeksi, sanayi üretimi ve kapasite kullanım oranı; salı bekleyen konut satışları; çarşamba üretici enflasyonu, fabrika siparişleri, dayanıklı mal siparişleri, Fed’in faiz kararı ve Powell’ın basın toplantısı; perşembe ise toptan eşya stokları ile haftalık işsizlik maaşı başvuruları izlenecek.
Avrupa borsalarında geçen hafta İtalya dışında negatif bir görünüm hâkimdi. Yeni haftada yatırımcıların odağında Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası’nın faiz kararları olacak. Piyasalarda ECB’nin üç temel politika faizinde değişikliğe gitmemesi bekleniyor. Buna rağmen, Orta Doğu’daki gerginlikler nedeniyle bankanın beklenenden daha erken sıkılaşabileceği yönünde öngörüler de güçleniyor. İngiltere Merkez Bankası için de benzer bir tablo var. Ay başında faiz indirimi beklentileri öne çıkmıştı ancak şimdi gelecek hafta faizlerin sabit tutulması daha olası görülüyor. Enerji fiyatlarındaki oynaklık ve jeopolitik belirsizlikler Avrupa pay piyasaları üzerinde baskı kurmayı sürdürüyor. Almanya’nın önde gelen ekonomi enstitüleri de yayımladıkları bahar raporlarında, yükselen enerji fiyatlarının enflasyonu artıracağı ve alım gücünü zayıflatacağı uyarısında bulundu.

Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü, enflasyonun yüzde 2,5’e çıkacağını ve bunun tüketicilerin alım gücünde yüzde 0,6 kayba neden olacağını öngördü. Ifo Enstitüsü ise Almanya için bu yılki büyüme tahminini 0,2 puan aşağı çekerek yüzde 0,8’e indirdi. Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Katherina Reiche de Berlin’de yaptığı açıklamada, ülkenin stratejik petrol rezervlerinden 19,5 milyon varilin serbest bırakılacağını duyurdu. Bu miktar, Almanya’nın toplam petrol rezervlerinin yaklaşık beşte birine karşılık geliyor. İngiltere de IEA üyesi ülkelerin koordineli rezerv adımı kapsamında 13,5 milyon varillik katkı sağlayacağını açıkladı. Geçen hafta İngiltere’de FTSE 100 yüzde 0,23, Almanya’da DAX yüzde 0,61 ve Fransa’da CAC 40 yüzde 1,03 gerilerken, İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,37 yükseldi. Yeni haftada salı günü Almanya’da ZEW ekonomik güven endeksi, çarşamba Avro Bölgesi’nde tüketici enflasyonu, perşembe günü BoE ve ECB’nin faiz kararları, cuma ise Almanya’da üretici enflasyonu verileri takip edilecek.
Asya borsalarında da geçen hafta satıcılı bir seyir izlendi. Bölge ülkeleri, Orta Doğu’dan gelen petrol arzına büyük ölçüde bağımlı olduğu için enerji tedarikine ilişkin riskler fiyatlamalar üzerinde daha belirgin hissedildi. Hükümetler olası arz sıkıntılarının ekonomik faaliyetleri aksatmaması için birbiri ardına önlemler açıklamaya başladı. Güney Kore, küresel yakıt fiyatlarındaki artışın elektrik maliyetlerini yükseltmesi halinde savunmasız hanelere ek enerji desteği vermeyi değerlendirdiğini duyurdu. Ülkenin ayrıca petrol fiyatlarının yüksek kalması ve LNG tedarikinin aksaması durumunda nükleer ve kömürle çalışan enerji üretimini artırmaya hazırlandığı bildirildi.

Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae de petrol fiyatlarında sert artış ihtimaline karşı ülkenin petrol rezervlerinin kullanılmaya başlanacağını açıkladı. Buna göre önce özel sektörün elindeki 15 günlük rezerv, ardından da hükümetin kontrolündeki 30 günlük rezerv piyasaya sunulacak. Takaiçi, kararın IEA ile koordinasyon beklenmeden uygulanacağını söyledi. Bölge ülkelerinin bu adımlarına rağmen, petrol fiyatlarındaki yükselişin makroekonomik istikrarı bozabileceği endişesi borsalarda baskı yarattı. Gelecek hafta ise Japonya Merkez Bankası’nın faiz kararı öne çıkacak. Bankanın politika faizini sabit bırakması bekleniyor. Yine de karar metnindeki ifadeler ve verilecek yönlendirme, piyasaların yönü üzerinde etkili olabilir. Haftalık bazda Güney Kore’de Kospi yüzde 1,75, Japonya’da Nikkei 225 yüzde 3,24, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,70 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1,13 geriledi. Önümüzdeki hafta çarşamba dış ticaret dengesi, perşembe BoJ’un faiz kararı, kapasite kullanım oranı ve sanayi üretimi verileri izlenecek. Japonya’da piyasalar cuma günü resmi tatil nedeniyle kapalı olacak.
Yurt içinde ise Borsa İstanbul geçen haftayı pozitif tamamladı. BIST 100 endeksi haftalık bazda yüzde 2,35 yükselerek 13.092,93 puana çıktı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası geçen hafta politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37’de sabit tuttu. Gecelik vadede borç verme faiz oranı yüzde 40, gecelik vadede borçlanma faiz oranı ise yüzde 35,5 seviyesinde bırakıldı. PPK duyurusunda, jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkilerinin yakından izlendiği vurgulandı. Dolar/TL de haftayı önceki kapanışın yüzde 0,3 üzerinde, 44,2000 seviyesinden tamamladı.